2022 Mayıs Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi

2022 yılının Mayıs ayında Türkiye’de ve dünyada öne çıkan arkeolojik keşifleri bu listede derledik.

10- Alabama’da Amerika Yerlilerinin Mağara Resimleri Bulundu

Alabama’daki arkeologlar, erken Amerika yerlileri tarafından yapılmış bilinen büyük mağara resimlerinden birini keşfettiler.

Tanımlanan resimlerden biri, 2 metreden daha uzun. C: S.Alvarez; illustration by J.Simek

Amerika yerlileri bir mağaraya, üç metrelik bir çıngıraklı yılanın bu 1.000 yıllık tasvirini ve ayrıca yeraltı dünyasının ruhlarını tasvir ediyor olması muhtemel diğer resimleri yaptı. Araştırmacılar, mağaranın yüzlerce mağara resmine sahip olduğunu ve Güneydoğu Amerika’daki yerlilerin yaptığı mağara sanatları içinde en zengin yer olarak kabul edildiğini söylüyor. Ekip, mağara resimlerini araştırmak için sanal bir üç boyutlu model oluşturmak adına yüzlerce dijital görüntü almayı içeren bir teknik olan fotogrametri kullandı. Bu yöntemi kullanan araştırmacılar, daha önce bilinmeyen beş dev mağara resmini tespit ettiler.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

9- Stonehenge, Anıt İnşa Edilmeden Önce Bir Avlanma Noktasıydı

Ünlü Stonehenge anıtının bulunduğu bölge, anıt inşa edilmeden çok önce Mezolitik kültürler için önemli bir avlanma ve otlatma alanıydı.

Neolitik insanlar Stonehenge’in görkemli mavi taşlarını ve sarsen taşlarını dikmeden çok önce, Mezolitik dönem avcı-toplayıcıları burayı bir avlanma alanı olarak kullanarak ziyaret ediyorlardı. Yeni bir çalışmaya göre, daha sonra çiftçiler ve anıt inşaatçıları bölgeye taşındı. Daha önceki araştırmalar, Stonehenge inşa edilmeden önce çevredeki arazinin kapalı bir gölgelik orman olduğunu ileri sürmüştü. Araştırmacıların belirttiğine göre, sitenin zaman içindeki yüksek kullanımı göz önüne alındığında, Mezolitik avcı-toplayıcılar ile Neolitik anıt inşaatçıları arasında bir süreklilik olması muhtemel.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

8- Sembolik Sanılan Tunç Çağı Hançerlerinin İşlevi Anlaşıldı

Yeni araştırma, Tunç Çağı hançerlerinin kişinin kimliğini ya da statüsünü temsil eden işlevsiz bir sembol olmadığını, hayvan leşleri üzerinde kullanıldığını gösteriyor.

Erken Tunç Çağı bronz hançer. MÖ 1750-1500. C: National Museum Wales

Bakır alaşımlı hançerler ilk olarak MÖ 4.000’li yıllarda ortaya çıktı ve Avrupa’da yaygınlaşarak, “savaşçı mezarları” olarak bilinen silah bakımından zengin mezarlarda daha sonraları bulundu. Arkeologlar uzun yıllardır bu hançerlerin esasen cenazelerde, ölen kişinin statüsünü göstermek ya da kim olduğunu belirtmek için törensel nesneler olarak kullanıldıklarını ya da silah ve el sanatlarında bir araç olarak kullanıldıklarını düşünüyordu.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

7- Norveç’te, Üzerinde Hâlâ Tüyleri Duran Demir Çağı Oku Bulundu

Norveç’te, Demir Çağı’na ait olağanüstü bir şekilde korunmuş bir ok bulundu: demir ok ucu, kas telleri ve aerodinamik tüyler!

Arkeologlar, Norveç’te bulunan bu Demir Çağı okunun etrafındaki buzu ve karı eritmek için ılık su kullandılar.

Okun uçarken yönlendirilmesine yardımcı olan hassas tüyler genellikle zamanla bozulduğundan, ok tüylerinin korunması çok nadir gerçekleşir. Arkeologlar, Norveç’teki Jotunheimen dağlarındaki açıklanmayan bir bölgede yapılan bir yüzey araştırması sırasında 80 santimetrelik oku bulduğunu duyurdu. Bunun muhtemelen şimdiye kadar buldukları en iyi korunmuş ok olduğunu söylüyorlar. Örneğin, çarpma sırasında kırılma riskini azaltmak için ok sapının ön ucunun etrafına sarılmış olan sinir hala “sıkıca sarılı” ve yerinde. Oku yapmak için kullanılan iplik ve katranın kalıntıları da mevcut.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

6- İnkalar, Kurban Edilecek Çocukları Özel Bir İçki ile Sakinleştirmiş

İnka çocukların mumyalanmış saç ve tırnak kalıntıları, kaygılarını azaltmış olabilecek bir maddenin izlerini içeriyor.

Ritüel olarak kurban edilmiş iki İnka çocuktan biri olan, törensel bir başlık takan bir kızın mumyası. C: Johan Reinhard

500 yıldan daha uzun bir süre önce kurban töreni için aday gösterilen iki İnka çocuğu, şimdiye kadar fark edilmeyen özel bir yatıştırıcı karışım içmişti. Yeni bir çalışmanın gösterdiğine göre, büyük olasılıkla yaklaşık 4 ila 8 yaşlarında bir kız ve bir erkek çocuk olan bu genç kurbanlar, törenle öldürülmeden ve Peru’nun Ampato dağına gömülmeden günler veya haftalar önce ruh hallerini hafifleten ve sinirlerini yatıştıran bir sıvı içtiler. Araştırmacılar, gençlerin cesetlerinin, halüsinojenik etkileriyle bilinen sıvı bir karışım olan ayahuasca’nın ana bileşenlerinden birinin kimyasal kalıntılarını içerdiğini söylüyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

5- İlk Defa Bir Pompeii Kurbanının Genomu Başarıyla Dizilendi

Bilim insanları, bu adamın modern İtalyanlarla ve Roma imparatorluğu döneminde bölgede yaşayan diğerleriyle benzerlikler paylaştığını söylüyor.

Uzmanlar bir erkek ve bir kadından DNA dizilimi yapsalar da, sadece erkeğin kalıntılarından tüm genomu dizileyebildiler. C: Serena Viva

Araştırmacılar, Vezüv Yanardağı’nın patlayarak antik Pompeii kentini kül tabakasıyla örtmesiyle ölen bir insanın genomunun ilk kez dizilendiğini açıkladı. Bulgular, felaket sırasında Roma imparatorluğunda yaşayanların sağlık ve çeşitliliğine yeni bir ışık tutuyor. Adam, MS 79’da Vezüv’ün şiddetli patlamasında öldüğünde 35 ila 40 yaşları arasındaydı. DNA’sının 1.030 antik insandan ve 471 modern Batı Avrasya bireyinden elde edilen genetik kodlarla karşılaştırılması, DNA’sının orta İtalya’daki modern bireylerle ve antik Roma döneminde yaşayanlarla en çok benzerlikleri paylaştığını ortaya koydu.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

4- Bu Sıradışı Diş, Güneydoğu Asya’daki Denisovalıların İlk Kanıtı

Laos’taki bir mağarada bulunan en az 130.000 yıllık çocuk dişi, Denisovalılar hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkarmaya yardımcı olabilir.

Araştırmacıların muhtemelen bir Denisovalıya ait olduğunu söylediği bu azı dişi Laos’ta bir mağaranın içinde bulundu. C: Clément Zanolli

2018 yılında, kuzeydoğu Laos’taki Long Gua Pa köyünde yaşayan bir çocuk, kemiklerle dolu bir mağara göstermek için bir arkeolog ekibine ulaştı. Ekip mağaranın çimento benzeri duvarlarını oymaya başladı ve antik gergedanlar, tapirler, domuzlar, kemirgenler ve insan benzeri tek bir azı dişinin kalıntılarını ortaya çıkardı. Şimdi ise araştırmacılar bu dişi, Neandertallerin ve modern insanların gizemli kuzenleri olan ve muhtemelen yaklaşık 30.000 yıl önce yok olan bir Denisovalı olarak tanımladılar.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

3- Gizli Belgeleri Okuyan Eski Mısırlı Yetkilinin Mezarı Keşfedildi

Mısır’daki arkeologlar, gizli kraliyet belgelerine erişimi olduğunu iddia eden yetkili Mehtjetju adlı adamın 4.300 yıllık mezarını keşfetti.

Bu kabartma, yaklaşık 4.300 yıl önce yaşamış olan mezar sahibi Mehtjetju’yu tasvir ediyor. C: Jaroslaw Dabrowski

Araştırmacılar, mezardaki hiyerogliflere göre, “İleri gelen kişi Mehtjetju adını taşıyordu ve diğer şeylerin yanı sıra kraliyet mühürlü – yani gizli – belgelere erişimi olan bir memurdu.” diyor. Mehtjetju’nun mezarı, yaklaşık 4.700 yıl önce Sakkara’da inşa edilen Djoser Basamak Piramidi’nin yanında bulundu. Arkeologlara göre, Mehtjetju’nun yüksek sosyal statüsü, mezarı inşa etmek için yetenekli zanaatkarlar tutabileceği anlamına geliyordu. Arkeologlar, cephenin kabartmalarının yetenekli bir el tarafından yapıldığını söylüyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

2- Amazon’da Oldukça Şaşırtıcı Antik Yerleşimler Keşfedildi

Haritalama teknolojisi ile, Bolivya’da bir zamanlar gelişmiş kültürlerin var olduğunu gösteren kentsel yerleşmeler tespit edildi.

Lidar’dan alınan veriler kullanılarak bir araya getirilen üç boyutlu bir görsel, Cotoca’nın şehir merkezini gösteriyor. C: H. Prümers / DAI

Bilim insanları, Amazon Havzası’nın güneybatısındaki gizemli höyüklerin bir zamanlar antik kentsel yerleşim yerleri olduğunu keşfetti. Araziyi havadan haritalamak için bir uzaktan algılama teknolojisi kullanan bir araştırma ekibi, yaklaşık 1.500 yıl önce başlayarak, antik Amazonların, 22 metre yüksekliğindeki toprak piramitlere sahip ve kilometrelerce yükseltilmiş yollarla çevrelenmiş yoğun nüfuslu merkezler inşa ettiklerini ve yaşadıklarını ortaya çıkardı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

1- Urfa’daki Evin Altında, Demir Çağı Yeraltı Kompleksi Bulundu

Şanlıurfa’da bir köy evinin altında, MÖ 1. binyılda doğurganlık kültü için kullanılmış olabilecek bir yeraltı Demir Çağı kompleksi keşfedildi.

Dijital olarak siyahla vurgulanan tanrı alayı paneli, Şanlıurfa’nın Başbük köyündeki yeraltı kompleksinde bulundu. C: M. Önal, C. Uludağ, Y. Koyuncu. 2022.

Yapının dengesizliği nedeniyle henüz tam olarak araştırılmayan eski kompleksin duvarlarında Asur üslubunda tasvir edilen bir tanrı alayı içeren nadir kaya sanatı çizimleri bulunuyor. Bu sanat tarzı, yerel gruplar tarafından benimsenmiş gibi görünüyor ve yeni araştırmaya göre, Mezopotamya’dan gelen ve daha sonra Anadolu’ya yayılan Yeni Asur İmparatorluğu kültürünün bu bölgede fethettiği insanlara ne kadar güçlü bir şekilde yayıldığını gösteriyor.

Yeraltı kompleksi, erken Yeni-Asur dönemine (MÖ 9. yüzyıl civarı) tarihleniyor ve giriş odasının yanı sıra bir üst ve alt galeriye sahip. Giriş odasına açılan orijinal açıklık henüz bulunamadı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

BONUS

Ayasofya’nın duvar sıvaları sökülerek torbalara dolduruldu

Ayasofya’nın duvar sıvalarını bir torbaya dolduran insanlar.
Yorumlar
Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login