Ekonomik Eşitsizlik Saban Çeken Sığırlarla Başladı

Büyük ekonomik eşitsizlikleri yaratan tarıma geçiş değil, toprağı daha değerli ve emeği daha az değerli hale getiren dönüşümdü.

Saban çeken öküzler, yaklaşık 6.000 yıl önce eşitsizlikte keskin bir artışa yol açtı. C: Pixabay/CC

7.000 yıl önce, Avrasya’daki toplumlar, zenginler ve yoksullar arasında kalıcı bölünme belirtileri göstermeye başladı. Yeni araştırmada, bilim insanları tarih öncesi eşitsizliğin giderek artan dalgalanmalarını grafiklendirdi ve bu eşitsizliğin ekonomik kökenini öküzlerin çektiği sabanların benimsenmesine kadar takip edebildi.

Araştırmacıların bulguları, insanların avcı toplayıcılıktan tarıma geçtikten sonra eşitsizliklerin ortaya çıktığı görüşüne meydan okuyor.

Araştırmacılara göre, büyük ekonomik eşitsizlikleri yaratan başlı başına tarım değildi, bunun yerine, toprağı daha fazla değerli ve emeği daha az değerli hale getiren bir tarım dönüşümüydü.

(Tarım Devrimi İnsanlık Tarihinin En Büyük Hatası mıydı?)

Araştırmanın eş yazarı ekonomist Samuel Bowles, “Saban çeken öküzler geç Neolitik’in robotlarıydı.” diyor.

Öküz, emeğin zenginlikten ayrılmasına yol açan bir emek tasarrufu teknolojisi şekliydi. Bu da modern ekonomik eşitsizliği için temel bir ayrışmaydı.

Etki bugünkü ile aynıydı: robotlara sahip olanlar ve robotların yerinden ettiği çalışanlar arasında artan ekonomik eşitsizlikler.

Birbiri ile ilişkili olarak yayımlanan iki makalenin ilkinde araştırmacılar, farklı zenginlikler arası çeşitlilik, farklı toplumlar, farklı bölgeler, farklı zamanlarda ekonomik eşitsizliği karşılaştırmak için yeni istatistiksel yöntemler sunuyor.

(Medeniyetlerin Çöküşüne Giden Yolda mıyız?)

150 arkeolojik alandan elde ettikleri verilerin analizi, Avrasya’daki eşitsizlikte MÖ 4.000’den itibaren keskin bir artış olduğunu ortaya koyuyor. Bu tarih, tarımın ortaya çıkmasından birkaç bin yıl sonraya denk geliyor.

Araştırmanın eş yazarı ekonomist Mattia Fochesato, “Tarımı benimseyen toplumların daha eşitsiz hale geldiği hikayesi artık geçerli değil, çünkü tarımı benimseyen bazı toplumların binlerce yıl boyunca oldukça eşitlikçi olduğunu gözlemledik.” diyor.

C: Peter Wieser.

MÖ 4.000’den önce, Orta Doğu ve Avrupa’daki toplumlar küçük bahçe arazilerinde tarım yapıyorlardı. Aileler, elle hasat edilmesi gereken çeşitli hububatlar, mercimek, bezelye ve diğer baklagil mahsullerini yetiştiriyor olmalıydı. Özellikle, bazı durumlarda sabanları çekmek için uzmanlaşmamış sığırların (yaşlanan süt inekleri gibi) yardımı ile toprağı çapa kullanarak elle sürdüler. Ayrıca bahçeleri yabani hayvanlardan korumak için büyüme mevsimi boyunca dikkatlice korudular.

“Bu bahçe arazilerinin içinde ve çevresinde çalışan birçok insanla birlikte oldukça yoğun bir ortamdı.”

Ancak sonra bir şeyler değişti. Özel saban öküzünü yetiştirecek ve koruyacak kadar iyi kaynaklara sahip çiftçiler ek arazilerde yeni fırsatlar gördü.

(Neolitik Tarım Günümüz Eşitsizliğinin Tohumlarını 10.000 Yıl Önce Ekti)

Bir öküz ekibine sahip tek bir çiftçi, çapalama yapan bir çiftçiden on kat daha fazla ürün yetiştirebilir veya daha fazla toprağı ekebilir ve ekim için daha fazla toprağı elde etmeye başlardı. Arazi ve öküz ekiplerine sahip olanlar aynı zamanda, fazla emek gerektirmeyen arpa veya belirli buğday türleri gibi, strese daha dayanıklı mahsulleri seçmeye başladı.

MÖ 2. binyılda birçok tarımsal peyzaj alanı oldukça büyümüştü ve topluluklar varlıklarını çocuklarına devreden varlıklı toprak sahipleri ile topraksız aileler arasında derinden bölündü.

Araştırmacıların ikinci makalesinde bu değişime yol açan mekanizma ekonomik bir modelde ayrıntılı olarak açıklandı. İnsan emeğinin üretim için sınırlayıcı bir faktör olduğu tarım sistemleri, insan emeğinin daha fazla harcanabildiği sistemler ve toprağın sınırlayıcı faktör olduğu yerler arasında temel bir ayrım olduğunu ortaya koydu.

Fochesato, “Emek, üretimin anahtar girdisi olduğu sürece, eşitsizlik sınırlı kalır, çünkü aileler ekin üretmek için ne kadar emek harcayabilecekleri konusunda birbirinden farklı değildi. Ancak, en önemli girdi toprak haline geldiğinde, aileler arasındaki farklar arttı çünkü toprak ve diğer maddi zenginlik biçimleri birikmişti ve nesiller boyunca aktarılabilmişti. Tesadüfen, zorla veya çok çalışarak, bazı ailelerin diğerlerinden çok daha fazlası olduğu ortaya çıktı. Sonra radikal eşitsizlik ortaya çıktı.” diyor.

Araştırmacıların belirttiğine göre, eşitsizliğin bir sonucu da, en eşitsiz toplumların siyasi kargaşaya veya iklim değişikliğine karşı daha kırılgan ve duyarlı olma eğiliminde olmaları.


Phys. 18 Eylül 2019.

Makale: Fochesato, M., Bogaard, A., & Bowles, S. (2019). Comparing ancient inequalities: the challenges of comparability, bias and precision. antiquity, 93(370), 853-869.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login