Etiyopya'da bulunan 100.000 yıllık kemikler, çok yüksek sıcaklıklarda yandıklarına dair izler taşıyor. Bu bilinen en eski kremasyon olabilir.
Porto'da keşfedilen 19. yüzyıla ait ilk sabit kemik diş köprüsü, işlevsel bir kullanımdan ziyade estetik bir amaçla üretilmişti.
Kuzey Kutbu'nda bulunan balina avcıları, denizcilerin ağır iş yükü, tütün kullanımı ve iskorbüt hastalığıyla mücadele ettiğini gösteriyor.
Maryland'te sömürge valileriyle aynı şapele gömülen Afrikalı çocuğun köle mi yoksa özgür mü olduğu antik DNA çalışmalarıyla inceleniyor.
800 yıllık "sarılan iskeletler", genetik analizlerle Polonya'nın Orta Çağ'a ait tek hemcins ikili gömütü olarak doğrulandı.
Çin'deki benzersiz bir Tunç Çağı mezarlığı, yoğun ve şiddetli çatışmalara işaret eden yüksek oranda yaralanmalar ortaya koyuyor.
Laos'un Küpler Ovası'nda bulunan büyük bir taş kabın içeriği, bu kapların ölü gömme adetlerinde kullanıldığını doğruluyor.
Yapılan analizlere göre 19. yüzyıl Fransa'sında raşitizm ve iskorbüt geçiren bir çocuk cıva ile tedavi edilmeye çalışılmış.
Kazıların yapılmasından altmış yıl sonra Vezüv Yanardağı patlamasının kurbanlarından birinin mesleği tespit edildi.
Nesli tükenen insan türü Homo erectus'un genetik materyali ilk kez dizilendi ve modern insanlarla derin genetik bağları ortaya çıktı.
60.000 yıllık bir Neandertal dişinde bulunan delik, büyük olasılıkla taş bir matkapla açılmış. Bu bugüne kadar bilinen en eski diş tedavisi!
1.800 yıllık savaş atı mezarlığında, sevilen bir atın ve Roma toplumunda dışlanmış olarak kabul edilen bir adamın kalıntıları bulundu.
Yeni bir araştırma, genetik açıdan izole bölgelerin dilsel çeşitliliğin merkezleri olduğunu ortaya koyuyor.
Aberdeen'de bulunan altın diş köprüsü, Orta Çağ İskoçya sakinlerinin ağız sağlığı ve sosyal statüleri hakkında somut veriler sunuyor.
Yaşayan akrabalarından elde edilen DNA, talihsiz Franklin seferi üyelerinden dördünün tanımlanmasını sağladı.
Antik DNA analizleri, Roma sonrası sınır boylarında tek eşlilik, uzun yaşam ve yetim oranları gibi toplumsal verilere net ipuçları sunuyor.
Avusturya'da bulunan keşiş kalıntıları, anüs yoluyla talaş ve kumaşla doldurularak hazırlanan sıradışı bir mumyalanma tekniği sergiliyor.
Yapılan bir araştırma, eski kafatasları ile modern kafatasları arasında belirgin farklılıklar olduğunu gösteriyor.
Antik Mısır katiplerinin kalça, çene ve başparmaklarında görülen hasarlar, sürekli yazı yazmanın bedeni olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.
Tam vücut rekonstrüksiyonu, Sibirya'daki 4.000 yıllık bir mezarda bulunan, zırh giymiş ve silah tutan bir savaşçıyı tasvir ediyor.