Neolitik dönemde yaşamış insanların DNA’sının ortaya koyduğu üzere, ‘birleşmiş aileler’ 5.000 yıldan daha uzun bir süre önce de vardı.

Önceki ilişkilerden gelen çocukların yeni bir ailede kardeş olarak büyümesi, çiftlerin çocuk evlat edinmesi ya da koruyucu aile olması: “Birleşmiş aileler” ya da “Karma aileler” olarak bilinen bu yapı bugün yaygın bir yaşam biçimi. Modern olarak görülen bu durum, Neolitik döneme ait insan genetik materyalinin yakın zamanda yapılan analizine göre aslında çok eski.
Kiel Üniversitesi Klinik Moleküler Biyoloji Enstitüsü’nde antik DNA analizi uzmanı olan ve Science dergisinde yayımlanan çalışmanın koordinatörlüğünü üstlenen Profesör Ben Krause-Kyora, “5.000 yıldan fazla bir süre önce bile Orta Avrupa’daki insanların, biyolojik bağların ve toplumsal ilişkilerin şaşırtıcı derecede esnek olduğu topluluklar halinde yaşadığını gösterebiliyoruz” diye açıklıyor.
Etkileyici ve hâlâ bir gizem
Neolitik dönem, insanlık tarihinde temel bir dönüm noktası niteliği taşıyor. İlk kez topluluklar yerleşik hayata geçti, tarım ve hayvancılık yapmaya başladı. MÖ 3.600 ile 2.800 arasında Orta Avrupa’daki erken çiftçi toplulukları, megalitik sit alanları olarak bilinen, devasa taşlardan anıtsal mimari yapılar ve mezar odaları da inşa etti.
(İlgili: Neolitik İskoçya Mezarlarında Babasoylu Hiyerarşi Ortaya Çıktı)
Kiel Üniversitesi Tarihöncesi ve Erken Tarih Enstitüsü’nden arkeolog ve çalışmanın ortak yazarı Profesör Johannes Müller şu soruları soruyor: “Bu yapılar, hayatta kaldıkları yerlerde günümüzde de etkileyici olmayı sürdürüyor. Aynı zamanda bu çağ hâlâ pek çok gizem barındırıyor. Megalitik mimari Avrupa’da nasıl yayıldı? Bundan belirli bir nüfus grubu mu sorumluydu ve fikri onlar mı yaydı? Yoksa megalit kavramı gruptan gruba mı aktarıldı? Bireysel topluluklar arasındaki temaslar ne kadar uzanıyordu? Ve bu mezarlara aslında kimler gömülüyordu?”

203 Neolitik bireyin genetik materyalinin analizi
Bu soruları yanıtlamaya yaklaşabilmek için bilim insanları, toplam 203 Neolitik bireyin kemiklerinden alınan DNA’yı analiz etti. Kalıntılar ağırlıklı olarak bugün Aşağı Saksonya, Hessen ve Kuzey Ren-Vestfalya’da yer alan ve Wartberg kültürüne ait olan megalitik mezarlardan geliyor.
Analizler, aynı megalitik mezara gömülen insanların ille de biyolojik akraba olmadıklarını gösteriyor.
Araştırmanın ortak yazarı Profesör Almut Nebel, “Bir mezara birlikte kimin gömüldüğünü belirlemede toplumsal bağların da rol oynadığı görülüyor. Bu şaşırtıcı. İrlanda ya da İsveç’teki megalitik mezarlar üzerinde yapılan çalışmalar, biyolojik çekirdek ailelerin toplu mezarlarına işaret ediyordu. İncelediğimiz alanlarda ise belli ki birleşmiş toplulukların mezarlarıyla karşı karşıyayız” diyor.
Tek bir kuşakta birkaç yüz kilometre
Bu Neolitik birleşmiş topluluklar ayrıca daha önce varsayıldığından çok daha hareketliydi. İncelenen mezarların en kuzeyinde, Sorsum’daki megalitik mezarda, biyolojik babası 250 kilometre güneybatıdaki Niedertiefenbach megalitik mezarına gömülmüş genç bir erkeğin kalıntıları bulundu.
Krause-Kyora, “Oğlunun Sorsum’da mı yaşadığını yoksa oraya yolcu olarak mı geldiğini bilmiyoruz. Ne var ki artık biliyoruz ki insanlar, evcilleştirilmiş atların Orta Avrupa’da ulaşım aracı olarak kullanılmasından çok önce, tek bir kuşak içinde birkaç yüz kilometrelik mesafeleri kat ediyordu” diyor.
Çalışmadan elde edilen diğer veriler de yalnızca bu baba-oğul ikilisinin değil, yakın akrabaların sıklıkla birbirlerinden uzakta yaşayıp öldüğünü gösteriyor. Özellikle de kız çocukları ve kadınlar hareketli çıktı. Daha önceki çalışmalar ise Neolitik dönem boyunca yaşam süresince çok daha küçük hareket alanları olduğunu varsayıyordu.
Neolitik dönemde çeşitlilik
Ekip bunun yanı sıra incelenen mezarlardan elde edilen DNA’yı Batı Avrupa’dan daha önce yayımlanmış analizlerle karşılaştırdı. Bu karşılaştırma, Wartberg topluluklarının megalitik mezarlar inşa eden diğer Batı Avrupa gruplarıyla aynı popülasyonlara ait olmadığını ortaya koydu.
Çalışmanın baş yazarı Dr. Nicolas da Silva, “Bu da büyük taşlardan anıtlar dikme adetinin doğrudan göç yoluyla değil, kültürel olarak yayıldığını düşündürüyor” diyor.
Profesör Müller bulguları şöyle özetliyor: “Neolitik döneme ait elimizdeki veri arttıkça, Avrupa’daki erken çiftçi toplulukların tablosu da daha çeşitli hale geliyor. Bu yeni araştırmaların ardından, en geç şimdi tarihöncesindeki aile yapılarına ve hareketlilik örüntülerine dair anlayışımızı da yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.”
Kiel University. 24 Mayıs 2026.
Makale: Nicolas Antonio da Silva et al. (2026). Long-distance genetic relatedness in megalithic central Europe. Science 392, 839-844.
You must be logged in to post a comment Login