2021 Temmuz Ayının En Önemli 10 Arkeoloji Haberi

Temmuz ayında Türkiye’de ve dünyada yapılmış en ilginç ve önemli arkeolojik keşifleri bu listede derledik.

10- 5.000 Yıllık Kafatasında Bilinen En Eski Hıyarcıklı Veba Bulundu

Yeni kanıtlara göre, Letonya’da 5.000 yıldan daha uzun bir süre önce ölen bir adamda vebanın bilinen en eski suşu vardı.

Veba taşıyan avcı-toplayıcı adam, 20-30 yaşlarındaydı. C: Dominik Göldner, BGAEU, Berlin

Orta Çağ’da felakete neden olan Kara Ölüm’ün arkasındaki bakteri, 5.000 yıl önce günümüzdeki Letonya’da yaşamış bir adamın kafatasında bulundu ve bu da onu bilinen en eski veba suşu yapıyor. Araştırmacılar, avcı-toplayıcı bir insanın kafatasındaki antik DNA analizinin, hıyarcıklı vebaya neden olan Yersinia pestis suşunun sonraki versiyonlarından daha az bulaşıcı ve zararlı olduğunu gösterdiğini söylüyor. Adamın yanına gömülen diğer üç kişide bakteri bulunmaması, daha az ölümcül bir hastalığa dair bir ipucu.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

9- Neandertaller Bu Kemiği Kaynatmış ve Desenler Kazımış

50.000 yıl önce bir geyik kemiğine kazınmış desen, modern insanlar gelmeden önce Neandertallerin kendi sanatsal geleneklerine sahip olduklarını gösteriyor.

Kemik, ‘Neandertallerdeki en karmaşık kültürel ifadelerden biri’ olarak tanımlanıyor.

On binlerce yıl önce Neandertallerin yaşadığı Almanya’daki bir mağarada keşfedilen gravürün, araştırmacılara göre bariz bir işlevi yok. Ancak Neandertallerin yaratıcılık kapasitesine yeni bir ışık tutuyor. Çalışmada, “Neandertallerdeki soyut kültürel ifadeler için tek açıklayıcı faktör olarak Homo sapiens’in kültürel etkisi artık geçerli olamaz.” deniyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

8- Arkeologlar 1.000 Yıllık Sağlam Bir Tavuk Yumurtası Keşfetti

İsrail’de bir lağım çukurundaki insan dışkıları, yumurtayı bin yıldır korumaktaydı. Yumurtaya ek olarak çukurda üç oyuncak da bulundu.

Araştırmacılar çatlağı onarmayı başardılar, ancak ne yazık ki yumurtanın içeriğinin büyük bir kısmını kurtaramadılar. C: Yoli Schwartz / Israel Antiquities Authority

Bulunduğunda tek parça halinde olan yumurta ne yazık ki laboratuvarda çatladı. Ekip yumurtayı antik Yavneh şehrindeki sanayi bölgesinde yer alan bir lağım çukurunda buldu. Amy Spiro’nun yumuşak insan dışkısı tarafından yaratılan anaerobik, diğer bir deyişle oksijensiz ortam, yumurtanın çürümesini engelleyip kırılmadan günümüze ulaşmasını sağladı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

7- Savaşçı Kemeri Takan Etrüsk Çocuk Mezarı Bulundu

Etrüsklerin güney Campania’daki ileri karakolu olan Pontecagnano’da, bronz savaşçı kemeri takan 12 yaşındaki bir çocuğun kalıntıları bulundu.

Roma öncesi merkezi İtalya Etrüsk uygarlığının güney Campania’daki ileri karakolu olan Pontecagnano’da, bronz savaşçı kemeri takan 12 yaşındaki bir çocuğun kalıntıları bulundu. Milattan önce 4. yüzyılda yaşayan bu çocuğun ayaklarının dibinde iki seramik kap bulundu. Bunlardan biri öbür dünyada yemek için, diğeri ise sempozyum adı verilen ziyafet töreninde ona bir yer sağlayacak olan şarabı koymak için oraya yerleştirildi.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

6- Antik Roma’nın Şehir Sınırını Çevreleyen Nadir Bir Taş Bulundu

Arkeologlar, Antik Roma’nın şehir sınırını çizen ve MS 49’a yani İmparator Claudius dönemine tarihlenen nadir bir taş keşfettiler. Taş, yeni bir kanalizasyon sistemi için yapılan kazılar sırasında bulunmuştu.

Taş, bir zamanlar, Roma İmparatorluğu sırasında bir Roma şehri olan Urbe’nin “pomerium”unu (kutsal sınırlarını) işaretlemek için kullanılmıştı. C: AP Photo/Domenico Stinellis

Antik Roma’da pomerium olarak adlandırılan alan, şehir surları boyunca uzanan kutsanmış bir toprak parçasıydı. Bu toprak parçası üzerinde ekip biçmek, yaşamak ya da bir şeyler inşa etmek yasaktı; burası, silahla girilemeyen bir bölgeydi. Taş; üzerinde, arkeologların onu MS 49’a, İmparator Claudius yönetiminde pomeriumun genişleyerek Roma’nın yeni şehir sınırlarını tesis ettiği döneme tarihlemelerini sağlayan bir yazıt barındırıyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

5- Arkeologlar Irak Çölü’nde 4.000 Yıllık Bir Yerleşim Keşfetti

Irak’ın güneyindeki bir çölde Babil öncesi döneme kadar dayandığı düşünülen antik bir kentsel yerleşim alanı ortaya çıkarıldı. 

Yapılan yeni keşif, ziggurat tapınaklarına, antik mezarlara ve İbrahim’in Evi adı verilen yapı da dahil olmak üzere birçok arkeolojik alana ev sahipliği yapan Irak’ın güneyindeki Dhi Qar’da bulundu. C: Aziz1005

Bir grup arkeolog, Ur antik şehrine yaklaşık 30 km uzaklıktaki Dhi Qar yönetimine bağlı Tell Duhaila bölgesinde antik şehri keşfetti. İlk tahminlere göre, şehir, antik Babil döneminin sonunda (MÖ 2000 yılının ortalarında) siyasi çöküşün ardından kurulan ve Sümer uygarlığının kentsel yaşamının sistematik yıkımına neden olan bir devletin başkenti olabilir. Alanda bulunan eserler arasında oksitlenmiş bir ok ucu, fırın izleri ve Erken Demir Çağı’na kadar uzanan kilden yapılmış deve heykelleri bulundu. 

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

4- Dinozorlar Meteor Çarpmasından Önce Zaten Çöküşteydi (Paleontoloji)

66 milyon yıl önce büyük bir asteroidin Dünya’ya çarpması dinozorların yok oluşuna neden oldu. Ancak öncesinde zaten çöküş yaşıyorlardı.

C: Jorge Gonzalez

Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekip, yeni bir çalışmada, son ölüm darbesinden on milyon yıl kadar önce dinozorların zaten düşüşte olduklarını gösteriyor. 150 ila 66 milyon yıl öncesini kapsayan tüm Kretase dönem boyunca en bol bulunan altı dinozor ailesine bakıldığında, hepsinin evrimleştiği, genişlediği ve açıkça başarılı oldukları görülüyor. Ancak daha sonra, 76 milyon yıl önce, ani bir düşüş yaşadılar. Yok olma oranları yükseldi ve bazı durumlarda yeni türlerin ortaya çıkma oranı düştü.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

3- 2.400 Yıllık İkonik Heykelin Gerçek Renkleri Ortaya Çıkıyor

MÖ 4. yüzyılda kullanılan pigmentleri ortaya çıkarmak için İber sanatının önde gelen örneklerinden Baza Leydisi üstünde fotoğraf teknikleri uygulandı.

1971’de Francisco Presedo adındaki bir arkeolog kendisine dünyaca ün getiren bir keşif gerçekleştirdi. Yaklaşık 2.400 yıldır orada bulunan, silahlar da dahil olmak üzere geniş bir yelpazede mezar eşyaları ile birlikte oturan bir kadının boyalı heykeli. MÖ 4. ve 2. yüzyıllar arasında İber Yarımadası’nın güneydoğu bölgesinde yaşamış Roma öncesi bir halk olan Bastetani’ye ait bir sanatçı tarafından yapılmış muhteşem bir heykel olan Lady of Baza (la Dama de Baza) olarak adlandırıldı. Şimdi ise bu heykelin gerçek renkleri çeşitli fotoğraf teknikleri uygulanarak canlandırıldı.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

2- Finlandiya’da 4.400 Yıllık Olası Bir Şaman Sopası Keşfedildi

Finlandiya’nın güneybatısındaki bir gölde, yaklaşık 4.400 yıl önceye tarihlenen, yılan şeklinde oyulmuş ahşap bir sopa keşfedildi.

Yılan oymasının yakından görünümü. C: Satu Koivisto, courtesy Antiquity Publications Ltd

53 santimetre uzunluğunda ve 2.5 santimetre kalınlığındaki figür, tek bir tahta parçasından oyulmuş olan sopa, bir şaman tarafından mistik amaçlar doğrultusunda kullanılmış olabilir. Ayrıca oldukça natüralist: Sürünerek ilerleyen ya da yüzerek uzaklaşan bir yarı sucul yılana (Natrix natrix) ya da bayağı engereğe (Vipera berus) benziyor. Araştırmacılara göre oyma, dekoratif bir heykelcik olarak ya da bir şaman tarafından asa olarak kullanılmış olabilir.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

1- Suudi Arabistan’da Babil Kralı Nabonidus Petroglifi Bulundu

Suudi Arabistan’ın kuzeyinde, Babil Kralı Nabonidus’un MÖ 540 yılına kadar uzanan kaya yazıtlarından oluşan bir arkeolojik keşif yapıldı.

Bazalt kayalardan birinin üzerinde, elinde bir asa tutan Babil kralı tasvir ediliyor. C: SPA

Keşif, Babil Kralı Nabonidus’a ait olan ve MÖ 6. yüzyılın ortalarına kadar uzanan bir petrogliften oluşuyor ve Arap Yarımadası’nın tarihsel rolüne ve antik Yakın Doğu uygarlıklarının çoğuyla olan sivil iletişimine dair ek kanıtlar sunuyor. Ayrıca neredeyse 26 satırlık bir çivi yazısı var ve bu onu Krallık’ta şimdiye kadar bulunan en uzun yazı haline getiriyor.

Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

BONUS

Define Kurbanı Dipsiz Göl Artık Çamurlu Bir Yapay Göl

Yorumlar
Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login