Homo sapiens’in Denisovalılara ilgi duyduğu, bu soyu tükenmiş insanlarla karşılaştıkları hemen her yerde çiftleştiği görülüyor.

Bunun bir sonucu olarak günümüzdeki pek çok grup, arkaik genlerin karmaşık kombinasyonlarını taşıyor. Yeni bir araştırma da Güneydoğu Asya’daki insanların üç farklı Denisovalı popülasyonundan miras kalan DNA taşıdığını gösteriyor.
Henüz hakemli değerlendirmeden geçmemiş çalışmanın yazarları, ana karadaki Güneydoğu Asya’da 14 farklı popülasyona ait DNA’nın yanı sıra 16 Orta Asya grubuna ait DNA’yı analiz etti. Sonrasında bu verileri, tamamı dizilenmiş tek Denisovalı genomuyla karşılaştırdılar. Söz konusu genom, Sibirya’daki Altay Dağları’nda yer alan ünlü Denisova Mağarası’nda yaklaşık 50.000 ile 75.000 yıl önce yaşamış, Denisova 3 olarak bilinen dişi bir bireyin parmak kemiğinden elde edilmişti.
Çalışmanın yazarı Charlotte Antoine-Derouet, “Güneydoğu Asya genomlarında, Denisova 3’ün genomuna çok benzeyen bir Denisovalı segment kümesi, orta düzeyde benzeyen bir başkası ve son olarak oldukça farklı olan bir küme görüyoruz” diyor. Dolayısıyla bu üç kümenin, Denisova 3’e farklı düzeylerde genetik yakınlığa sahip üç ayrı Denisovalı popülasyonundan miras kalmış olması gerekiyor.
(İlgili: Avrasya’da Denisovalı DNA Mirasının 40.000 Yıllık Seyri)
Orta Asya genomlarında ise ekip yalnızca iki farklı Denisovalı kümesi saptadı. Asya genelindeki insanların büyük çoğunluğu toplamda yüzde 1’den az Denisovalı DNA’sı taşırken, çalışmanın yazarları binlerce yıl boyunca pozitif seleksiyonla korunmuş gibi görünen birkaç Denisovalı genini de tespit edebildi. Bunların arasında bağışıklık işlevinde rol oynayan bazı genler ile saç şeklini etkileyen bir gen yer alıyor.
Atalarımızın bu Denisovalı gruplarıyla tam olarak nerede ya da ne zaman çiftleştiğini söylemek mümkün değil fakat en az bir karışma olayının Denisova Mağarası’na yakın bir yerde gerçekleşmiş olması büyük olasılık.
Antoine-Derouet şöyle anlatıyor: “Kümelerden biri Denisova 3’e çok yakın olduğu için, bunun büyük olasılıkla Altay Dağları’na yakın yaşamış bir popülasyon olduğunu düşünüyoruz. Hipotezim şu: bu karışma kuzeyde ya da kuzeydoğuda gerçekleşti. Sonrasında Neolitik yayılma sırasında Çinli çiftçiler güneye geldiklerinde bu Denisovalı soyunu da yanlarında getirdi ve Güneydoğu Asya’daki yerel avcı-toplayıcılarla karıştılar.”
Antoine-Derouet, “Güneydoğu Asya’nın, Denisova 3’e çok yakın olan bu ilk karışmayı bu yolla miras aldığını düşünüyorum” diyor.
Ne var ki Güneydoğu Asya’dan bugüne kadar hiçbir Denisovalı genomu dizilenmediği için, diğer iki çiftleşme olayının nerede gerçekleşmiş olabileceğine dair çıkarımda bulunmak çok zor. Bildiğimiz şu: Papua Yeni Gine ve Filipinler’deki modern popülasyonlar da Denisovalı DNA’sı taşıyor ve bu DNA’nın en azından bir kısmı, ana kara Güneydoğu Asya’sındaki genomlarda bulunan Denisovalı kümeleriyle eşleşmiyor.
Antoine-Derouet, “Yani bir hipoteze göre karışma süreci adalarda yaşandı; ardından insanlar ana karaya geri döndü ve oradaki yerel popülasyonlarla çiftleşti” diyor. “Ancak karışma olayları ana kara Güneydoğu Asya’sında da yaşanmış olabilir.”
Sürmekte olan bu soru işaretlerine rağmen, çalışmanın sonuçları en azından Denisovalıların Asya genelinde yaygın olduğunu ve pek çok Homo sapiens grubuyla defalarca etkileşime girdiğini doğruluyor. Antoine-Derouet, “Tüm bunların tam olarak nerede yaşandığını bilmiyoruz. Ancak bu çalışma sayesinde Denisovalıların yalnızca Altay Dağları’nda yaşamadığından artık daha eminiz” diyor.
IFL Science. 26 Mayıs 2026.
Makale: Antoine-Derouet, C., Adam Doucet, J., Leakhena Phoeung, C., Dorzhu, C., Hegay, T., Heyer, E., … & Laurent, R. (2026). The genetic legacy of archaic hominins in Central and Southeast Asia uncovers three distinct Denisovan populations. bioRxiv, 2026-05.
You must be logged in to post a comment Login