Hayvan kemikleri üzerinde yapılan bir analiz, soyu tükenmiş insan türü Homo floresiensis'in bir avcı değil, leşçil olduğunu ortaya koyuyor.
Antik DNA, Sicilya'nın büyük siyasi ve dini çalkantılara rağmen Orta Çağ boyunca bir kültürel kaynaşma merkezi olarak kaldığını gösteriyor.
Rönesans dönemi Medici ailesinin iki üyesinin kemikleri üzerinde yapılan bir antik DNA analizi, öldüklerinde sıtma taşıdıklarını doğruladı.
Yas ritüellerine dair bilinen en eski kanıt, Paleolitik dönemde yaşamış toplulukların da bizim gibi yas tuttuklarını ortaya koyuyor.
Yağmur ormanlarının türümüzün evriminde pek de önemli bir rol oynamadığına dair uzun süredir kabul gören düşünce değişiyor.
Bilim insanları ilk kez, eski insan DNA'sının mağara duvarlarında binlerce yıl boyunca hayatta kalabileceğini gösterdi.
Kuzeybatı Avrupa'daki son Neandertallerinin Antik DNA'sı, soylarının tükenmesine dair önde gelen bir teoriyi çürüttü.
Güney Afrika'daki bir mağarada bulunan Homo naledi iskeletlerinin dişlerine yapılan analizlerde, grup içinde hiç erkek bulunamadı.
İber Yarımadası'nın kuzeydoğusunda yaşayan İber halkının genetik kimliği, Roma etkisinden önce 600 yıl boyunca büyük ölçüde değişmemiş.
Avrupa'nın en büyük Kalkolitik Çağ mezarlığında bulunan çocuk kemikleri, 5.000 yıllık bir sağlık krizini gözler önüne seriyor.
Atalarımız yalnızca kademeli olarak büyümedi, iki ayak üzerinde yürümeye başladıkları dönemde boyut olarak bir sıçrama yaşadı.
Nesli tükenmiş insan türü Homo naledi'nin kafatası rekonstrüksiyonu, dil ve alet kullanımıyla bağlantılı genişlemiş bir bölgeyi gösteriyor.
Fransa'da gün yüzüne çıkarılan fosilleşmiş bir Neandertal iskeleti; diğer Neandertallerden en az 50.000 yıl boyunca izole kalmış.
Moğolistan'daki Tamir mezarlığı, gömme düzeninin akrabalıktan ziyade zenginlik ve siyasi güce göre şekillendiğini ortaya koydu.
Tunç Çağı'nda yakılarak gömülen insanların ölüm anındaki yaşı, dişlerinin yanmış köklerindeki mikroskobik çizgilerden okunabiliyor.