Antik Mısır İşçileri Birçok Eklem Ağrısından Muzdaripti

İşe gidip gelmek bügünün şehir şartlarında herkese zor geliyor, ancak yapılan araştırmalar bundan 4000 yıl önce de durumun farklı olmadığını gösteriyor.

Antik Mısır’da, firavunların mezarlarını kazan ve o mezarların duvarlarını süsleyen Mısır işçileri de Theban tepelerini aşarak işlerine gidene kadar yaklaşık 2 kilometre yürümek zorundaydı. Yapılan yeni bir araştırma, bu işçilerin yıllar boyu süren dik tırmanışlarının bir sonucu olan diz ve ayak bileklerinde osteoartrit olduğunu ortaya koydu.

Deir el-Medina işçilerinin, her hafta Theban tepelerindeki hafta Kral Vadisi'nde çalışması, diz ve ayak bileklerinde osteoartrite sebep oluyordu. F: Alamy

Deir el-Medina işçilerinin, her hafta Theban tepelerindeki hafta Kral Vadisi’nde çalışması, diz ve ayak bileklerinde osteoartrite sebep oluyordu. F: Alamy

Mısırbilimciler, 20. yüzyılın başından itibaren Luksor’da çalışan işçilerin yaşadığı Deir El-Medina köyü hakkında pek çok bilgi öğrenmişlerdi. Ancak bu antik köye ait mezarların genellikle defineciler ve soyguncular tarafından tahrip edilmiş olmasından dolayı işçilere ve ailelerine ait kemikler üzerine araştırma yapılmamıştı. Şimdi ise Stanford Üniversitesi’nde Osteolog ve Mısırbilimci Anne Austin’in bu kemikler üzerinde yaptığı araştırmalar ile bu durum değişmeye başladı.

Austin, bu köydeki mezarlarda bulunan ve tahripten dolayı birbirine karışmış olan kemikleri yaş ve cinsiyet üzerinden tasnifleyerek ağrı ve sertliğe neden olabilecek olan osteoartrit belirtileri için kemikleri analiz etti. Ayrıca bu kemikleri diğer Antik Mısır insanlarının kemikleri ile karşılaştırdı.

(Mısır’da Bira ve Ekmek Üretilen 4.500 Yıllık Yapı Bulundu)

Osteoarkeoloji dergisinde yayımlanan araştırmada,  Der-El-Medina erkeklerinin pek çoğunun dizlerinde ve ayak bileklerinde yüksek oranda osteoartrit belirtileri görüldüğü belirtildi. Araştırmada ayrıca kadınlarda bu oranın daha düşük olduğu ortaya çıktı. Austin, ilginç olarak, bu işçilerin yaptığı kazma, boyama, oyma gibi işlerin zor olmasına rağmen aslında bedeninin üst kısmını etkilediğini, diz ve ayak bileklerine pek etkisi olmaması gerektiğini söylüyor.

Austin bunu açıklamak için, işçilerin günlük işe katılımını, hatta katılmadıkları zamanları bile kayıt altına alan köy idari kayıtlarlanı inceledi. Kayıtlarda kadınların köyde kalırken, erkeklerin sürekli Der-El-Medina’dan Theban tepelerini aşarak Krallar Vadisi’ndeki taş kulübelerine ulaştıkları bilgisine ulaşıldı.

Hala kalıntıları duran bu kulübelerin her ne kadar çalışma alanlarından çok uzak olmasa da oldukça dik tepelerde olduğu anlaşıldı. Bölgeyi araştıran Austin Der el-Medine’den kulübelerin 151 metre, vadiden ise 93 metre yüksekte ve oldukça dik alanda bulunduğunu tespit etti.

(Çığlık Atan Mumya, Firavunu Öldürmeye Çalışan Prens Olabilir)

Kayıtlardan edinilen bilgilere göre, bu işçilerin yılda en az 161 gün çalıştıkları biliniyor. Bir işçinin yaklaşık 25-35 yıl arasında değişen işçilik kariyeri düşünüldüğünde ise, Austin, osteoartritlerdeki yoğunluğun kaynağının bu şartlar olabileceğini savunuyor.

Araştırmaya katılan Florida Üniversitesinden Kristina Killgrove “Yapılan bu araştırma ,işle ilgili yaralanmaları incelemek için yeni yöntemler sunuyor” diyor. Austin ise bu ulaşılan bilgilerin sadece geçmiş dönemleri açıklamak için değil bugün için de faydalı olabileceğini düşünüyor.

Austin araştırmalardaki bir başka handikabın kemiklerin birbirine karışmış olmasından dolayı köylülerin ne zaman öldükleri ve hayatlarının hangi noktasında osteoartrit ile ilk kez karşılaştıklarını söylemenin kolay olmadığını söylüyor. Killgrove ise “Osteoartrit frekansların yaşla birlikte artışları göz önünde bulundurulduğunda bu insanların yaşlarını tespit edebilmek gelecek araştırmaların hedefi olacak.” diyor.


Science Mag. 22 Kasım 2016.

Yorumlar
Anadolu Üniversitesi'nde Arkeoloji bölümü okuduktan sonra eğitimine İstanbul Üniversitesi'nde Tarihöncesi bölümünde yüksek lisans programında devam ediyor. İletişim: bayramtolunay@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login