İnsanlar, Patojenlerle Savaşmak için Evrimleşti

On binlerce eski iskelet üzerinde yapılan analizler, insan ve hastalık arasındaki evrimsel savaş hakkında önemli bilgiler veriyor.

Dünya küresel bir salgınla boğuşurken, on binlerce antik iskelet üzerinde yapılan bir araştırma, insan vücudunun hastalıklarla savaşmak için nasıl evrimleştiğini ve hastalıkların zamanla nasıl daha az ölümcül hale geldiğini ortaya çıkardı. Sonuçlar, uzmanlara gelecekte hastalıklarla başa çıkmak için nasıl adapte olacağımız hakkında daha fazla şey öğretebilir.

Araştırmacılar, virüslerin eski insanları enfekte edecek şekilde mutasyona uğradıklarını, böylece çoğalıp birçok insana geçebildiğini; ancak bununla birlikte hastalığın ciddiyetinin de azaldığını belirtiyorlar.

Prof. Maciej Henneberg, Dr. Teghan Lucas ve Dr. Kara Holloway Kew tarafından yayımlanan çalışma, enfeksiyonun ayırt edici göstergeleri olan kemikler üzerindeki izlere odaklanarak antik bulaşıcı hastalıkların yayılması hakkında daha fazla bilgi vermek için yaklaşık 70.000 antik iskelet hakkındaki verileri analiz etti.

(Tarih Boyunca Salgın Hastalıklara Nasıl Tepki Verdik?)

Patojenler, yerleştikleri insanı  ya öldürüyor ya da ölümüne neden olmadan vücudu istila ederek hayatta kalıyor, üreyip yayılıyor, böylece hayati fonksiyonlarını garanti altına alıyor. Uluslararası üne sahip bir anatomist ve biyolojik antropolog olan Prof. Henneberg, “Tüberküloz, treponematozlar ve cüzzam, doğrudan doğruya insanın ölümüne neden olmayan yaygın kronik bulaşıcı hastalıklardır.” diyor.

200 nesil boyunca oluşan kayıtlara bakıldığında,  bu üç hastalık, virüsün yerleştiği insanların ve patojenlerin birlikte evrimleşmesinin başlıca örnekleri olarak kabul ediliyor.

Virüs ve yerleştiği insan için karşılıklı fayda sağlayan adaptasyon sürecinin yaşanmasından sonra, bu üç hastalığın her biri için görülme sıklığında bir düşüş yaşanır.

İncelenen iskeletlere bakıldığında;  son 5.000 yılda modern tıbbın ortaya çıkmasından önce, tüberkülozun izleri daha az görülür oldu; Avrupa’da cüzzama ait bulgular ise Orta Çağ’ın sonunda azalırken, Kuzey Amerika’da treponematozların belirtileri, özellikle bölgeyi işgal eden Avrupalılar ile temastan önceki yıllarda geriledi.

Dr. Teghan Lucas, bu çalışmada virüslerin genel  olarak daha fazla bulaşıp bulaşmadığını, ancak zamanla daha az ölümcül hale gelerek yayılmaya devam edebileceklerinin vurgulandığını söylüyor.

Evrimsel bir perspektiften bakıldığında, bir patojenin hayatta kalması için bağlı olduğu taşıyıcıya daha az zarar vermesi mantıklıdır; bu nedenle cüzzam, tüberküloz ve frenginin yüksek düzeyde bulaşıcı olması, zamanla azalan geçici bir evrimsel özellik gibi görünüyor. 

İskelet kalıntıları olduğu sürece, bunların sahip olduğu hastalıklar da korunacağı için Paleopatoloji,  sert dokularda ortaya çıkan hastalıkların geçmiş popülasyonlarda incelenmesine olanak verip giderek daha popüler bir disiplin haline geliyor. Ayrıca iskeletler üzerindeki patolojik izlerin korunması nedeniyle, üç ana bulaşıcı hastalığın ortak evrim sürecini, bununla ilgili örneklerin bulunduğu tarihe kadar izlemek mümkündür.


Flinders University. 25 Şubat 2021.

Makale: Henneberg, M., Holloway-Kew, K., & Lucas, T. (2021). Human major infections: Tuberculosis, treponematoses, leprosy—A paleopathological perspective of their evolution. Plos one, 16(2), e0243687.

Yorumlar
Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Tarih Öğretmeni. Tarih Felsefesine ilgi duyuyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login