Hamamdan Duşa: Zaman İçinde Değişen Yıkanma Alışkanlığımız

Yüzyıllar boyunca insanlar umumi hamamları kullandı. Ancak modern çağda bu geleneksel mekânlar yerlerini duşlara bıraktı.

Budapeşte’nin en eski termal hamamı olan Kiraly (Kral Termal) Hamamı, 16. yüzyılda Osmanlılar tarafından yaptırıldı. Bunun gibi umumi hamamlar, iç mekan tesisatlarının ortaya çıkmasından önce binlerce yıl boyunca halkın ana yıkanma aracıydı. (C: WeLoveBudapest)

Yüzyıllar boyunca insanlar sosyalleşirken, dinlenirken, hatta eğlenirken umumi hamamları kullandı. Ancak modern çağda, bu geleneksel mekânlar giderek yerlerini daha pratik olan duşlara bıraktı. Duşların kullanım kolaylığı ve verimliliği tartışılmaz; ancak sağlık açısından gerçekten daha mı avantajlılar?

Ortalama bir yetişkin için gün duş yapmadan tamamlanmaz. 2021’de yapılan bir kamu anketine göre, ABD’li yetişkinlerin yüzde altmışından fazlası günde en az bir kez, her seferinde ortalama 8,2 dakika duş alıyor.

Günümüzün vazgeçilmezi olan duşlar, aslında insan uygarlığına oldukça yeni girmiş bir uygulama. Yaklaşık MÖ 3.000’e kadar uzanan kayıtlı insanlık tarihinin büyük bir kısmı için kanıtlar, umumi hamamların günlük yaşamda merkezi bir rol oynadığını gösteriyor. Antik Yunan hamamlarından Japon onsenlerine kadar her sosyal sınıftan insan hamamda toplanır, egzersiz yapar, yıkanır ve sosyalleşirdi.

(İlgili: Hatay’da Bulunan Hamam Mozaiği)

Günümüzde insanlar umumi hamamlardan ziyade tek başına duş almayı tercih ediyor ve iletişim ve rahatlama yerine verimliliği ön planda tutuyor. Ancak duş almak ne kadar köklü görünse de, sağlık açısından bu uygulamanın mutlaka tercih edilmesi gerekmiyor. Uzmanlar, banyo kültürünün evrimi ve bu süreçte kazanılan ve kaybedilenleri değerlendiriyor.

Binlerce yıllık hamam

Yaşamın merkezi bir parçası olan yıkanma uygulamaları, tarih boyunca kişisel bakım ve sağlıkla ilgili değişen idealleri yansıtıyor. 

Antik çağlarda, özellikle de Roma İmparatorluğu’nda yıkanmak neredeyse tamamen kamusal bir meseleydi. Sadece en zengin birkaç kişinin kendi özel hamamı vardı, geri kalan herkes ise genellikle geniş hamam komplekslerinde gerçekleşen ve masajları, kütüphaneleri ve hatta yiyecek ve içecekleri içeren ortak yıkanma ritüeline katılıyordu.

İtalya’daki Pompeii antik kentinde, Jüpiter Tapınağı’nın arkasında yer alan Forum Hamamları’nın tarihi MÖ 80 yılına kadar uzanıyor. (C: Carole Raddato/Wikimedia Commons)

Tarihçi ve “Temizlik: Kişisel Hijyen ve Saflığın Tarihi” (Clean: A History of Personal Hygiene and Purity) kitabının yazarı Virgina Smith; hamamlarda gerçekleşen partileri ve olayları ve hamamda akşam yemeği yiyen insanları gösteren çok sayıda sanatsal illüstrasyon olduğunu söylüyor.

“The Dirt on Clean: An Unsanitized History” (Temizliğin Üzerindeki Kir: Temizlenmemiş Bir Tarih) kitabının yazarı Katherine Ashenburg’a göre, antik Yunanlar için yıkanmak genellikle dini törenler veya misafirleri ağırlamadan önce ritüelistik bir kendini arındırma işlemiydi. Geleneksel Japon tarzı hamamlar ise hem tedavi hem de dini amaçlarla, daha sonra ise sosyal toplanma yerleri olarak kullanıldı. Rus “banya”ları ve Türk hamamları da tarihsel olarak önemli sosyal ve dini faaliyet merkezleriydi. 

Ashenburg, banyo yapmanın insanların zihninde her zaman temizlikle bağlantılı olmadığını söylüyor. “Bazen suya girmenin temiz olmak açısından hiçbir fayda sağlamadığı, aynı zamanda sağlık için tehlikeli olduğu düşünülürdü.”

Örneğin Kara Ölüm sırasında, Orta Çağ Avrupalıları, gözenekleri sıcak suyla açmanın vebanın deriden içeri girmesine izin vereceğine inandıkları için hamamlar kapatılmıştı. 

Yale Üniversitesi’nde doktor, öğretim görevlisi ve “Clean: The New Science of Skin and the Beauty of Doing Less” kitabının yazarı James Hamblin’e göre, bu düşünce yanlış olsa da, hamamlarda hijyen kaygıları vardı. Antik hamamlarla ilgili bazı kayıtlar, su yüzeyindeki balçık katmanlarını tanımlıyor. Yani temizlenmenin aksine, kendinizi patojenlere maruz bırakıyordunuz.

Yıkanma konusunda yeni dönem

Büyük ölçekli umumi hamamlar, Batı’da 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde ortadan kalkacaktı. Hamblin’e göre, yıkanmanın temizlikle güçlü bir şekilde ilişkilendirilmeye başlanmasıyla birlikte hastalıkta mikrop teorisinin ortaya çıkışı da önemli etkenlerden biri oldu. 

1800’lerin ortalarından itibaren Birleşik Krallık’taki şehirler, çoğunlukla yoksullar için hamamlar ve çamaşırhaneler inşa etmeye başladı. Benzer bir olgu yakında ABD’de, özellikle de su tesisatının hala erişilemez olduğu ve göçmen nüfusunun hızla arttığı New York City’de ortaya çıkacaktı. İlk kez Avrupalı askeri ve endüstri çalışanları için kullanılan erken dönem duşlardan biri olan “yağmur banyosu”nun geliştirilmesiyle birlikte, halk sağlığı ve kitle hijyeni konusunda yeni bir vizyon ortaya çıktı.

Büyük, lüks, umumi hamamların olduğu günler geride kalmıştı. Kapladığı alan, su, yakıt ve maliyet verimliliği nedeniyle “yağmur banyosu”, tercih edilen yıkanma düzeni haline geldi. İnsanlar evlerinin içine su tesisatı yaptırmaya başladıkça, kişisel küvet ve duşlar giderek yaygınlaştı ve sonunda norm haline geldi.

Toronto Mississauga Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında doçent olan Naomi Adiv, bu değişimi büyük ölçüde Amerika’daki endüstriyel kapitalizmin yükselişine bağlıyor. Adiv’e göre, öğleden sonra hamama gitme fikri işçi verimliliğiyle bağdaşmıyordu.

Hoshi Onsen Chojukan, Japonya’nın Joshin’etsukogen Milli Parkı içinde yer alan, kaplıca hamamlarına sahip 140 yıllık bir han. (C: Kei Sugimoto, Visit Gunma)

Türkiye, Rusya ve Japonya dahil olmak üzere dünyanın her yerinde halka açık hamamlar hala mevcut. Fakat günlük temizlik ritüellerimiz büyük ölçüde bireysel banyolara ve duş kabinlerine indirgendi; ancak bu tam anlamıyla olumlu bir gelişme değildi. Hamblin’e göre banyo yapmanın sosyal yönünü ve birçok insan için keyif duygusunu kaybettik. 

Hangisi daha iyi: duş yapmak mı yoksa banyo yapmak mı?

Sağlık önlemleri (sanitasyon) açısından bakıldığında duş yapmanın mı yoksa banyo yapmanın mı tercih edildiğine dair çok az araştırma var. Arizona Üniversitesi Toplum, Çevre ve Politika profesörü Kelly Reynolds’a göre temiz bir su kaynağı olduğu sürece her ikisi de kişisel hijyen açısından etkili ve bu gerçekten kişisel bir tercih meselesi gibi görünüyor.

Manhattan Tıp Ofisi’nden dermatolog Amy Huang, sağlıksız suya girme konusunda endişe duyanlar için “aşırı derecede kirlenilmediği sürece” herhangi bir endişeye gerek olmadığını söylüyor.

Hamblin, bağırsak mikrobiyomu gibi cilt biyomunun da cilt sağlığını destekleyen binlerce mikrop türünü içerdiğini söylüyor. Su çok sıcaksa, çok fazla sabun kullanılıyorsa veya çok sert ovalanılıyorsa, hem banyo yapmak hem de duş yapmak bu biyomu geçici olarak yok edebilir veya cildimize zarar verebilir.

Huang’a göre, ideal uygulama temel olarak yumuşak bir sabun gerektiriyor – kokusuz, boyasız ve mümkünse köpürmeyen bir sabun. Huang, hatta vücudun tümünü ovalamaya gerek olmadığını, koltuk altı, cinsel organ, ayak ve kafa derisine odaklanmanın yeterli olduğunu belirtiyor. Kaliforniya Üniversitesi dermatoloji doçenti olan Katrina Abuabara’ya göre ise sadece ellerle sabunlanmak yeterli; lif ve kese kullanmak cilt bariyerine zarar verebilir.

Örneğin egzaması veya diğer cilt rahatsızlıkları olan kişiler için banyolar tedavilerinin etkili bir parçası olabilir. Huang, banyoda duşta olduğundan daha uzun süre oturulduğu için cildin daha yumuşak hale geldiğini, böylece ilaç uygulandığında cildin ilacı daha iyi emdiğini belirtiyor.

New York ve Kuzey Carolina’da zihin-beden psikoloğu Justine Grosso’ya göre ise sıcak bir banyo yapmak aynı zamanda fiziksel ve zihinsel bir destek görevi de görebilir. Grosso; duşla karşılaştırıldığında küvet banyosunun, depresyonlu kişilerde ruh halini iyileştirdiğini, uykusuzluk sorunu olanların uyku kalitesini iyileştirdiğini ve kardiyovasküler sistem üzerinde olumlu etkileri olduğunu belirtiyor.

Sıcak banyonun vücudu tam olarak nasıl etkilediği hala araştırılıyor. Grosso, kan damarlarının genişleyerek vücudun çevresine daha fazla oksijen ve besin gitmesini sağlayan vasodilatasyon yoluyla çalıştığına dair bazı kanıtlar olduğunu söylüyor.

Osher Bütünleyici Sağlık Merkezi’nde klinik psikolog olan Ashley Mason, bunun sıcakla ilgili olduğunu söylüyor. Ön çalışmalar, günde en az bir kez sauna, buhar odası, jakuzi ve sıcak duş veya banyoya maruz kalmanın faydalı olabileceğini düşündürüyor. 

Hamblin, genel olarak konu kendimizi temizlemeye gelince, daha azının daha çok olduğunu belirtiyor. Kişisel hijyen endüstrisinin, hastalıkların önlenmesiyle çok az ilgisi olan bir uygulamayı “tıbbileştirdiğini” söylüyor. Halk sağlığı açısından sabunun gerekliliğini göz ardı etmeden, modern pazarlamayı, tüketicileri pahalı ürünler kullanan günlük bir ritüelin önemi konusunda çarpık inançlara yönlendirmekle suçluyor.

Hamblin’e göre, tıbbi açıdan bakıldığında, umumi hamamlar hiçbir zaman daha iyi bir sağlığa kavuşmanın bir yolu değildi, ancak sosyal bağlantılar ve psikolojik rahatlatma açısından etkili oldu bir gerçekti. 


National Geographic. 11 Nisan 2024.

You must be logged in to post a comment Login