2022 Nisan Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi

2022 yılının Nisan ayında Türkiye’de ve dünyada öne çıkan arkeolojik keşifleri bu listede derledik.

10- Kuzey Amerika’nın En Eski Kafatası Ameliyatı Bulundu

Kemiklerin iyileşmesi, en az 3.000 yıl önce alnında bir delik açılmış adamın, bir süre daha hayatta kaldığını gösteriyor.

Kuzey Amerika’da bilinen en eski kafatası ameliyatı örneği, belki de burada gösterilen sahneyi andırıyordu. C: Science Source

Yaklaşık 3.000 ila 5.000 yıl önce Alabama’nın kuzeybatısına gömülen alnında delik olan bir adam, Kuzey Amerika’nın bilinen en eski kafatası ameliyatı vakasını temsil ediyor. Adamın kafatasındaki oval açıklığın etrafındaki hasar, birisinin muhtemelen şiddetli bir saldırı veya ciddi bir düşüşün neden olduğu beyin şişmesini azaltmak için o kemiği kazıyarak çıkardığını gösteriyor. Her iki senaryo da adamın sol gözünün üzerindeki ve sol kolu, bacağı ve köprücük kemiğindeki kırıkları ve diğer yaralanmaları açıklayabilir.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

9- Birleşik Arap Emirlikleri’nin En Eski Yapıları 8.500 Yaşında

Abu Dabi kıyılarında bulunan 8.500 yıllık yapılar, muhtemelen Ghagha Adası’nın Neolitik sakinlerine ev olarak hizmet etti.

Buluntular, Abu Dabi kıyılarındaki adaların binlerce yıl önce “kurak ve yaşanılmaz” değil, yerleşim için olgunlaşmış “verimli bir kıyı” olduğunu gösteriyor. C: DCT Abu Dabi

Abu Dabi kıyılarındaki arkeologlar, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) bilinen en eski yapıları ortaya çıkardılar. Ghagha adasındaki dairesel yapılar en az 8.500 yaşında ve bu da onları, bu bölgede daha önce bilinen yapılardan 500 yıl daha eski yapıyor. “Basit yuvarlak odalar” olarak tanımlanan yapılar, muhtemelen adada yıl boyunca yaşamış olabilecek küçük bir topluluk için hizmet etti. Yerleşimin tam olarak ne zaman aktif olduğu belli değil, ancak bölgede bulunan kömür parçaları MÖ 6500 civarına tarihlendirildi. Ekip ayrıca yüzlerce taş ok ucu ve diğer av aletlerini ortaya çıkardı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

8- Vikingler, Grönland’dan Kiev’e Deniz Ayısı Dişi Göndermiş

Kiev’de bulunan Orta Çağ’a ait deniz ayısı dişlerinin, Grönland’dan ve hatta Kanada Arktik adalarından getirildiği ortaya çıktı.

Grönland’dan gelen deniz ayısı dişleri, Norveç’te bulunan bu oyulmuş örnek gibi, erken Orta Çağ Avrupa’sında değer görüyordu. C: Åge Hojem/Ntnu Üniversitesi Müzesi

MS 1100’lere tarihlenen bir tabakada altın tel, cam parçaları, oyulmuş fildişi parçaları, Almanya’dan bir demir kılıç ve deniz ayısı dişi olduğu ortaya çıkan dokuz büyük parça da dahil olmak üzere binlerce hayvan kemiği bulundu. Antik DNA’nın ortaya çıkardığına göre bu dişler ve oymalar, yalnızca batı Atlantik Okyanusu’nda bulunan genetik bir deniz ayısı grubundan gelmişti. Araştırmacılar, Grönland ve Kanada’dan Dinyeper’in çamurlu kıyılarına uzanan 4000 kilometrelik gelişen bir ticaret rotası olduğunu öne sürüyorlar.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

7- Sina Yarımadasında Zeus Tapınağı Kalıntıları Bulundu

Mısır’daki arkeologlar, Sina Yarımadası’nda antik Yunan tanrısı Zeus için yapılmış bir tapınağın kalıntılarını ortaya çıkardılar.

C: Egyptian Tourism and Antiquities Ministry

Eski adı Pelusium olarak da bilinen Tell el-Farma, geç Firavun dönemine kadar uzanıyor ve Greko-Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanılmıştı. Ayrıca Hristiyanlık ve erken İslam dönemlerine ait kalıntılar da yer alıyor. Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi genel sekreteri Mostafa Waziri, arkeologların tapınak kalıntılarını, iki büyük düşmüş granit sütunun görülebildiği giriş kapısından kazdıklarını söylüyor. Kapının antik çağda güçlü bir depremde yıkıldığı belirtiliyor. Zeus-Kasios, antik Yunan mitolojisinde gökyüzü tanrısı Zeus ile bir zamanlar Zeus’a tapınılan Suriye’deki Kasios Dağı’nın birleşimiydi.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

6- Norveç’teki Bir Dağda 1.700 Yıllık Sandalet Bulundu

Norveç’teki bir dağda Demir Çağına ait sandaletin keşfi, dağın yaklaşık 1.700 yıl önce bir seyahat rotası olarak kullanıldığını gösteriyor.

Bir yürüyüşçünün keşfettiği deri sandalet, yaklaşık 1.700 yıl öncesinde kullanılmış. C: Espen Finstad/Secrets of the Ice

Bir dağ yürüyüşçüsü, söz konusu sandaleti, Ağustos 2019’un sonlarında Horse Ice Patch olarak bilinen bir bölgede buldu. Yürüyüşçü, buzullarda korunan arkeolojik eserleri inceleyen yetkililerle temasa geçti. Arkeologlar sandaleti bulduktan sonra, tarihini yaklaşık MS 300 olarak belirlediler. Ekip ayrıca bu bölgede tekstil ürünleri gibi başka eserler de buldu, ancak hiçbiri sandalet kadar eski değildi. Sandalet ve donmuş at gübresi gibi Viking Çağı’na (yaklaşık MS 800 ila 1066) tarihlenen diğer buluntular, buzlu dağ boyunca bir rotanın Norveç’in iç kesimlerini kıyıya bağladığını gösteriyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

5- İlk Bilgisayar Antikythera Mekanizması MÖ 178’de ‘Çalıştırıldı’

Dünyanın ilk bilgisayarı olduğu düşünülen gizemli Antikythera mekanizmasının ilk olarak MÖ 22 Aralık 178’de “başlatıldığı” belirlendi.

1901’de Yunanistan’ın Antikythera adası yakınlarındaki Roma döneminden kalma bir gemi enkazında sünger dalgıçlar tarafından keşfedilen, üzerinde çok sayıda küçük yazıt bulunan dişlileri ve kadranları olan, ayakkabı kutusu büyüklüğünde bir mekanizmaya benzeyen ayrıntılı antik bilgisayar, diğer işlevlerin yanı sıra tutulmaları tahmin etmiş olabilir. Şimdi ise araştırmacılar, yeni makalelerinde, mekanizma üzerinde yapılan tüm hesaplamaların dayandığı en erken tarih olan MÖ 22 Aralık 178’in mekanizmanın başlangıç ​​tarihi olduğunu düşünmelerinin bir takım sebeplerini belirtiyorlar. Kelvin ölçeğindeki mutlak sıfır sıcaklığı gibi.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

4- Mardin’de Tesadüfen Bulunan Mağara, Devasa Yeraltı Şehri Çıktı

Mardin’in Midyat ilçesinde iki yıl önce tesadüfen bulunan mağaranın, farklı mekanlara geçişi olan bir yeraltı şehri olduğu anlaşıldı.

Midyat ilçesinde yaklaşık iki yıl önce tarihi sokak ve evlerde başlatılan çalışma kapsamında bulunan ve temizlik yapılan mağarada, dehlizlerle farklı mekanlara geçiş sağlandığı belirlendi. Bunun üzerine yer altı şehrini ortaya çıkarmak amacıyla kazı çalışmaları başlatıldı. İçinde ibadethane, silo, su kuyuları bulunan ve dehlizlerle geçişlerin olduğu yer altı şehrinde milattan sonra 2. ve 3. yüzyıla ait çok sayıda eser ortaya çıkarıldı. Bulgular, yer altı şehrinin Geç Roma döneminde kullanıldığını gösteriyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

3- Bu Hiyeroglif, Maya Takviminin Bilinen En Eski Kaydı

2.200 yıllık bir duvar resminin parçaları, Maya uygarlığının takvim sisteminin en eski örneklerinden biri olabilir.

Bu iki alçı duvar parçası, eski 260 günlük Maya takviminden “7 Geyik” tarihinin bir kaydını oluşturuyor. Bir insan elinin avuç içine sığan parçalar, bir tür antik zaman damgası olarak bir sahneye veya insan figürüne eşlik etmiş olabilir. C: San Bartolo-Xultun Regional Archaeological Project

Guatemala’da Las Pinturas piramidinin içine gömülen binlerce boyalı alçı duvar parçası, antik Maya uygarlığına dair yeni bilgiler sunuyor. Bu parçalardan ikisi, MÖ 300 ile 200 arasında oluşturulan bir Maya takviminin bilinen en eski kaydını oluşturuyor. Parçalar, antik Mezoamerika’da yaygın olan ve bugün hala Guatemala ve güney Meksika’daki yerli topluluklar tarafından kullanılan 260 günlük kutsal takvimden “7 Geyik” tarihini gösteriyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

2- Avarların Kökenleri Antik DNA ile Çözüldü

Genetikçiler, 1.500 yıl önce Doğu Avrupa’da aniden ortaya çıkan göçebe Avarların genomlarını dizilediler ve kökenlerini belirlediler.

Derecske-Bikás-dűlő bölgesinin Mezar 1341/1503’üne dayanan Avar dönemi zırhlı bir atlının yeniden inşası. (Déri Museum, Debrecen). C: Ilona C. Kiss

Genom analizleri, Avarların Cengiz Han’dan yüzyıllar önce bir imparatorluk kuran Moğollar olduğunu ortaya koyuyor. Daha spesifik olarak, Avarlar, günümüz Moğolistan’ının yanı sıra Çin ve Rusya’nın bazı kısımlarını kapsayan eski bir kabile imparatorluğunun torunlarıydı. Bu imparatorluk düştüğünde, nüfusunun bir kısmı sadece birkaç yıl içinde kuzeydoğu Asya’nın bozkırlarından Doğu Avrupa’nın ovalarına binlerce kilometre göç etti.

Atilla’nın Hunlarından daha az tanınan Avarlar, onların daha başarılı halefleriydi. Neredeyse 250 yıl boyunca Orta ve Doğu Avrupa’nın çoğunu yönettiler.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

1- Uruk Yerleşiminde 4.000 Yıllık Ahşap Tekne Bulundu

Arkeologlar, Irak’ta yer alan Uruk yerleşimi yakınlarında katran ile kaplanmış 4.000 yıllık bir tekne ortaya çıkardı.

Uruk yakınlarında bulunan ve katranla kaplanmış olan 4.000 yıllık tekne kalıntısı. C: Deutsches Archäologisches Institut

Uruk, güneydoğu Irak’ta Ur’un (Tall Al-Muqayyar) kuzeybatısında bulunan antik Mezopotamya şehriydi. Sümerlerin en büyük şehirlerinden biriydi ve efsaneye göre kahraman Gılgamış tarafından inşa edilen, çevresi yaklaşık 10 km olan tuğla duvarlarla çevriliydi.

Söz konusu tekne, 2018 yılında Uruk-Warka çevresinin sistematik olarak belgelenmesi sırasında bulundu Bu, tamamen katranla kaplı organik malzemeden (kamış, palmiye yaprakları veya ahşap) yapılmış neredeyse tamamen korunmuş bir tekneydi. 7 metre uzunluğunda ve 1,4 metre genişliğinde olan tekne, birçok noktasında 1 cm’den kalın değildi. Organik kalıntılar günümüze kadar ulaşamamıştı ve sadece kaplı olduğu katranda, organik malzemelerin izleri görünüyordu. Kazılar sırasında tekne fotogrametri ile üç boyutlu olarak belgelendi. Arkeolojik bağlam, muhtemelen yaklaşık 4.000 yıl önce bir nehir kıyısında battığını ve tortullarla kaplandığını gösteriyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

BONUS

Ayasofya’nın İmparator Kapısı Tahrip Edildi

Ayasofya’da İmparator Kapısı’nın tahrip olan bölümü. C: Twitter / SanatTarihiSTD
Yorumlar
Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login