Yarasa Dışkısı Geçmişi Anlamamıza Nasıl Yardımcı Oldu?

Yarasa dışkıları ile yapılan arkeolojik bir deney, yarasaların bulunduğu mağaralardaki eski eserlerin nasıl değişikliklere uğradığını gösteriyor.

Yarasa guanosuna gömülü olan hayvan kemiklerinin zaman içerisinde geçirdiği değişimler C: Conor McAdam, UOW

Eski eserlerin, binlerce yıl içinde gömülü kaldıkları çökeltiler tarafından nasıl değiştirildiklerini daha iyi anlamak için yürütülen bir deneyde, arkeologlar kemik, taş, kömür ve diğer maddeleri yarasa guanosuna (dışkı) gömdüler, pişirdiler ve bu işlemin farklı maddeleri nasıl etkilediğini incelediler.

Wollongong Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Conor McAdams ve danışmanları, Doçent Doktor Mike Morley (Flinders Üniversitesi) ve Ordinaryüs Profesör Richard “Bert” Roberts, bu araştırma ile ilk modern insanların Güneydoğu Asya’ya gelişlerine dair bilgilerimizi genişletmeyi amaçlıyorlar.

“Yarasa dışkısı deneyimiz kulağa çılgınca gelebilir, ancak insanların geçtiğimiz on binlerce yıllık süreçte Güneydoğu Asya’ya yerleşmelerinin tarihindeki boşlukları doldurmamıza yardımcı oluyor.” diyor McAdams.

(Yarasalar Neden Evrimin En Büyük Bilmecelerinden Biri?)

Yarasa dışkısı deneyi, Vietnam’daki en önemli arkeolojik alanlardan biri olan ve yerleşim yeri olarak 42.000 yılı aşkın bir tarihe sahip olan Con Moong Mağarası’nda yapılan bir kazıdan ilham aldı. 

Mağara yüzeyinin bir bölümünü kazarken kalın ıslak bir antik yarasa guanosu tabakası ortaya çıktı. Bir zamanlar atalarımızın yaşadığı mağaralar farklı zamanlarda sık sık yarasalar tarafından istila edildiği için, mağaralardaki tarihi eserlerin yarasa guanosu bakımından zengin çökeltilerde gömülü olmaları şaşırtıcı değil.

Tropik bölgelerde genelde daha çok biokütle bulunduğu için bu yerlerdeki yarasalar çoğunlukla çok daha büyük koloniler halinde yaşıyorlar. Bu da daha büyük guano çökeltisi anlamına geliyor. Con Moong Mağarası’ndaki yarasa guanosunun neredeyse 4 metre kalınlığında olduğunu da belirtelim.

“Con Moong Mağarası’ndaki ortamın binlerce yıl önce neye benzediğini anlamak istedik,” diyor McAdams.

“Ayrıca ortamın nasıl değişikliklere uğramış olabileceğini ve arkeolojik kalıntıların değişen çevre veya yarasa guanosunun varlığı sonucunda yok olup olmadığını da anlamak istedik.”

Deney için gerekli ham materyali sağlayan küçük nalburunlu yarasalar (Rhinolophus megaphyllus). C: Mike Morley, Flinders University

“Arkeolojik mağaraların anlamlandırılması açısından önemli bir yere sahip olan yarasa guanosu, asidik olmasıyla ve arkeolojik materyalleri yok etmesiyle biliniyor. Ancak guano, çevresel göstergeler olarak işe yarayabilecek fosfat mineralleri de üretiyor.”

Araştırmacılar, ıslatılmış guanonun, Con Moong Mağarası’ndaki kemikleri, taşları, kömürü ve diğer organik kalıntıları nasıl değiştirmiş olabileceğini anlamak için bir deney laboratuvarı tasarladılar.

Araştırmacılar, Avustralya’nın Yeni Güney Galler eyaletindeki bir mağarada yaşayan ve diyetleri Con Moong Mağarası’ndaki yarasaların böcek diyetine benzeyen büyük bir yarasa kolonisinin guanosundan iki çuval dolusu topladılar.

“Yeni Güney Galler’deki Birincil Sektör Departmanı’nda çalışan bazı araştırmacılar bizi Avustralya’daki bilinen en büyük nalburunlu yarasa kolonisine götürdükleri için şanslıydık. Etrafınız cıyaklayan binlerce ufak yarasayla sarılmış bir halde o odada bulunmak epey unutulmaz bir tecrübeydi. Düşündüğümde bile tüylerim diken diken oluyor!” diye söylüyor McAdams.

Araştırmacılar, Güneydoğu Asya’daki avcı-toplayıcıların arkalarında bırakmış olabilecekleri kemik, bambu, kömür, kireç taşı ve kile benzer materyalleri 24 kaba yerleştirdiler ve kalın bir ıslak yarasa guanosu tabakasıyla kapladılar. Con Moong Mağarası’nın binlerce yıl önceki nemli, sıcak şartlarını yeniden yaratmak için kaplar 30 dereceye ayarlanmış bir fırına kondu.

Araştırma, laboratuvarın yakınlarında çalışan kişiler için çok da çekici değildi. 

Con Moong Mağarası’ndaki guano çökeltisindeki arkeologlar. C: Bert Roberts, UOW

“Taze yarasa gübresi güçlü bir amonyak kokusuna sahiptir, ancak gübreyi ıslattığımızda koku değişti.” diyor McAdams.

“Su dolu oksijensiz ortamdaki bakteri aktivitesi yüzünden berbat bir koku yayıldı, tıpkı insan pisliği gibi. Gübre, çürümüş yumurta gibi kokan hidrojen sülfit açığa çıkardı, üstelik bunu da oldukça fazla miktarlarda gerçekleştirdi.”

“Koku o kadar kuvvetliydi ki, deneyin yapıldığı yerden epey uzak bir mesafeden dahi alınabiliyordu, yani departmanda ne kadar popüler olduğumuzu tahmin edebilirsiniz!”

Araştırmacılar, iki yıldan daha uzun bir süre boyunca her ay bir kabın içeriğini kazdılar ve değişimleri kaydettiler.

“Tüm bu materyallerin, özellikle kemik ve kireçtaşının, şaşırtıcı biçimde hızlı değişimlere maruz kaldıklarını gördük.” diyor McAdams.

“Bu materyallerin aydan aya kimyasal değişimlere uğradığını gözlemleyebildik, kullandığımızı ince kesit analizi ve tarayıcı elektron mikroskopisi gibi teknikler bu değişimlerin nasıl ve neden gerçekleştiğini anlamamıza yardımcı oldu.”

 “Elde ettiğimiz sonuçlar guano çökeldiğinde mağaranın muhtemelen oldukça ıslak olduğuna ve guanonun oluşan ıslak ve oksijensiz çevre yüzünden asidik hale geldiğine işaret ediyor.”

“Buna rağmen, gömülen arkeolojik materyallerin bu şartlar altında dayanmasının pek imkân dahilinde olmadığını fark ettik. Bu sonuçlar çevresel koşullar asidik olmasını engellese dahi guanonun arkeolojik alanlarda yıkıcı bir potansiyele sahip olduğunun altını çizmekte.”

“Bu bulgu, geçmiş çevresel koşulları anlamamıza ve mağaralardaki arkeolojik materyallerin dağılımını yorumlamamıza yardımcı oluyor.”

“Yapacak daha çok işimiz var, ancak sonuçlar arkeolojik materyallerin bu koşullar altında yok olmasında bakterilerin rol oynadıklarını gösteriyor.”


University of Wollongong. 6 Nisan 2021.

Makale: McAdams, C., Morley, M. W., & Roberts, R. G. (2021). The acid test: An experimental microarchaeological study of guano-driven diagenesis in tropical cave sediments. Journal of Archaeological Science: Reports, 37, 102947.

Yorumlar
Ege Üniversitesi İngilizce Mütercim ve Tercümanlık bölümü öğrencisi.

You must be logged in to post a comment Login