Çin’deki benzersiz bir Tunç Çağı mezarlığı, yoğun ve şiddetli çatışmalara işaret eden yüksek oranda yaralanmalar ortaya koyuyor.

Çin’de 3.700 yıllık bir mezarlığa gömülmüş olan onlarca iskelet aşırı travma izleri taşıyor. Bulgular, Tunç Çağı’nda gerçekleşen kanlı baskınlar sırasında saldırganların kurbanlarına gereğinden fazla şiddet gösterme ihtiyacı duymuş olabileceğine işaret ediyor.
Biyoarkeolog Elizabeth Berger, düzenlenen Society for American Archaeology yıllık toplantısındaki sunumunda, “Bir bireyin kafatasında 18 ayrı bıçak yarası vardı. Bu açıkça bir insanı etkisiz hale getirmek ya da öldürmek için gerekenden çok daha fazla” diyor.
Berger ve meslektaşları, Çin’in Gansu Eyaleti’ndeki Mogou adlı mezarlık üzerinde yürüttükleri ve henüz hakemli bir dergide yayımlanmamış olan analizden yeni sonuçlar paylaştı. Tunç Çağı Qijia kültürünün bir parçası olan Mogou, MÖ 1.750 ila 1.100 arasında gömmek için kullanılmıştı. Bu geniş mezarlıkta 1.600’den fazla mezar ve içlerinde 5.000’i aşkın gömüt bulunuyor. Buradaki topluluklar büyük ölçüde tarıma dayalı bir yaşam sürmüş ve bölgedeki diğer gruplarla metal ile seramik eşya alışverişi yapmıştı.
(İlgili: Buğday, Eski Çin’de Özel Sulama Yöntemiyle Yetiştirilmiş)
Araştırmacılar 2019’da Mogou iskeletlerinin bir kısmına yönelik bir ön çalışma yayımlamış ve yetişkin kafataslarında şaşırtıcı derecede yüksek bir travma sıklığı saptamıştı. Yetişkin ve ergenlere ait 348 kafatası üzerine odaklanan yeni çalışma da yoğun travma izleri ortaya koyuyor. Kafataslarının yüzde 11,1’inde iyileşmemiş yaralar bulunuyor. Bunlar arasında bıçak yaraları, künt travma ve fırlatma silahlarının açtığı yaralar yer alıyor.
Araştırmacıları asıl şaşırtan ise travma izi taşıyan yetişkinlerin büyük çoğunluğunun tek bir öldürücü darbeden çok, birden fazla yara almış olması oldu. Yetişkinlerin yüzde 55’inin kafatasında üç ya da daha fazla yara saptandı.
Berger, “Bölgedeki başka hiçbir alanda bu düzeyde bir şiddet yok, benzersiz bir durum bu” diyor.
Berger, kafataslarında birden çok yara bulunma olasılığının erkeklerde kadınlara kıyasla daha yüksek olduğunu, birkaç erkek bireyde de el kemiklerinde şiddetli kırıklar gibi savunma yaralanmaları tespit edildiğini söylüyor. Araştırmacılar ayrıca kafatasının farklı bölgelerinde (örneğin ön ve arka tarafında) yaralar belirledi. Bu da saldırganların birden fazla olabileceğine işaret ediyor.
Yoğun şiddetli çatışmaların izleri pek çok erkek kafatasında görülebiliyor. Bunların arasında yüzünde geniş bir kesik olan, keskin alet travması izleri taşıyan bir birey; ayrıca kafatasında 18 ayrı bıçak yarasının yanı sıra alt bacağında da kesme izleri bulunan bir başka birey yer alıyor.

Neden aşırı şiddet?
Berger, iskeletlere uygulanan şiddetin aşırı doğasının “overkill” kavramını akla getirdiğini söylüyor. Bu terim, adli tıp uzmanları tarafından bir katilin kurbanı öldürmek için gerekenden çok daha fazla zarar verdiği cinayetleri tanımlamak amacıyla kullanılıyor.
“Bence yararlı bir terim” diyor Berger, “çünkü bu şiddetin duygusal, psikolojik ya da sergileyici bir boyutu olduğu görülüyor.”
Araştırmacılar Tunç Çağı’ndaki bu şiddetin nedeninden hâlâ emin değil. İki olası yorum savaş ve yağma akınları. Özellikle de Qijia kültürünün farklı insan grupları arasındaki bir tür kavşak noktasında konumlanmış olduğu düşünülürse bu mantıklı olabilir.
Yine de Berger, açıklamanın eski bir kan davasında yatabileceğine inanıyor. Bu yorumda yalnızca öldürme niyeti değil, aynı zamanda “öldürülen insanların toplumsal kimliğini yok etme ve hayatta kalanlara psikolojik hasar verme” ihtiyacı da rol oynuyor olabilir.
Louisiana’daki Edward Via Osteopatik Tıp Fakültesi’nde biyolojik antropolog olan ortak yazar Jenna Dittmar ise şöyle diyor: “Şiddet, toplumun kültürel bir bileşeni. Daha önce yayımlanmış iskelet koleksiyonlarına özellikle travma izleri açısından tekrar bakmak çok önemli.”
Araştırmacılar Mogou’da çalışmaların devam ettiğini belirtiyor. Hayvan kemikleri, parazitler ve antik DNA üzerine yürütülen çalışmalar da sürüyor. Hedef, daha kurak ve serin bir iklime geçişin yaşandığı bu kritik dönemde gündelik yaşamın nasıl olduğunu anlamak.
Live Science. 1 Mayıs 2025.
You must be logged in to post a comment Login