Hitit Tabletlerindeki Farklı Katiplerin El Yazıları Ayırt Edildi

Geliştirilen yapay zeka yazılımı, Hitit dönemine ait tabletlerdeki çivi yazısı karakterleri inceleyerek bireysel el yazılarını ayırt ediyor.

Yaklaşık on santimetre genişliğindeki bu çivi yazısı tablet, bir törensel ritüeli anlatıyor. Metin satırları uzaktan bile net bir şekilde görülebiliyor. Daha yakından bakıldığında (sağda), tabletin yüzeyinin ne kadar aşınmış olduğu ortaya çıkıyor. Yapay zeka, buna rağmen işaretleri tanımlamaya yardımcı oluyor. C: Daniel Schwemer / Universität Würzburg

Palaeographicum adı verilen yeni yapay zeka aracı, eski Yakın Doğu kültürlerine yönelik filolojik ve arkeolojik araştırmalarda adeta bir devrim yaratıyor. Çivi yazısı işaretlerindeki kişisel üslup ve yazım karakteri farklılıklarını ayırt edebilen bu sistem, bilim dünyası için devasa bir adım anlamına geliyor.

Milattan önceki üç binyıllık süreçte, Yakın Doğu’da oldukça gelişmiş medeniyetler filizlendi ve kil tabletler üzerine kazınmış çivi yazısı belgeler sayesinde geride muazzam bir bilgi birikimi bıraktı. Bu yazı sisteminde, kama şeklindeki karakterler ucu sivriltilmiş bir kamışla (stylus) nemli kil tabletlerin üzerine bastırılıyor, ardından bu tabletlerin fırınlanması veya kurutulmasıyla günümüze kadar ulaşabilen dayanıklı arşivler elde ediliyordu.

Ancak bu kil tabletlerin büyük bir kısmı zamanla kırıldı ve parçaları bugün dünyanın dört bir yanındaki müzelere dağılmış durumda. Bu yüzden Eski Yakın Doğu dilleri ve kültürleri uzmanları, bu parçaları doğru şekilde bir araya getirmek gibi çok karmaşık bir görevle karşı karşıya. Çünkü Yakın Doğu’daki günlük yaşama, idari yapılara ve inanç sistemlerine dair ipuçları barındıran bu belgeleri eksiksiz okuyabilmenin tek yolu, bu parçaları birleştirmekten geçiyor.

(İlgili: Yozgat’taki Dairesel Hitit Yapısında Yedi Çocuk Kalıntısı Bulundu)

Würzburg Üniversitesi ile Mainz Bilim ve Edebiyat Akademisi’nden araştırmacılar uzun yıllardır bu hedef doğrultusunda yoğun çalışmalar yürütüyor. Ekibin odak noktası, günümüzden 3.500 yıl önce Anadolu topraklarında büyük bir imparatorluk kurmuş olan Hititlerin kültürü. Bu halkın repertuarı oldukça kapsamlı: Hem heceleri hem de kelimelerin tamamını temsil eden en az 375 çivi yazısı işareti bulunuyor.

Eski Yakın Doğu araştırmalarında üst üste gelen başarılar

Würzburg-Mainz ekibi, yaptıkları çalışmalarla Eski Yakın Doğu araştırmalarında dünya çapında ses getiren birçok dönüm noktasına imza attı.

Bundan yirmi beş yıl önce Gernot Wilhelm ve Gerfrid Müller, “Hethitologie-Portal Mainz” (Mainz Hititoloji Portalı) adlı dijital platformu kurdu. Bu portal, bilinen 30.000 Hitit kil tableti parçasının tamamını içeren dijital bir katalog olmasının yanı sıra, sayısız araştırma materyali ve transliterasyonlu (harf çevirili) metni de bünyesinde barındırıyor. Kil tabletlerin bu geniş envanteri aslen Silvin Košak tarafından bir araya getirilmişti. Bugün dünya genelindeki araştırmacıların katkı sağladığı bu portala internet üzerinden ücretsiz olarak erişilebiliyor.

On yıl önce ise ekip, tekil çivi yazısı karakterlerinin kendilerine has paleografik özelliklerini üç boyutlu olarak kaydedebilen dijital bir araç tanıttı. Bu teknoloji, antik kil tabletlerin bilgisayar destekli rekonstrüksiyon (yeniden birleştirme) çalışmalarını ciddi ölçüde kolaylaştırdı. 2023 yılına gelindiğinde ise kullanıcıların metinleri çivi yazısı veya harf çevirisi olarak aramasına olanak tanıyan “TLHdig” aracı kullanıma sunuldu.

Çivi yazısı işaretlerinin bireysel formu neden önemli?

Şimdi ise portal, en yeni dijital modülü olan “Palaeographicum”u sunuyor. Bu araç, Hititoloji Portalı’ndaki yüksek çözünürlüklü fotoğraflarda yer alan çivi yazısı karakterlerinin ayırt edici formlarını tanıyor ve tüm tablet koleksiyonunda aynı veya benzer şekilde yazılmış karakterleri tarıyor. Ardından, bu karakterleri fotoğraflardan kırparak net ve düzenli görsel tablolar halinde bir araya getiriyor.

Dortmund Teknik Üniversitesi Yapay Zeka Enstitüsü ile ortaklaşa geliştirilen Palaeographicum’un güncel versiyonu, beş milyondan fazla çivi yazısı karakterini belgeleyen 70.000 fotoğrafa erişim sağlıyor.

Karakterlerin bireysel formları epigrafi araştırmaları için hayati bir önem taşıyor; çünkü bu sayede tabletleri yazan yazıcılar birbirinden ayırt edilebiliyor. Çivi yazısı kile stiluslarla bastırılarak yazılsa da, metinlerde yazıcıların kendilerine has el yazısı stilleri açıkça seçilebiliyor; yani her yazıcının kendine özgü bir yazı karakteri vardı. Kimi yazıcılar kalemi kilden o kadar sert çekiyordu ki karakterlerin ucunda süslü kıvrımlar oluşuyor, kimileri ise işaretleri kendilerine has belirgin boşluklarla yerleştiriyordu.

Palaeographicum el yazısı stillerini karşılaştırmayı kolaylaştırıyor

Bir yazıcının kendine has yazı özelliklerini tanımak, kil tablet parçalarını bir araya getirme işini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Eski Yakın Doğu dilleri uzmanı Profesör Gerfrid Müller, “Çıplak gözle bunu genellikle ancak çok yavaş ve büyük zorluklarla yapabiliyoruz” diyor. Bunun sebebi çivi yazısı işaretlerinin üç boyutlu doğasından kaynaklanıyor; ışığın geliş açısına göre karakterler fotoğraflarda bazen çok net okunurken bazen neredeyse hiç seçilemiyor.

Würzburg Üniversitesi Eski Yakın Doğu Araştırmaları Kürsüsü Başkanı Profesör Daniel Schwemer ise “Palaeographicum çalışma şeklimizi kökten değiştiriyor ve bize binlerce saatlik zaman kazandırıyor” diyor. Örneğin geçmişte beş farklı kil tablet parçası üzerindeki karakterlerin el yazısını karşılaştırmak üç gün sürerken, artık bu işlem sadece beş dakikada tamamlanabiliyor.

Tıpkı Avrupa’da olduğu gibi, antik Yakın Doğu’daki el yazısı tarzı da yüzyıllar içinde belirgin kronolojik değişiklikler gösterdi. Hitit kil tabletlerinde doğrudan tarih belirtilmediği için bu yeni araç, bilim dünyasının tekil fragmanları tarihlendirmesine de yardımcı oluyor. Araca “Palaeographicum” adının verilmesi de tam olarak bu yüzden. İsim, eski yazı biçimlerinin tarihi gelişimini inceleyen bilim dalı olan paleografiye atıfta bulunuyor.

Yapay zeka sürekli yeniden eğitiliyor

Araç üzerindeki çalışmalar henüz tamamlanmış değil. Müller, yapay zeka modelini sürekli olarak yeniden eğittiklerini belirtiyor. Ekip, Palaeographicum’u geliştirirken kullanıcıların taleplerini de göz önünde bulunduruyor; tabii bunların “teknik olarak uygulanabilir olması ve araştırmacıların işini kolaylaştırması şartıyla”.

Dünya genelindeki Hititoloji camiası, bu yeni araç hakkında şimdiden birçok olumlu geri bildirimde bulundu. Geliştirici ekibin bu çalışmayı duyurmak için büyük çabalar sarf etmesine bile gerek kalmadı. Hititoloji Portalı’nın haberler bölümünde yapılan küçük bir duyuru fazlasıyla yeterli oldu. Schwemer, “Hititoloji alanındaki tüm araştırmacılar sabah gözünü açar açmaz ilk iş bu portalı kontrol ediyor; onsuz bir çalışma yürütmeleri neredeyse imkansız” diyor.

Gelecek hedefi: Yazı kültürünün sosyal tarihi

Araştırmacıların gelecek için oldukça iddialı bir hedefi var: Yapay zekayı, bireysel yazıcıların el yazılarını otomatik olarak tanıyabilecek kadar iyi eğitmeyi amaçlıyorlar.

Ancak bu oldukça çetrefilli bir süreç. Bunun bir nedeni, yazıcıların ruh haline veya yazım ortamına göre farklı el yazısı stilleri üretebilmesi. Örneğin saraydaki sakin çalışma ortamında yazılan bir metin ile Hitit İmparatorluğu’nun kutsal mekanlarının denetimi gibi bir saha ziyareti sırasında aceleyle karalanan bir rapor aynı elden çıksa da paleografik olarak farklı görünebiliyor.

Schwemer, “Eğer bu hedefe ulaşabilirsek, bireysel yazıcıların mesleki kariyerleri boyunca neler ürettiklerine dair çok daha net bir resim elde edebiliriz ve Hitit yazı kültürünün sosyal tarihini derleyebiliriz” diyor. Bu başarı, Würzburg-Mainz ekibinin bilim dünyasına kazandıracağı bir sonraki dönüm noktası olmaya aday görünüyor.


Würzburg Üniversitesi. 18 Mayıs 2026.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/arkeo/public_html/wp-content/themes/hottopix/comments.php on line 48

You must be logged in to post a comment Login