2020 Haziran Ayının En Önemli 10 Arkeoloji Haberi

Haziran ayında Türkiye’de ve dünyada yapılmış en ilginç ve önemli arkeolojik keşifleri bu listede derledik.

10- Endonezya’da 26.000 Yıllık Taşınabilir Sanat Eseri Bulundu

Arkeologlar, Endonezya’daki iki minyatür taş gravürü gün yüzüne çıkardılar.

C: Andrew Thomson

Bu gravürler cüce bir manda ile yaklaşık 26.000 yıl öncesine tarihlenen ve bölgede türünün ilk örneği olan bir güneş, yıldız veya bir gözü tasvir ediyor. Bu tür küçücük gravürler Avrupa ve Batı Asya’da benzer dönemlerden (yaklaşık 20.000 yıl önce) biliniyor olsa da, Güneydoğu Asya’nın ya da Avustralasya’nın (Güneydoğu Asya Adaları) en eski çevrelerinde, bir yerden bir yere taşınacak kadar küçük olan ve açıkça tanımlanabilir sanat eserleri bulunamamıştı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

9- Bilinen En Büyük ve En Eski Maya Anıtı Bulundu

Maya uygarlığı tarafından inşa edilen, şimdiye kadarki en eski ve en büyük anıt Meksika’da bulundu.

Arkeologlar Meksika’nın Tabasco eyaletinde Aguada Fénix bölgesinin 3D görüntüsünü oluşturmak için uzaktan algılamayı kullandılar. C: Takeshi Inomata

Aguada Fénix olarak adlandırılan bu yapı, 1.4 kilometre uzunluğunda devasa bir yükseltilmiş platform. Aguada Fénix, Mayaların ünlü basamaklı piramitlerini inşa etmeye başlamadan yüzyıllar önce, MÖ 1000 civarında inşa edildi. Tasarımı, erken Maya toplumlarının oldukça eşitlikçi olduğunu ve güçlü bir yönetici sınıfının olmadığını gösteriyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

8- Moğolistan’daki Mezarda 1.700 Yıllık Ahşap Eyer Bulundu

Moğolistan’dan yaklaşık 1700 yaşında olduğu tahmin edilen ahşap bir eyer, bölgede yaşamış insanlara dair önemli bilgiler verdi.

Ahşap eyer Moğolistan’daki Urd Ulaan Uneet kompleksinde bulundu. C: N.N. Seregin

Oldukça iyi korunmuş eyer, Urd Ulaan Uneet Mağarası’ndaki bir mezarda ilk olarak 2015 yılında ortaya çıkarılan eserler arasındaydı. Mağara, deniz seviyesinden yaklaşık 1327 metre yükseklikte yer alıyor ve bu dönemde bölgede bilinen tek mağara mezarı olma özelliğini taşıyor. Çalışma ekibi mağara öğelerinin Moğolistan’daki Rouran döneminden geldiğini söylüyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

7- Avrasya’daki En Eski Ok ve Yay Teknolojisi Keşfedildi

Sri Lanka’daki bir mağarada kazı yapan arkeologlar, Afrika dışındaki ok ve yay kullanımının en eski kanıtını buldular: hayvan kemiğinden yapılmış 48.000 yıllık ok uçları.

Fa-Hien Lena, 1980’lerden beri Güney Asya’nın en önemli arkeolojik alanlarından biri. Türümüzün kalıntılarını, aletlerini ve avlarını tropikal bir bağlamda korudu. C: Langley ve diğerleri, 2020

Daha önce, Güneydoğu Asya’da en eski ok ile avlanma kanıtı 32.000 yıl öncesine dayanıyordu. Dünyanın herhangi bir yerindeki en eski ok ile avlanma kanıtı ise 64.000 yıl önce Güney Afrika’da. Fa-Hien Lena yağmur ormanı mağarası ve çevresindeki kazılarda toplam 130 kemik ok ucu, muhtemelen hayvan derileri ve bitki liflerini yüzmek için kullanılmış 29 kemik alet ve birkaç kabuk boncuk ortaya çıkarıldı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

6- Antik Timsahlar, Dinozorlar Gibi İki Ayak Üzerinde Yürüyordu

Bazı antik timsah türlerinin dinozorlar gibi arka bacakları üzerinde yürüdüklerine ve üç metrelik boylarına dair keşifler şok etkisi yarattı.

Güney Kore’de, ayak izlerini bırakan timsahları gösteren bir canlandırma. C: Dr. Anthony Romilio

Paleontolog Dr. Anthony Romilio; araştırmacıların başta, benzer şekilli fosilleşmiş ayak izlerinin başka bir antik hayvan olan Teruzorlara ait olduğunu düşündüğünü söylüyor. “Alanlardan birinde, ayak izlerinin iki ayağı üzerinde çamur tabakasında yürüyen dev bir teruzor tarafından meydana getirildiği düşünülüyordu; şimdi anlıyoruz ki bunlar, bipedal (iki ayağı üzerinde yürüyen) timsahların izleri.”

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

5- Avrupa’daki Buz Devri Avcıları Kurt Eti Yiyordu

Yapılan çalışma, yaklaşık 30.000 yıl önce Paleolitik dönemdeki avcıların kurt eti yediğini ortaya koyuyor.

C: Dr. Piotr Wojtal

Çek Cumhuriyeti’nde kazı yapan arkeologlar, Paleolitik yerleşimin kalıntıları arasında binlerce hayvan kemiği parçasına ek olarak, Ren geyiği kemiği, kutup tilkisi dişleri ve mamut dişlerinden üretilmiş binlerce parça çakmaktaşı, alet ve dekoratif eşya keşfettiler. “Şimdiye kadar bilim insanları kurtların ve diğer yırtıcıların esas olarak derileri nedeniyle avlanma hedefi olduğuna ve kesinlikle et kaynağı olmadıklarına inandılar.”

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

4- Almanya’da 300.000 Yıllık Eksiksiz Fil İskeleti Bulundu

Almanya’da Homo heidelbergensis türüne ait kalıntıların olduğu bölgede 300.000 yıllık eksiksiz bir fil iskeleti ortaya çıkarıldı.

Orman filinin ön gövdesinin parçası. C: Jens Lehmann

Filler 300.000 yıl önce Aşağı Saksonya’daki Schöningen üzerinden geçmiş. Geçtiğimiz yıllarda, eski açık hava linyit madeninin çevresinde yer alan Paleolitik alanlarda en az 10 tane fil kalıntısı bulundu. Şimdi ise arkeologlar, Avrasya düz dişli file (Palaeoloxodon antiquus) ait adeta bütün halde bir iskeleti ortaya çıkarmayı başardılar.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

3- Ren Geyiği, Düşünülenden Çok Daha Önce Evcilleştirildi

Avrasya Kuzey Kutbu’nda ren geyiğin evcilleştirilmesine dair 2.000 yıllık en erken kanıtlar bulundu.

Kuzey Sibirya’daki Nenets halkı ile yakın bir işbirliği içinde çalışan arkeologlar, Kuzey Kutbu tundrasında bulunan 2000 yıllık eserlerin muhtemelen kızakları çekmek için ren geyiği yetiştirmekte kullanılan koşum takımları olduğunu belirledi. C: Robert Losey

Araştırmacılar, Kuzey Sibirya’daki Salekhard yakınlarında yer alan Ust’-Polui adlı bir bölgedeki eski köpek kalıntılarını incelerken, radyokarbon tarihlemesinin yaklaşık 2.000 yaşında olduğu belirlenen ren geyiği koşumlarıyla ilgili bazı eserleri ortaya çıkardı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

2- Eskişehir’de Eski Türklere Ait Taş Heykel Bulundu

Eskişehir’in İnönü İlçesi merkez mezarlığında, Orta Asya kültür izlerini taşıyan insan biçimli taş heykel bulundu.

Söz konusu taş heykelin, Orta Asya kültürünün izlerini taşıması ve Türklerin Anadolu’ya yerleşme tarihleri açısından da önemli olduğu düşünülüyor. 53 cm boyunda ve 31 cm eninde olan taş heykel, İnönü ilçe merkezinde bulunan iki büyük mezarlıktan, şehrin doğusunda yer alan mezarlıkta, 20 cm toprağa gömülü şekilde bulundu. İki kolunu göğsünde birleştirmiş şekilde yontulan heykelin vücut kısmı zaman içinde oldukça yıpranmıştı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

1- Suudi Arabistan’da MÖ 6000 Yılına Ait Yapı Keşfedildi

Suudi Arabistan vahasında, MÖ 6.000 yıllarına tarihlenen ve 35 metre boyunda üçgen bir platform keşfedildi.

Kazı çalışmaları sırasında bulunan platform. C: MADAJ

Yakın Doğu’nun tarih öncesi kalıntılarının aksine, Arabistan’ın megalitik anıtları çok fazla bilinmiyor. Kuru taş duvarlardan yapılmış bu anıtsal yapılar; işlevleri, yapıları ve kronolojileri bakımından hala gizemini koruyor. Şimdi ise uluslararası ekip, Dûmat al-Jandal (Kuzey Suudi Arabistan) vahasında 35 metre boyunda üçgen bir platform keşfedildi.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

BONUS

Kastamonu’da 500 Yıllık Cami Restorasyonuna Tepki

Yorumlar
Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login