Endonezya’da Efsanevi ‘Altın Adası’ Ortaya Çıkıyor

Srivijaya İmparatorluğu’na ait arkeolojik kalıntılar sınırlı, ancak Musi Nehri boyunca yapılan son keşifler gizemli medeniyete ışık tutabilir.

Srivijaya İmparatorluğu zenginliği ve deniz ticaret yollarına olan hakimiyetiyle ünlüydü. C: Wreckwatch magazine

Uzun zamandır kayıp olan “Altın Adası”nın kalıntıları (masalların insan yiyen yılanları, ateş püskürten yanardağları ve Hintçe konuşan papağanları anlattığı) Musi Nehri’nde bulunmuş olabilir.

Endonezya’daki Musi Nehri’ni keşfe çıkan yerel dalgıçlar, MÖ 7. ve 11. yüzyıllar arasında Asya’nın geniş topraklarında deniz ticaretini kontrol eden Srivijaya İmparatorluğu’na ait olduğu düşünülen altın yüzükler, boncuklar ve birçok başka eser buldu.

Deniz arkeoloğu Sean Kingsley, “Son beş yıldır olağanüstü şeyler ortaya çıkıyor.” diyor. “Farklı dönemlerden paralar, altınlar ve Budist heykeller, değerli taşlar… Denizci Sinbad’ın hikayelerini okuyup, uydurma olduğunu düşünebileceğiniz her şey. Hepsi aslında gerçek.”

Keşifler arasında değerli taşlar, tapınak çanları, aynalar, şarap testileri ve tavus kuşu şeklindeki oyuklarla kaplı gerçeğe uygun boyutta bir Buda heykeli yer alıyor.

(Endonezya’da Dünyanın En Eski Hayvan Resmi Keşfedildi)

Srivijaya krallığı, Sumatra adasındaki Musi Nehri üzerinde yer alan Palembang şehrinde kuruldu. Encyclopedia Britannica sitesine göre, imparatorluk Pasifik ve Hint Okyanusları arasında önemli bir su yolu olan Malacca Boğazı’nı kontrol altına aldı. Ayrıca Malay Takımadaları’ndaki ülkelerle, Çin ve Hindistan, ticareti ilişkiler kurdu. Bunun yanı sıra Srivijaya, Mahayana Budizminin merkeziydi.

7. yüzyıldan kalma Çin raporları, Palembang’ın 1.000’den fazla Budist keşişe ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Endonezya Turizm Bakanlığı, Çinli Budistlerin Hindistan’a yaptıkları hac yolculuğu sırasında Sanskritçe öğrenmek için şehre uğradıklarını söylüyor. 1025 yılında Hindistan’ın Chola Hanedanıyla olan savaşı, Srivijaya İmparatorluğu’nun gücünü azaltsa da imparatorluk, iki yüzyıl daha ticarette büyük bir rol oynamaya devam etti.

Kingsley’nin yazdığına göre, arkeologlar kraliyet mahkemesi binalarına, tapınaklara ya da diğer yapılara dair hiçbir iz bulamadı. Adadaki volkanlar, bu yapıların üzerini kapatmış olabilir. Başka bir ihtimal de şehrin çoğunlukla ahşaptan yapılmış, evlerin ve diğer binaların nehir üzerinde duran sallar üzerine inşa edilmiş olması ki bu, günümüzde bazı Güneydoğu Asya ülkelerinde hala görülen bir mimari türü. Bu yüzden bu tarz yapılar uzun zaman önce çürümüş olurdu.

Dalgıçlar tarafından bulunan Buda heykeli. C: Wreckwatch magazine.

Srivijaya hakkında günümüze ulaşan bilgilerin çoğu, insan yiyen yılanlar ve birden fazla dil konuşabilen papağanlar gibi abartılı betimlemelerden oluşan ancak günlük yaşam hakkında çok az ayrıntı veren gezginlerin tuttuğu fantastik kayıtlar şeklinde. Krallık, Çin ve diğer bölgesel güçlerle ilişki kurmak için stratejik olarak kullanılan altın bakımından zengindi. Srivijaya ayrıca Hindistan, Çin ve Java’daki Budist tapınaklarına ve manastırlarına para yardımında bulunuyordu.

İmparatorluğun gümüş ve altın paralarının sandal ağacı çiçeği ve Sanskritçe’de “zafer” anlamına gelen bir kelimeyle damgalandığından bahsediyor.

Kingsley, Musi Nehri ya da çevresinde resmi arkeolojik kazı yapılmadığını söylüyor ancak bu işe meraklı olanlar, inşaat işçilerinin nehirdeki kumu tararken bir dizi eser keşfettiği 2011 yılından beri bölgede eserler buluyor. Avustralya Ulusal Denizcilik Arkeolojisi Mükemmellik Merkezi’nin 2019 yılındaki raporuna göre, bir süre sonra yerel balıkçılar ve işçiler, bazılarının yaptığı “gizli (gece) dalışları” sırasında, su kütlesini keşfetmeye başladı. Bu eserlerin büyük bir kısmı daha sonra eski eserler piyasasında ortaya çıktı. Birçoğu özel koleksiyonlarda boy gösterdi, medeniyet hakkında bilim insanlarının inceleyebileceği çok az fiziksel kanıt geriye kaldı.

Chaiya, Tayland’daki Srivijaya dönemi Wat Kaew kalıntıları. C: Wikimedia Commons

Kingsley, “Her şeye sıfırdan başlıyoruz” diyor. “Müzenin bir bölümüne yürüyüp, tamamen boş olduğunu görmek gibi. İnsanlar Srivijaya halkının ne tür kıyafetler giydiğini, zevklerinin ne olduğunu, ne tür seramiklerde yemek yemeği sevdiklerini, hiçbir şeyi bilmiyorlar. Hayatta oldukları dönem ya da ölümleri hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.”

Endonezya 2010 yılında sualtı arkeolojisinin yapılmasını bir süreliğine engelledi ancak Kingsley’in de belirttiği gibi, gece dalışları sırasında keşfedilen eserlerin karaborsası devam ediyor.

Kingsley, “Balıkçılar balık tutmaya devam ettikçe, keşfetmeye de devam ediyorlar.” diyor. “Hele günümüzde, bulguları yetkililere bildirmeleri daha da düşük bir ihtimal.”

Arkeolog, hükümetin ya da zengin bir hayırseverin, özel koleksiyoncular tarafından satın alınmadan önce Srivijaya eserlerini koruma ve inceleme için satın almasının mümkün olduğunu da ekliyor.


Smithsonian Magazine. 3 Kasım 2021.

Dokuz Eylül Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık bölümü lisans öğrencisi. Arkeolojiyle, sanat tarihiyle ve grafik tasarımla ilgili.

You must be logged in to post a comment Login