Buğday Ne Zaman Evcilleştirildi? Buğdayın Tarihçesi ve Kökeni

Buğday, yaklaşık 12.000 yıl önce Türkiye’nin güneydoğusunda atalarımız tarafından evcilleştirilen ilk mahsullerden biriydi.

Buğday.

Buğday, günümüzde yaklaşık 25.000 farklı çeşidi olan bir tahıl ürünü. Günümüzde hala var olan emmer adındaki bir ata bitkiden evrilen buğday, en az 12.000 yıl önce evcilleştirildi.

Yabani emmer (T. araraticum, T. turgidum ssp. dicoccoides, veya T. dicocoides gibi çeşitler), genelde kendi kendine tozlaşan, kışın yetişip yaz aylarında hasat edilen, buğdaygiller familyasının ve Triticeae türünün bir bitkisi. Günümüzde İsrail, Ürdün, Suriye, Lübnan, Türkiye’nin doğusu, İran’ın batısı ve Irak’ın kuzeyi gibi ülkelerde, Yakın Doğu Bereketli Hilal boyunca yetişiyor.

(İlgili: Kuzey Irak’taki İlk Tarımcılar Çoğunlukla Buğday ve Arpa Yiyordu)

Buğday, seyrek ve yarı izole arazilerde; yazların uzun, sıcak ve kurak geçtiği ve kışların değişen yağış miktarıyla, kısa ve ılıman geçtiği bölgelerde en iyi yetişiyor. Emmer, deniz seviyesinin 100 metre altından 1.700 metre yüksekliğe kadar çeşitli habitatlarda yetişebiliyor, ayrıca yıllık 200-1.300 mm yağış alan yerlerde hayatta kalabiliyor.

Buğday Çeşitleri

Günümüz buğdayının 25.000 farklı çeşidinin çoğu, ekmeklik buğday ve makarnalık buğday olarak adlandırılan iki geniş gruba ayrılıyor. Ekmeklik buğday (Triticum aestivum), bugün dünyada tüketilen tüm buğdayın yaklaşık yüzde 95’ini oluşturuyor; diğer yüzde beşi makarna ve irmik ürünlerinde kullanılan makarnalık ya da sert buğdaydan (T. turgidum ssp) oluşuyor.

Ekmeklik ve makarnalık buğdayın her ikisi de yabani emmer buğdayının evcilleştirilmiş biçimleri. Kavuzlu buğday (T. spelta) ve Timopheev buğdayı (T. timopheevii), Geç Neolitik döneme kadar emmer buğdaylarından evrilmişti ancak günümüzde pek alıcısı yok. Siyez (T. monococc) adı verilen bir başka erken buğday türü de aynı dönemlerde evcilleştirilmişti ancak günümüzde çok yaygın değil.

Bereketli Hilal.

Buğdayın Kökeni

Genetik ve arkeolojik çalışmalara göre, günümüz buğdayının kökeni Türkiye’nin güneydoğusundaki Karacadağ dağlık bölgesine dayanıyor. Emmer ve siyez buğdayı, tarımın kökenlerini oluşturan klasik sekiz kurucu ekinden ikisini oluşturuyor.

Emmerin bilinen en eski kullanımı, yaklaşık 23.000 yıl önce İsrail’deki Ohalo II arkeolojik bölgesinde yaşayan insanlar tarafından yabani arazilerden toplanması. Ekilen en erken emmer, Levant’ın güneyinde (Netiv Hagdud, Tell Aswad, diğer Çanak Çömlek Öncesi Neolitik A bölgeleri); ekilen en erken siyez Levant’ın kuzeyinde (Ebu Hureyre, Mureybet, Jerf el Ahmar, Göbekli Tepe) bulundu.

Evcilleştirme Sırasındaki Değişiklikler

Yabani formlar ve evcilleştirilmiş buğday arasındaki temel fark; evcilleştirilmiş buğdayın, kabuklu daha büyük tanelerinin ve yarı kırılgan saplarının olması. Yabani buğday olgunlaştığında sapları, buğday gövdelerini bir arada tutan kısım, parçalanıyor böylece tohumlar kendi kendine tozlaşabiliyor ve kabukları olmadan daha hızlı filizlenebiliyor. Ancak bu doğal olarak gerçekleşen yararlı kırılganlık, buğdayı etraftan toplamak yerine bitkiden toplamayı tercih eden insanların pek işine gelmiyor.

Yaşanmış olması muhtemel başka bir yöntem de, ilk çiftçilerin, olgunlaşmış ama kendi kendine daha tozlaşmamış buğdayı hasat etmiş olmaları, böylece bitkinin hala üzerinde olan buğdayı toplamış olmaları. Bu tohumları gelecek mevsim ekerek, çiftçiler daha sonra sapları geç kırılan bitkileri yetiştirmeye devam edebiliyordu. Dikkate alınan diğer özellikler arasında başak boyutu, yetişme mevsimi, bitki boyu ve tane büyüklüğü yer alıyordu.

Botanikçi Agathe Roucou ve meslektaşlarına göre, evcilleştirme süreci dolaylı olarak bitkide birden fazla değişikliğe neden oldu. Emmer buğdayına kıyasla, günümüz buğdayı daha kısa yaprak ömrüne ve daha yüksek net fotosentez oranına, yaprak üretim oranına ve azot içeriğine sahip. Ayrıca günümüz buğday çeşitleri, büyük bir bölümünün ince kök olduğu daha sığ bir kök sistemine sahip, bu yüzden biyokütle yeraltından ziyade yer üstünde gelişiyor. Eski buğday türleri, yer üstü ve yer altı işleyişi arasında bir koordinasyona sahip, ancak insanların tercih ettiği özellikler yüzünden bitki, kendini yeniden şekillendirip, yeni ağlar kurdu.

Önemli bir evcilleştirme özelliği şuydu: T. diccocoides’in kırılgan sapı ve T. dicoccum’un kırılgan olmayan sapı.

Evcilleştirme Ne Kadar Sürdü?

Buğdayla ilgili süregelen tartışmalardan biri, evcilleştirme sürecinin tamamlanması için geçen sürenin uzunluğu. Bazı bilim insanları bunun birkaç asırlık oldukça hızlı bir süreç olduğunu öne sürerken; diğerleri, buğdayın ekilmesinden evcilleştirilmesine kadar geçen sürecin neredeyse 5.000 yıllık olduğunu savunuyor. Yaklaşık 10.400 yıl öncesine kadar, evcilleştirilmiş buğdayın Levant bölgesinde yaygın olarak kullanıldığına dair pek çok kanıt var ancak bunun ne zaman başladığı hala tartışmaya açık.

Evcilleştirilmiş siyez ve emmer buğdayının bugüne kadar bulunan en eski bulguları, Suriye’deki Ebu Hureyra bölgesine, günümüzden yaklaşık 13.000–12.000 önce, Genç Dryas’ın başladığı, Epi-Paleolitik döneme kadar dayanıyor. Buğday ve yabani tahılların dâhil edilerek, insanların beslenme biçimlerinin genişlediğini gösteren bulgular olsa da bazı bilim insanları, bu bitkilerin kasıtlı olarak ekildiğini gösteren bir kanıt olmadığını söylüyor.

Dünyanın Dört bir Yanına Yayılmış: Bouldnor Cliff

Buğdayın ilk ortaya çıktığı yerin dışındaki yayılımı, “Neolitikleşme” olarak bilinen sürecin bir parçası. Kısmen göçmen çiftçilerin ve kısmen de yeni teknolojileri uyarlayan yerel avcı-toplayıcıların oluşturduğu Lindearbandkeramik (LBK) kültürü, genellikle Asya’dan Avrupa’ya buğday ve diğer mahsullerin getirilmesiyle ilişkilendiriliyor. LBK, Avrupa’da MÖ 5400-4900 yılları arasına tarihleniyor.

Bununla birlikte, Wight Adası’nın kuzey kıyısındaki Bouldnor Cliff turba bataklığında yapılan son DNA çalışmaları, evcilleştirilmiş buğdaydan gelen antik DNA’yı tanımladı. Bouldnor Cliff’te buğday tohumları, kırıntıları ve polenleri bulunamadı ancak tortudan elde edilen DNA dizileri, LBK formlarından genetik olarak farklı olan Yakın Doğu buğdayıyla uyuşuyor. Bouldnor Cliff’teki diğer incelemelerde, deniz seviyesinin 16 metre altında batmış bir Mezolitik dönem alanı tespit edildi. Çökeltiler yaklaşık 8.000 yıl önce, Avrupa LBK alanlarından birkaç yüzyıl önce oluşmuş. Bazı bilim insanları buğdayın İngiltere’ye deniz yoluyla ulaştığını öne sürüyor.

Diğer bilim insanları, dönem ve aDNA kimliği konusunda şüphe duyuyor, bulguların o kadar eski olamayacak kadar iyi durumda olduğunu söylüyor. Ancak evrimsel genetikçi Robin Allaby tarafından yürütülen ve başlangıçta Watson’da (2018) yayınlanan diğer deneyler, denizaltı çökellerinden gelen antik DNA’nın diğer ortamlara göre daha az bozulduğunu öne sürüyor.


Thought.co. 9 Haziran 2019.

Yorumlar
Dokuz Eylül Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık bölümü lisans öğrencisi. Arkeolojiyle, sanat tarihiyle ve grafik tasarımla ilgili.

You must be logged in to post a comment Login