‘Küçük Ayak’ Adlı Hominin, ya Hastaydı ya da Çok Açtı

Soyu tükenmiş bir insan grubunun ünlü bir üyesi, yaşamının erken dönemlerinde zor zamanlar geçirmişti. “Küçük Ayak” olarak bilinen fosil; dişlerinde, çocukluk dönemi sırasında ya aç ya da ciddi anlamda hasta olduğunu gösteren belirgin izlere sahip.

“Küçük Ayak” olarak adlandırılan Australopithecus fosilinin kafatası, kan damarlarına dair kanıtları muhafaza edecek kadar iyi korunmuş. C: Themba Hadebe/AP/Shutterstock

Fosilin analizi, kafatası içerisindeki kan damarlarını da açığa çıkardı ki bu damarlar, insan beyninin evrimini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Küçük Ayak yaklaşık 3.67 milyon yıl önce, günümüzde Güney Afrika olarak adlandırdığımız bölgede yaşadı; modern insanlardan çok daha küçük bir beyne sahip maymun benzeri bir hominindi. Australopithecus cinsine aitti fakat türünün tam olarak ne olduğuna dair bir fikir birliği mevcut değil. Küçük Ayak öldüğünde yaşlıydı ve kalıntıları, bir babunun kalıntılarının yanında bulunmuştu; bu durum Küçük Ayak’ın bir kavgada öldüğüne işaret ediyordu.

(‘Küçük Ayak’ Kafatası, İnsan Atasının Nasıl Yaşadığını Gösteriyor)

Cambridge Üniversitesi’nden Amélie Beaudet ile meslektaşları; Küçük Ayak’ın biyolojisi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak amacıyla, İngiltere’deki bir bilim tesisi olan Diamond Light Source adlı X-ışını sinkrotronunda fosilin kafatasını inceledi. Normal bir bilgisayarlı tomografi taramasında en fazl 100 mikrometre kadar küçük detaylar görülebiliyorken bu yöntem sayesinde ekip, 3 mikrometre kadar küçük detayları bile görebilecekti.

“Dişlerde, çizikler veya oyuklar gibi bazı kusurlar görülüyor.” diyor Beaudet. Birinci ihtimal olarak iklim değişikliği nedeniyle Küçük Ayak’ın yaşadığı çevre farklılaşmış olabilir; böylece Küçük Ayak yiyecek sıkıntısına düşmüştür. Beaudet, “Yaşadığı ortamın her zaman stabil olmadığını biliyoruz.”  diye ekliyor.

Fakat Küçük Ayak’ın bir enfeksiyon dolayısıyla hastalanmış olması da ihtimaller arasında. “Ölümünün gıda kıtlığı nedeniyle mi yoksa hastalık nedeniyle mi gerçekleştiğini bilemiyoruz; aklımıza gelmeyen bambaşka bir neden de olabilir.” diyor Beaudet.

Ekip aynı zamanda kafatasında ve alt çenedeki kemikler içinde minik kan damarlarını da görmeyi başardı. Beaudet, fosilin böylesine ince ayrıntıları dahi görmemizi sağlayacak kadar iyi korunmuş olmasının büyük bir sürpriz olduğunu söylüyor.

Küçük Ayak’ın yaşadığı dönemde vücudundaki kan akışını anlamak, öncelikle sıra dışı bir biçimde büyük olan beyinlerimizin evrimine ışık tutabilir. Beyin çok fazla besleyici ögeye ihtiyaç duyar ve taşınması gereken miktarda ısı üretir. Kan, beynin gereksinim duyduğu bu iki işlevi de yerine getirir; dolayısıyla atalarımızın beyinleri, daha büyük olmak için evrimleşmiştir ki kan damarlarının da bu şekilde evrimleşmiş olması gerekir. Beaudet konuyu, daha büyük araştırmaların önünü açacak bir soru ile noktalıyor: “Tüm bunların gerçekleşmesi için ilk olarak sistemin hangi parçasının evrimleşmesi gerekiyordu?”


New Scientist. 2 Mart 2021.

Makale: Beaudet, A., Atwood, R. C., Kockelmann, W., Fernandez, V., Connolley, T., Vo, N. T., … & Stratford, D. (2021). Preliminary paleohistological observations of the StW 573 (‘Little Foot’) skull. Elife, 10, e64804.

Yorumlar
Kocatepe Üniversitesi'nde Hukuk okuyor. Dil, tarih ve arkeoloji alanlarında kendini geliştiriyor.

You must be logged in to post a comment Login