Yapay zeka sayesinde Nazca Çizgileri olarak da bilinen jeogliflerin bilinen sayısı neredeyse iki katına çıktı.

Bir yüzyıl önce bilim insanları Peru’daki gizemli Nazca jeogliflerini incelemeye başladı. Yakın zaman önce yapay zeka sayesinde bilinen sayı neredeyse ikiye katlandı ve bu keşifler, mesajlarının ne anlama geldiğine dair yeni bilgiler sunuyor.
Güney Peru’daki jeoglif keşifleri, yapay zekanın desteğiyle çarpıcı bir ivme kazandı. Yalnızca altı ay içinde 300’den fazla yeni figür tanımlandı. Bu durum daha önce bilinen sayıyı neredeyse iki katına çıkardı. Çöle işlenmiş bu kabartma tipi jeoglifler; evcil hayvanları, insan biçimli figürleri ve insan başlarını betimliyor.
Arkeolog Masato Sakai liderliğinde ve IBM Araştırma merkezi desteğiyle Yamagata Üniversitesi’nin Nazca Enstitüsü’nden bir ekip, Nazca çölündeki jeogliflerin dağılımına yönelik araştırmalarını geliştirmek amacıyla yüksek çözünürlüklü görüntülerle nesne algılama yapay zeka modelini eğitti. Yeni tanımlanan jeoglifler görece küçük boyutlarda ve Nazca çölünün en tanınan devasa jeogliflerinden oldukça farklı işlevler üstlenmiş olabilir.
(İlgili: Peru’da Bıçak Tutan Katil Balina ve İnsansı Jeoglifleri Bulundu)
Son bulgular yalnızca jeogliflere çarpıcı bir ek sunmakla kalmıyor; bu gizemli tasarımların bilinmeyen yönlerinin bir bölümünü aydınlatmada da kritik bir işlev görüyor.
Oyunun Kurallarını Değiştiren Bir Araç
Nazca Çizgileri, güney Peru’nun yüksek çölünü süsleyen dev hayvan, insan, bitki ve geometrik desen jeoglifleri. Dikkat çekici örnekler arasında ünlü sinekkuşu, örümcek ve uzun sarmal kuyruğuyla maymun tasvirleri yer alıyor.
MÖ 100 gibi erken bir tarihe dayandığı düşünülen iyi bilinen dev figüratif jeogliflerin ortalama uzunluğu yaklaşık 90 metre; bir kısmı yerden bile görülebiliyor. Son keşiflerin de kabaca aynı döneme ait olduğu düşünülüyor. Ancak bunlar yaklaşık 9 metre büyüklüğünde, tespit edilmesi daha güç ve çöl peyzajının yamaçlarına ve patikalarına gizlenmiş durumda.
Arkeolog Sakai, jeoglifleri incelemeye koyulduğunda hedefi bunların gerçek amaçlarını anlamaktı. Araştırmalarına 1994’te başladı ve 2004’ten itibaren uydu görüntüleri, hava fotoğrafları ve drone görüntülerini bir arada kullanan alan araştırmaları yürüten bir ekip oluşturdu. İnceledikleri alanın devasa büyüklüğü (yaklaşık 650 km²) süreci son derece zahmetli kılıyordu. Ta ki 2018’de bir bilim profesörünün yapay zeka kullanımı önerisini hayata geçirene kadar.
Sakai, New York’ta IBM ile çalışarak büyük ölçekli bir görüntü veri setiyle tüm Nazca pampası ve çevre çöllerin hava görüntülerini taramak üzere önceden eğitilmiş bir görüntü tanıma yapay zeka modeli kullandı. Modelin önerileri arkeologlar tarafından tarandı. 1.309 potansiyel özgün site belirlendi. Ardından bir arazi araştırması yürütüldü. Bu sayede ekip, jeoglif adaylarını yerinde inceleyip doğrulama amacıyla drone fotoğraflarından yararlanabildi.
Sakai bu yöntemin bir “oyun değiştirici” olduğunu yazıyor. Yeni jeogliflerin tespiti güçtü. Hem boyutları hem aşınmış olmaları hem de çöl yüzeyiyle daha zayıf kontrastları nedeniyle geçmişteki uçuş seferleriyle fark edilmeleri son derece zordu.
Çölün Mesajları
Nazca jeoglifleri bir yüzyıldır bilim insanlarını büyülüyor. Peru’dan arkeolog Toribio Mejía Xesspe ve antropolog Alfred L. Kroeber, çizgiler üzerindeki sistematik çalışmaları 1926’da, yani Peru üzerinde ticari uçakların ilk kez geçtiği 1930’larda kamuoyunun gündemine girmesinden çok önce başlattı. Erken dönem bazı araştırmacılar çizgilerin astronomik ya da takvimsel bir amaç taşıdığına inandı. Ancak sonraki bir çalışma, bunların büyük olasılıkla ürün verimliliğini teşvik etmeye yönelik ritüel alanlar olarak işlev gördüğünü öne sürdü.
Son keşifler, jeoglifler arasındaki amaç ve ilişkileri açıklamada kritik bir öneme sahip. Sakai’nin ekibi, büyük hayvan jeogliflerinin kutsal alanlara ve tapınaklara yapılan hac yolculuklarının başlangıç ve bitiş noktalarında kümelenme eğiliminde olduğu ve bu figürlerin toplumsal ritüellerin gerçekleştirildiği meydanlar işlevi gördüğü sonucuna vardı.
Kabartma tipi jeoglifler ise yürüyüş patikalarına yakın noktalarda bulundu ve bireyler ya da küçük gruplar tarafından yapılmış gibi görünüyor. Konu içerikleri (insanlar, lamalar, balıklar, bitkiler ve hatta silah taşıyan katil balinalar), bunların yolculara yönelik mesajlar olarak tasarlandığını düşündürüyor.
Sakai için arkeolojide yapay zekanın kullanımı, 20. yüzyılın başında hava fotoğrafçılığının ortaya çıkışı kadar dönüştürücü bir etki yaratabilir. Nazca jeogliflerinin büyük bölümü kazara ya da kasıtlı olarak hasar gördü. Üstelik iklim değişikliğinin yol açtığı ani sel baskınlarının giderek artan etkisine de maruz kalıyorlar. Sakai, bu hassas eserleri hızla kataloglayıp haritalandırmanın onları geleceğe taşımaya yardımcı olacağını umuyor.
National Geographic. 11 Mayıs 2026.
You must be logged in to post a comment Login