Kuzeybatı Avrupa'daki son Neandertallerinin Antik DNA'sı, soylarının tükenmesine dair önde gelen bir teoriyi çürüttü.
İber Yarımadası'nın kuzeydoğusunda yaşayan İber halkının genetik kimliği, Roma etkisinden önce 600 yıl boyunca büyük ölçüde değişmemiş.
Moğolistan'daki Tamir mezarlığı, gömme düzeninin akrabalıktan ziyade zenginlik ve siyasi güce göre şekillendiğini ortaya koydu.
Bugün soyu tükenmiş Denisovalılardan miras kalan genler, Okyanusya'daki bazı insanların bağışıklık sisteminde aktif bir rol oynuyor.
Veba kurbanlarının bilinen en eski kanıtı Sibirya'da bulundu ve bu kanıt, özellikle çocuklar için ölümcül olabilecek bir gen taşıyordu.
Yeni çalışmaya göre Peru'nun Pasifik kıyısı boyunca uzun mesafeli göç en az 800 yıl önce, yani sanılandan çok daha erken bir tarihte başlamış.
Böcekler protein bakımından zengin olabilir fakat Avrupa'daki ya da Orta Asya'daki tarihöncesi avcı-toplayıcıların menüsünde yer almıyorlardı.
Buz Adam Ötzi 5.300 yıldan fazla bir süre önce hayatını kaybetti fakat mikrobiyomu hâlâ canlılık belirtileri taşıyor olabilir.
Neolitik dönemde yaşamış insanların DNA'sının ortaya koyduğu üzere, 'birleşmiş aileler' 5.000 yıldan daha uzun bir süre önce de vardı.
Bugün Afrika dışında yaşayan tüm insanlar yüzde 2 ile 4 arasında Neandertal DNA'sı taşıyor ve bu biyolojimizi pek çok yönden şekillendiriyor.
Araştırmacılar, 17. yüzyılın başlarında Doğu Finlandiya'daki Kitka Gölü yakınlarına gömülmüş 40 yaşında bir adamın kalıntılarını inceledi.
Romalılar ve Vikingler, Britanya'yı kontrol etmiş olmalarına rağmen Britanyalılar üzerinde önemli bir genetik iz bırakmamış.
Homo sapiens'in Denisovalılara ilgi duyduğu, bu soyu tükenmiş insanlarla karşılaştıkları hemen her yerde çiftleştiği görülüyor.
Maryland'te sömürge valileriyle aynı şapele gömülen Afrikalı çocuğun köle mi yoksa özgür mü olduğu antik DNA çalışmalarıyla inceleniyor.
800 yıllık "sarılan iskeletler", genetik analizlerle Polonya'nın Orta Çağ'a ait tek hemcins ikili gömütü olarak doğrulandı.
Antik DNA analizleri, Roma sonrası sınır boylarında tek eşlilik, uzun yaşam ve yetim oranları gibi toplumsal verilere net ipuçları sunuyor.
Bolivya'da bulunan 700 yıllık bir mumyanın DNA analizi, Streptokok bakterisinin Avrupalılardan önce Amerika kıtasında var olduğunu kanıtladı.
Calabria'daki Grotta della Monaca mağarasında bulunan 3.500 yıllık DNA verileri, izole görünen bir dağ toplumunun sosyal ağlarını çözdü.
Güneydoğu Balkanlar'daki Antik Roma lazımlıklarından alınan dışkı kalıntılarının analizi, 1.800 yıl önceki insanlara dair yeni bulgular sundu
Arkeologlar, kemik ve dokuları birer arşive dönüştüren paleopatoloji sayesinde tarihöncesi hastalıkları tanımlayabiliyorlar.