Moğolistan’daki Mezarda En Eski ‘Gerçek’ Eyer Keşfedildi

Moğolistan’da bulunan beşinci yüzyıla ait ahşap çerçeveli bir eyer, modern biniciliğin en eski kanıtlarından biri olma özelliğini taşıyor.

Urd Ulaan Uneet’te bulunan huş ağacı kompozit çerçeveli eyer. C: P. Lopez Calle

Moğolistan’daki eski bir mezarda sıradışı bir şekilde korunmuş, demir üzengili ahşap çerçeveli eyer türünün en eski örneği olabilir. Bu yenilikçi eyer, arkeologlara Orta Çağ atlı savaşlarının kökenlerine dair ipuçları verebilir.

Antiquity dergisinde yayımlanan çalışmada uluslararası bir arkeolog ekibi, daha önce bir mağara mezarından yağmalanan boyalı eyerin detaylarını anlattı.

Mezardaki insan kalıntılarının radyokarbon tarihlemesi ve at derisi eyer örneği, bunun MS 420 civarına tarihlendiğini gösteriyor ve bu da onu dünyada bilinen en eski çerçeveli eyer yapıyor.

(İlgili: Dünyanın İlk At Binicileri Karadeniz Yakınlarında Bulundu)

Araştırmacılar, “Çalışmamız, eyer ve üzenginin erken gelişimi ve yayılmasında Doğu Bozkırının önemli bir rol oynadığı ihtimalini gündeme getiriyor.” diyor.

Urd Ulaan Uneet’ten at kalıntıları ve dizgin parçası. C: W. Taylor and J. Bayarsaikhan

Modern atlar ilk kez MÖ 2000 civarında Batı ve Orta Asya’da evcilleştirildi ve göçebe biniciler onları hızla mobil yaşam tarzlarını desteklemek için kullandılar. Yaylar ve oklarla donanmış insanlar, atın yelesini tutarken atı bacaklarıyla kavradıklarından, ilk binicilik esasen eyersizdi. Birkaç yüzyıl içinde, kuzey bozkırlarında dolaşan insanlar dizginleri ve gemleri icat ettiler ve MÖ 1000 civarında yumuşak bir yastık üzerinde biniciliğe geçtiler.

Ancak süvari teçhizatının önemli bir parçası olan üzengilerle tamamlanan sert eyerler çok daha yeni bir buluş. Bunların ne zaman ortaya çıktıklarına dair doğrudan kanıtlar arkeologların gözünden kaçtı çünkü organik materyal bozkırın sert ikliminde her zaman iyi korunamıyor.

2015 yılında polis, Moğolistan Ulusal Müzesi’ndeki arkeologlara, ülkenin batı kesimindeki Khovd eyaleti yakınlarındaki Urd Ulaan Uneet’teki bir mağara mezarının yağmalandığını bildirdi.

Polis, her iki tarafı deri kayışlarla siyah ve kırmızıya boyanmış huş ağacından bir eyer, bir demir matkap, ahşap okçuluk ekipmanı ve mumyalanmış at kalıntıları da dahil olmak üzere çok sayıda kalıntıya el koydu. Ayrıca koyun ve porsuk derisinden giysiler giyerek gömülen bir adamın kemiklerine de el koydular. Mezar kısa sürede “atlıların mağarası” olarak anılmaya başlandı.

Urd Ulaan Uneet’ten huş ağacı kompozit çerçeveli eyer (sol üstte) ve sanatçının rekonstrüksiyonu. C: P. Lopez Calle

Yeni çalışmada araştırmacılar, DNA testi yoluyla insan kalıntılarının bir erkeğe ait olduğunu ve hayvanın da erkek bir evcil at olduğunu keşfettiler. İnsan kalıntılarının ve eyerdeki deri üzengi kayışının radyokarbon tarihlemesi, mezarı ve eyeri MS 420 civarına yerleştirdi.

Colorado Boulder Üniversitesi’nden bir arkeolog olan çalışma yazarı William Taylor, “Asılı bir üzengiyi destekleyebilecek sağlam bir eyer çerçevesi geliştirmek, insanların üzengi üzerindeyken yapabileceği birçok başka şeyin kilidini açan bir dönüm noktasıydı.” diyor.

Örneğin, bir binici üzengileri stabilite ve ayakta durmak için kullanabilir, bu da binicinin üst gövdesini at üzerindeyken darbeler savurmak için serbest bırakabilir ve onlara atlı savaşlarda büyük bir avantaj sağlayabilirdi.

Çalışmada ortaya çıkan yeni bilgiler, Avrasya bozkırındaki at kültürlerinin eyer ve üzengileri ilk benimseyen kişiler olduğunu gösteriyor; ayrıca Moğol bozkır kültürlerinin binicilikteki önemli yeniliklerle yakından bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

Moğolistan’daki ilk eyer ve üzengilerden kalibre edilmiş radyokarbon tarihleri ile kültürel etkinlikler ve koşum takımlarındaki teknolojik değişikliklerle karşılaştırması. C: W. Taylor

Ancak atların evcilleştirilmesi zor olmuştu. Urd Ulaan Uneet mezarında bulunan atın, Orta ve Doğu Asya’daki diğer at mezarlarında bulunan yaralanmalara benzer şekilde, dişlerinde gem kaynaklı hasar ve burun kemiklerinde değişiklikler vardı.

Ek olarak, Urd Ulaan Uneet atının kulaklarında, atın yaşamı boyunca kime ait olduğunu göstermek için kullanılmış olabilecek iyileşmiş çentik izleri vardı.

Taylor, mağaradaki mezarın bir erkeğe ev sahipliği yapmasına rağmen, ata binmenin sadece erkeklere özel olmadığını söylüyor. “Doğu Bozkırında atların ilk ortaya çıkışından bu yana hem erkeklerin hem de kadınların düzenli olarak ata bindiklerini düşünmek için her türlü neden var.”

“Ahşap çerçeveli eyerlerin Doğu Bozkırlarında icat edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olmak için, gelecekte özellikle Doğu Asya’nın olağanüstü organik korumaya sahip bölgelerinde çalışmalara ihtiyaç var.”


Live Science. 8 Aralık 2023.

Makale: Jamsranjav Bayarsaikhan et al. (2023). The origins of saddle and riding technology in east Asia: discoveries from the Mongolian Altai. Antiquity.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora adayı. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login