Afrika’dan Göçümüz, Ortadoğu’daki Musonları İzlemiş Olabilir

Ortadoğu ve Akdeniz bölgesindeki iklim kayıtları, modern insanların Afrika’dan ne zaman ayrıldığına dair ipuçları veriyor.

Soreq Mağarası’ndan yıkılan tavan bloğu, üzerindeki dikitler. C: Elisak, E. Kagan

Geçtiğimiz yıllarda bilim insanları, İsrail’in batı kenarındaki Misliya Mağarası’nda bulunmuş olan insan çene kemiği ve tarih öncesi aletlerin 177.000 ila 194.000 yılları arasına tarihlendiğini açıkladılar.

Bulgular, Afrika kökenli modern insanın, düşünülenden en az 40 bin yıl daha erken kıta dışına göç etmeye başladığını ortaya çıkardı.

Fakat modern insanın nasıl ve ne zaman ortaya çıktığı ve dünyanın dört bir yanına nasıl yayıldığı hala taslak halinde. Çünkü bilim, modern insanların Afrika’dan kaç kez ayrıldıklarını ya da kaç rota izlediklerini henüz belirleyemedi.

(Arabistan’da 85.000 Yıllık Ayak İzleri Afrika’dan İlk Çıkışı Gösteriyor)

Şimdi ise Jeobilimciler ve klimatologlar tarafından yapılan yeni bir araştırma, Asya ve Afrika’dan gelen yaz musonlarının en az 125.000 yıl öncesine kadar Orta Doğu’ya ulaşmış olabileceğine ve insan göçü için uygun koridorlar sağladığına dair kanıtlar sunuyor.

Kuzeye doğru olan Muson yayılımlarının muhtemel zamanlaması, Kuzey yarımküreyi Güneş’e yaklaştıran ve yaz yağışlarının artmasına neden olan Dünya’nın yörüngesindeki döngüsel değişikliklere denk geliyor. Böylece artan yaz yağışlarıyla birlikte, bölgeye yapılan hayvan ve insan göçlerini destekleyen bitki örtüsü de artmış olabilir.

Araştırmanın baş yazarı Ian Orland, “Bu, erken modern insanların Afrika’dan nasıl, neden ve ne zaman göç ettiklerini inceleyen uzmanlar için önemli bir bağlam olabilir.” diyor.

“Afrika’dan başlayan rota için Levant kritik bir darboğazdı ve önermemiz doğruysa, 125.000 yıl önce ve potansiyel olarak diğer dönemlerde insanın göç etme kabiliyetini geliştirebilecek temel etken yıl boyunca daha yoğun yağışın düşmesi olabilir.”

Ian Orland, bazı kalsit oluşumlarının 185.000 yaşında olduğu Sorek Mağarası’nda. C: Ian Orland

İnsanlar kayıt tutmaya başladığından beri, İsrail, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin’i içine alan Levant’ta kışlar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçiyordu. Modern zamanlardan önce bu sıcaklar ve kurak yazlar, çevre boyunca yer değiştirmeye çalışan insanlar için önemli bir engel teşkil etmiş olmalıydı.

Ancak bilim insanları, tarih öncesi Levant’ta ne tür yağış modellerinin var olabileceğini belirlemekte zorlandılar. Polen kayıtları, eski göl yatakları ve Ölü Deniz tortuları gibi çeşitli kanıtları inceleyen bazı çalışmalar, bazı iklim modelleme çalışmaları ile birlikte bölgedeki yazların bazen nemli olabileceğini gösterdi.

(Atalarımız Afrika’dan Beklenmedik Yollardan Çıkmış)

Orland ve meslektaşları, mevsimselliği daha iyi anlamak için Sorek Mağarası’ndaki speleothem (mağara çökeli) adı verilen oluşumlara baktılar. Mağara çökelleri, sarkıtlar ve dikitler gibi suyun bir mağaraya damlayıp kireçtaşı olarak bilinen sert bir minerali biriktirmesiyle oluşuyor. Su, arşiv gibi mağara çökelinin oluştuğu zamanın ve çevresel koşulların kaydını tutan izotoplar olarak isimlendirilen kimyasal izler içeriyor.

Bu izotoplar arasında 16O denilen hafif formlu, 18O denilen ağır formlu farklı oksijen molekülleri var. Bugün yıl boyunca mağara çökelinin oluşumuna katkıda bulunan su, hem ağır hem hafif oksijene sahip ve hafif oksijen, yağışlı kış mevsiminde çoğu zaman sağanak yağmurla taşınıyor.

Orland ve meslektaşları, yağışlı iki mevsimin geçmişte bu oluşuma katkıda bulunup bulunmadığını mağara çökellerinden anlayabilecekleri varsayımında bulundular. Çünkü hem kış hem yaz oluşumunda hafif oksijenin varlığını gösterebilirlerdi.

Ama bu kıyaslamayı yapmak için bilim insanları, insan saçından daha ince olan ayrı oluşum şeritlerinde izotop ölçümleri yapmak zorunda kaldılar. Ekip, Madison Üniversitesi Yer Bilimleri Bölümü’nde iyon mikroprob’u olarak isimlendirilen hassas bir aleti kullanarak Sorek Mağarası’ndan 125.000 yıllık iki mağara çökelinin oluşum şeritleri üzerinde mevsimsel artıştaki hafif ve ağır oksijen miktarlarını karşılıklı olarak ölçtüler.

Mevsimsel değişiklikler ilk kez bu yaştaki bir mağara çökelinde doğrudan ölçüldü.

Orland’ın jeolojik cevapların arayışında olduğu sırada, Nelson İklim ve Çevresel Araştırmalar Enstitüsü’ndeki meslektaşı Feng He, dünya yüzeyindeki bitki örtüsünün 800.000n yıl boyunca mevsimsel dalgalanmalarla nasıl değiştiğini incelemek için ayrı olarak iklim modelleri kullanıyordu. Enstitüden beri meslektaş olan He ve Orland, çalışmalarının birbirinin tamamlayıcısı olduğunu anladıktan sonra kişisel görüşlerini birleştirerek ekip oluşturdular.

Klimatolog Prof. John Kutzbach’ın 2014’teki çalışması, Orta Doğu’nun yaklaşık olarak 125.000 yıl ve 105.000 yıl öncesine karşılık gelen iki dönem boyunca normalden daha sıcak ve nemli olabileceğini gösterdi. Bu sırada aradaki bir noktada, yani 115.000 yıl önce koşullar bugüne daha benzerdi.

Nemli dönemler, Dünya’nın yörüngesindeki küçük değişiklikler nedeniyle Güneş’e yaklaştığı ve Kuzey yarımkürede güneşlenme süresinin en yüksek olduğu döneme denk geliyordu. Kurak dönemler ise Dünya’nın Güneş’ten en uzak olduğu yörüngelerinden birine denk geliyordu. Muson mevsimleri ise güneşlenmenin en yüksek olduğu dönemde daha etkili oluyordu.

Bu durum Feng He’ye, Orta Doğu’da yaz mevsiminde yüksek ve düşük güneşlenme sürecinde düşen yağışları ve izotopik işaretlerini inceleme fırsatı verdi.

Feng He, “Yaz sıcaklarıyla beslenen muson hipotezi modeli, bu koşullar altında muson yağışlarının Orta Doğu’ya ulaşmış olabileceğini ve yağışlarda düşük 18O seviyesinin bulunabileceğini ileri sürüyor. Ayrıca iklim ve insan evrimi açısından ilgi çekici bir dönem.” diyor.

Feng He’nin modeli, Afrika ve Asya yaz musonlarının kuzeye doğru genişlemesinin bu dönemde mümkün olduğunu, yaz aylarında Levant’a önemli ölçüde yağmur getireceğini, bölgedeki yıllık yağışın yaklaşık iki katına çıkacağını ve kış yağışlarına benzer bir oksijen izotopu işareti bırakacağını gösterdi.

Aynı zamanda Orland’ın mağara çökeli izotip analizi de 125.000 ila 105.000 yıl önce güneşlenme süresinin en yüksek olduğu dönemde yazların yağışlı olduğunu ortaya çıkarıyor.

Benzer nedenlerle, Orta Doğu da çene kemiğinin Misliya Mağarası’na doğru yola çıktığı 176.000 yıl önce sıcak ve nemli olabilirdi. Çene kemiğinden önce, Afrika dışında bulunmuş en eski modern insan fosilleri 80.000 ila 120.000 yıl öncesine tarihlenen İsrail ‘in Skhül Mağarası’ndaydı.

Genel olarak, çalışma, insanların ve atalarının Afrika kıtasının ötesini keşfettikleri bir süre boyunca, koşulların Levant’ı geçmeleri için uygun olabileceğini düşündürüyor.

Feng He, “Afrika’nın dışına insan göçü, dalgalar halinde ve Dünya’nın Güneş’e her yaklaştığında yaz musonunun daha etkili olduğu ve bu göç için fırsatlar sunduğuyla ilgili görüşlerimizle kesinlikle tutarlı olarak meydana geldi.” diyor.


Makale: Ian J. Orland et al. (2019). Resolving seasonal rainfall changes in the Middle East during the last interglacial period. Proceedings of the National Academy of Sciences.

Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Tarih Öğretmeni. Tarih Felsefesine ilgi duyuyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login