Portekiz’in İlk Sabit Kemik Diş Köprüsü Hangi Amaçla Yapılmıştı?

Porto’da keşfedilen 19. yüzyıla ait ilk sabit kemik diş köprüsü, işlevsel bir kullanımdan ziyade estetik bir amaçla üretilmişti.

Önden, arkadan ve alttan görünümüyle diş köprüsü. C: Vassallo vd. 2026

Porto’nun merkezindeki bir hastane mezarlığında yürütülen kazılar sırasında, arkeologlar bir genç yetişkinin kalıntıları arasında oldukça sıra dışı bir nesneyle karşılaştı. İlk bakışta basit bir kemik parçası gibi görünen bu buluntu, yakından incelendiğinde 19. yüzyılın diş hekimliği pratiklerine dair somut bir kanıtı ortaya çıkardı. Bu, Portekiz’de şimdiye kadar belgelenmiş ilk sabit kemik diş köprüsü.

Lizbon NOVA Üniversitesi’nden araştırmacı Steffi Vassallo ve Francisca Alves Cardoso liderliğindeki ekip tarafından yayımlanan çalışmada, 19. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen bu küçük nesnenin işlevselden ziyade estetik bir amaca hizmet etmiş olmasının muhtemel olduğu belirtiliyor.

Araştırma, Porto’da 1801 ile 1869 yılları arasında faaliyet gösteren Karmel Meryem Ana Üçüncü Düzen Kilisesi hastanesine ait mezarlık alanında gerçekleştirildi. BeFRAIL adlı proje kapsamında incelenen bu alanda, 480 birincil gömüt ve çok sayıda ikincil kemik depolama alanı tespit edildi.

Söz konusu diş köprüsü, tabaka analizlerine göre 1801 ile 1834 yılları arasına tarihlenen genç bir yetişkinin iskelet kalıntılarıyla birlikte, bir haç ile yan yana bulundu. Kalıntıların kime ait olduğu, cinsiyeti veya sosyal konumu hakkında kesin bir bilgi bulunmasa da, mezarlık bağlamı bu kişinin hastane ortamıyla bir şekilde bağlantılı olduğunu gösteriyor.

(İlgili: Orta Çağ Dişçiliği: İskoçya’nın İlk Altın Diş Köprüsü)

Bu keşfi önemli kılan unsurlardan biri, Portekiz’deki diş hekimliği tarihinin yazılı kaynaklar dışında arkeolojik bulgularla çok az temsil edilmesi. Daha önceki çalışmalarda 15. yüzyıla ait bir altın bağlama teli ve 16-17. yüzyıllara ait olması muhtemel bir fildişi köprü gibi kısıtlı örnekler bulunmuştu. Ancak Karmel mezarlığında bulunan bu örnek, hem üretim tekniği hem de kullanılan malzeme açısından ülkede bir ilk olma özelliği taşıyor. Vassallo ve ekip, bu buluntunun sadece bir diş protezi değil, aynı zamanda dönemin estetik kaygılarının ve sosyal kimliğinin bir yansıması olduğunu vurguluyor.

Diş köprüsü, sadece 24 milimetre uzunluğunda, 6 milimetre genişliğinde ve 12 milimetre yüksekliğinde olan oldukça küçük bir nesne. Araştırmacılar nesneyi incelediklerinde, soldan sağa doğru boyutu artan üç adet kaba “diş” yapısı ve her iki uçta ikişer adet delik tespit etti. Bu delikler, köprünün ağız içindeki komşu dişlere altın tel veya ipek iplik gibi malzemelerle sabitlendiğini düşündürüyor. Üst yüzeyinin cilalanmış olması, kullanıcının konforunu artırmak ve cihazın ağız içinde daha etkili bir şekilde durmasını sağlamak amacıyla yapılmış olabilir.

Vassallo ve ekibi, bu küçük nesnenin hangi hayvandan yapıldığını belirlemek için ZooMS (Zooarchaeology by Mass Spectrometry) adı verilen, protein analizine dayalı gelişmiş bir yöntem kullandı. Bu analiz sonucunda, köprünün yapımında kullanılan kemiğin Bovidae (boynuzlugiller) ailesine, büyük olasılıkla bir sığır veya bizon türüne ait olduğu anlaşıldı.

19. yüzyıl Portekiz diş hekimliği uygulamalarında kemik kullanımı aslında pek tavsiye edilmeyen, fildişine göre daha ucuz ve yaygın bir seçenekti. İlginç bir detay olarak, o dönemde Portekiz ile Afrika arasındaki ticari ilişkiler göz önüne alındığında, kemiğin bir Afrika antilobuna ait olma ihtimali de dışlanamıyor.

Üst köşesinde kurşun bazlı bir nesne yer alan diş köprüsünün makro stereomikroskop görüntüsü. C: Manuel F. C. Pereira

Nesnenin iç yapısını görmek için kullanılan mikro-bilgisayarlı tomografi (Mikro-CT) taramaları, köprünün içinde şaşırtıcı bir detay daha ortaya çıkardı. Köprünün sağ üst köşesinde, kurşun bileşiklerinden (piromorfit ve serüzit) oluşan küp şeklinde küçük bir nesne tespit edildi. Bu metalik parçanın, köprüdeki delikleri güçlendirmek, sabitlemek veya tamir etmek amacıyla oraya yerleştirilmiş olabileceği düşünülüyor. Ancak kurşunun o dönemde bilinen zehirli etkileri, bu tür protezlerin kullanımının ne kadar güvenli olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor.

Peki, bu diş köprüsü ne amaçla kullanılmıştı?

Araştırmacıların sunduğu en güçlü olasılık, köprünün estetik bir amaçla, yani ön dişlerdeki renk bozulmalarını, çürükleri veya eksiklikleri gizlemek için bir kaplama işlevi görmüş olması. Köprünün oldukça ince yapısı, onun yemek yeme veya ısırma gibi ağır fonksiyonel görevler için tasarlanmadığını, daha çok “dış görünüşü kurtarmaya” yönelik olduğunu gösteriyor. Eksik ön dişlerin konuşma üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde, kullanıcısına telaffuz konusunda da yardımcı olmuş olabilir.

Köprünün sahibi olan genç yetişkinin genel iskelet sağlığı incelendiğinde, üst çenedeki tüm dişlerin ölmeden önce döküldüğü ve diş yuvalarının tamamen kapandığı görüldü. Ayrıca tüm boyun omurlarında kireçlenme ve aşınma gibi ciddi dejeneratif değişiklikler tespit edildi. Bu sağlık sorunlarının köprü kullanımıyla veya içindeki kurşun parçasıyla doğrudan bir bağlantısı olup olmadığı henüz netlik kazanmadı; araştırmacılar damak ve sinüs bölgelerindeki iltihaplanma izlerinin diş hastalıklarıyla ilgili olabileceğini düşünüyor.

Bu bulgu, 19. yüzyıl Portekiz toplumunda ağız sağlığı ve estetiğe verilen önemi anlamak açısından büyük bir fark yaratıyor. O dönemde “eksik dişli bir gülümsemenin pek de çekici olmadığı” düşüncesi, insanların kaba da olsa kemikten üretilen bu tür protezlere yönelmesine neden olmuş gibi görünüyor. Karmel mezarlığında bulunan bu köprü, Hollanda’daki Middenbeemster gibi Avrupa’daki benzer örneklerle de paralellik göstererek, dönemin dişçilik teknolojisinin kıta genelindeki yayılımını kanıtlıyor.

Arkeolojik bir nesnenin sadece gözle görülenden fazlasını sunduğunu, fiziksel bir kalıntının ardında yatan kimya ve biyolojinin bize geçmişteki bir insanın günlük yaşamına dair neler anlatabileceğini gösteren bu çalışmanın da bazı kısıtlılıkları bulunuyor. Bireyin alt çenesi ve çoğu alt dişi kayıp olduğu için köprünün ağız içindeki tam konumu ve işlevi hakkında yüzde 100 kesin bir sonuca varmak şimdilik mümkün değil.

Araştırmacılar, Karmel mezarlığında devam eden çalışmaların gelecekte benzer protez örneklerini ortaya çıkarabileceğini ve böylece 19. yüzyıl Portekiz’inde diş hekimliğinin nasıl geliştiğine dair daha net bir tablo çizilebileceğini umuyor.


Makale: Vassallo, S., Esteves, A. P. L., Assis, S., vd. (2026). A smile from the past: Exploring a fixed bone dental bridge from eighteenth/nineteenth century Porto (Portugal). International Journal of Osteoarchaeology. https://doi.org/10.1002/oa.70115

You must be logged in to post a comment Login