İki Taş, Amerika’daki İlk İnsan Tarihini Yeniden Yazabilir

Taşlar üzerindeki kemik kalıntıları, kimliği belirsiz bir Homo türünün 130.000 yıl önce Amerika’da yaşamış olduğunu gösterebilir.

Araştırmacılar, bu taşın üzerinde bulunan mikroskobik kemik kalıntısının, kayanın yaklaşık 130.000 yıl önce güney Kaliforniya’daki bir bölgede mastodon kemiklerini kırmak için kullanıldığına dair tartışmalı bir iddiayı desteklediğini söylüyor. C: San Diego Natural History Museum

Muhtemelen mastodon kalıntılarını parçalamak için kullanılmış taşların üzerindeki mikroskobik kemik kalıntıları tartışmaları alevlendirdi.

Amerika’daki en tartışmalı arkeolojik alan hakkındaki bilimsel tartışmalar, yeni bir boyut kazandı.

2017 yılında bilim insanları, yaklaşık 130.000 yıl önce, kimliği belirsiz bir Homo türünün, şu anda San Diego olan yerin yakınında bir mastodonun kemiklerini kırmak için taş aletler kullandığını bildirdi. Bu doğruysa, insanların veya yakın evrimsel akrabalarımızdan birinin Amerika kıtasına düşünülenden en az 100.000 yıl önce ulaştığı ve bilim insanlarının bölgenin ne zaman yerleştiği konusundaki anlayışını dramatik bir şekilde yeniden şekillendireceği anlamına gelir.

(Amerika’daki Clovis Aletler Yalnızca 300 Yıl İçinde Yapılmış)

Eleştiriler, ortaya çıkarılan taşların gerçekten alet olarak kullanılıp kullanılmadığını sorguladılar. Ve diğer araştırmacılar, kemikler üzerindeki varsayılan alet izlerinin, kemikler hızlı hareket eden akarsular tarafından taşındığında veya 1992 ila 1993’teki kazıdan önce Kaliforniya sahasını kısmen açığa çıkaran inşaat faaliyetlerinden kaynaklandığını öne sürdüler.

Ancak yeni analizler tartışmalı iddiayı destekliyor, diyor ilk bulguya dahil olan bazı araştırmacıları içeren bir ekip.

Bilim insanlarının Aralık Journal of Archaeological Science dergisinde bildirdiğine göre, daha önce Cerutti Mastodon bölgesindeki mastodon kalıntıları arasında bulunan iki taşın üzerinde kimyasal kalıntılar görülüyor.

İki Cerutti taşı da kemik kalıntılarının olduğu yerde sert darbeler vermiş veya almış olduğuna dair işaretler taşıyordu. Daha büyük taş, muhtemelen yemek için iliği çıkarmak veya aletlere biçimlendirmeye uygun kemik parçaları elde etmek için daha küçük taşla kemiklerin kırıldığı bir platform görevi görmüş olabilir.

Aynı zamanda orijinal araştırmanın parçası olan jeoarkeaolog Richard Fullagar, “Tekrarlanan darbelerin çoğu, bölgede bulunan kırık mastodon kemiklerinin konsantrasyonunu yaratmış olabilir.” diyor.

Fullagar’a göre hominidler – belki Neandertaller, Denisovalılar, Homo erectus veya Homo sapiens – büyük yaratığın kalıntılarını bir veya muhtemelen birkaç ziyarette parçalamıştı.

Yeni bir çalışma, burada gösterilenler de dahil olmak üzere daha önce Kaliforniya’da kazılan taşların ve mastodon kemiklerinin Amerika’daki insan faaliyetinin bilinen en eski kanıtını temsil ettiği yönündeki tartışmalı öneriye eklenebilir. C: Larry Agenbroad

Yeni çalışmada araştırmacılar, iki taş üzerindeki kalıntıların kimyasal ve moleküler yapısının genel olarak kemiklerinkiyle eşleştiğini belirlemek için mikroskoplar kullandılar. Ekip, bu kalıntının, taşların etrafına dağılmış bulunan mamut kemiklerinin parçalanmasıyla elde edilmiş olması gerektiğini savunuyor.

Bilim insanları, mikroskobik kemik kalıntılarının yalnızca taşların aşınma belirtileri ve sert darbeler gösterdiği yerlerde ortaya çıktığı için, taşların tortu ile kaplandıktan sonra kazara mastodon kemikleriyle temas ederek kalıntıyı biriktirme olasılığının düşük olduğunu söylüyorlar.

Kırık Cerutti mamut kemiklerinin parçaları da binlerce yıl önce veya daha uzun süre önce oluşan sertleşmiş kabuklarla kaplıydı. Araştırmacılar, bu kabukların hayatta kalmasının, Cerutti taşlarının ve kemiklerinin inşaat faaliyetlerinden zarar görmüş olabileceği iddiasıyla çeliştiğini belirtiyor.

Ancak yeni bulgular da bu anlaşmazlığı çözemedi. Nevada Üniversitesi’nden arkeolog Gary Haynes, inşaat sırasında bölgedeki tekrarlanan kamyon trafiğinin, son zamanlarda gömülü taşları daha eski, fosilleşmiş mastodon kemiklerine çarptırarak eski, kasıtlı alet kullanımı için karıştırılmış hasara yol açabileceğini söylüyor.

Örneğin, daha önce ortaya çıkarılan bir mastodon uzuv kemiğinin birkaç yüz parçaya bölündüğünü söylüyor Haynes. Bu da ağır kamyonların sık sık üstünden geçmesinin etkileriyle tutarlı.

Yeni analiz edilen kemik kalıntısı ayrıca kolajen içermiyordu. Bu kemik bileşeni, tipik olarak fosilizasyon sırasında bozulur, ancak taze kemiğin izleri etrafa yapışabilir. Tahminen uzun zaman önce taze mastodon kemiklerini kırmak için kullanılan taşlar, en azından bir miktar kolajen içeren kalıntıları toplamış olmalıydı. 

Haynes, bu eksikliğin, eski taşların taze mastodon kemiklerini kırmak için kullanılmasından ziyade, gömülü taşları çok az kolajen içeren veya hiç içermeyen fosilleşmiş mastodon kemiklerine itme olasılığını artırdığını söylüyor.

Yine Fullagar’ın ortak yazarlığını yaptığı, yayınlanmamış bir 2015 çalışması, yeni önerilen çekiç taşı da dahil olmak üzere üç Cerutti taşı üzerinde kollajen kalıntıları buldu.

Bu araştırma, kolajen izlerini tanımlamak için özel bir boya kullandı. Yeni çalışmada kullanılan tekniklerin eski kollajen kalıntılarını tespit edip edemeyeceğini veya iki Cerutti taşının kollajen tutan alanlarının yeni örneklenip örneklenmediğini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.


Science News. 4 Aralık 2020.

Makale: Bordes, L., Hayes, E., Fullagar, R., & Deméré, T. (2020). Raman and optical microscopy of bone micro-residues on cobbles from the Cerutti mastodon site. Journal of Archaeological Science: Reports, 34, 102656.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora adayı. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login