Efsanevi Atlantis Hakkında Neler Biliyoruz?

Atlantis efsanesini Antik Yunan filozofu Platon yarattı. Peki ama bu efsane neden 2.000 yıl sonra bile hala popüler?

Atlantis’in temsili bir illüstrasyonu.

Antik Yunan filozofu Platon’un eseri, insanlığın durumu hakkında bu kadar çok gerçeği içermeseydi, kendisinin adı yüzyıllar öncesinde unutulacaktı.

Fakat en ünlü hikayelerinden birini oluşturan ve antik Atlantis Uygarlığı’nın korkunç yıkımı ile ilgili anlatımı neredeyse tamamen gerçek dışı. Öyleyse, Platon’un ölümünden sonra, 2.300 yıldan fazladır neden tekrar tekrar gündeme geliyor?

Dehşet verici bir gecede, tanrılar o kadar şiddetli bir ateş ve deprem taburu gönderdiler ki, Ütopik Atlantis krallığı okyanusun derinliklerine battı ve bir daha asla bulunamadı.

(Atlantis Tarzı Efsanelerin Bazıları Gerçekten Yaşandı)

2.300 yıldan fazla bir süredir insanları büyüleyen Platon’un efsanesi böyle anlatıyor. Pek çok insan daha sonra Atlantis’in tam olarak nerede olduğuna dair teoriler ortaya attı: Akdeniz’de, İspanya açıklarında, hatta Antarktika altında. Popüler bir teoriye göre Atlantis mitinin, yaklaşık 3.600 yıl önce volkanik bir patlama ile kısmen tahrip olan, günümüzde Yunan adası Santorini olan Thera’nın kaderi ile ilişkili olduğu. Ancak çoğu olmasa da birçok bilim insanı Atlantis’i gerçek bir konuma asla bağlamayacağımızı düşünüyor.

New York Annandale’deki Bard Yüksekokulu’ndan Prof. James Romm, “Bu hikaye hayal gücünü ele geçiriyor. Bu büyük bir mit. İnsanların hayal etmeyi sevdiği birçok unsuru barındırıyor.” diyor.

Sir Gerald Hargreaves’in bir illüstrasyonu görülüyor. Bu eser, efsanevi Atlantis ülkesinin bir koyunda ütopik bir sahneyi gösteriyor. Birçok bilim insanı Platon’un Atlantis’in hikayesini felsefi teorilerini sunmanın bir yolu olarak icat ettiğini düşünüyor. C: Mary Evans Resi̇m Kütüphanesi̇. Everett Koleksi̇yonu.

Platon, Atlantis’in hikayesini yaklaşık MÖ 360 yıllarında anlattı ve bu medeniyetin kurucularının yarı tanrı yarı insan olduğunu söyledi. Onlar ütopik bir medeniyet yarattılar ve büyük bir deniz gücü haline geldiler. Ülkeleri geniş hendekler ile ayrılmış ve merkeze uzanan bir kanal aracılığı ile birbirine bağlanan adalardan oluşuyordu. Bu yemyeşil adalar; altın, gümüş ve diğer değerli metalleri içeriyordu ve olağanüstü bir bolluk ile egzotik vahşi bir yaşam sağlıyordu. Merkez ada üzerinde büyük bir başkent vardı. 

Atlantis’in Akdeniz’de, İspanya açıklarında, hatta Antarktika’nın altında olduğu ile ilgili birçok teori var. Albany New York Eyalet Müzesi’nde tarih küratörü Charles Orser, “Haritada rastgele bir nokta seçseniz, Atlantis’in orada olduğunu iddia eden birileri oldu. Aslında insanın hayal edebileceği her yer olabilir.” diyor.

Platon, Atlantis’in kendi zamanından yaklaşık 9.000 yıl önce var olduğunu ve bu uygarlığın hikayesinin, şairler, rahipler ve diğerleri tarafından aktarıldığını söyledi. Fakat Platon’un Atlantis hakkındaki yazıları, uygarlığın varlığına dair bilinen tek kayıt.

Muhtemelen Gerçek Olaylara Dayanıyor

Çok az sayıda akademisyen Atlantis’in gerçekten var olduğuna inanıyor. 1985’te Titanik batığını bulan okyanus kaşifi Robert Ballard, “Nobel ödüllü hiç kimse Platon’un Atlantis hakkında yazdıklarının doğru olduğunu söylemiyor” diyor.

Yine de Ballard, tarih boyunca Atlantis’in yıkım hikayesine benzeyen bir olayın daha yaşanmış olmasının yanısıra, sel felaketleri ve volkanik patlamalar meydana geldiği için Atlantis efsanesinin mantıklı olduğunu söylüyor.

Raphael’in 1510 yılında yaptığı Atina Okulu adlı tablosunda Platon solda ve Aristotales sağda.

Yaklaşık 3.600 yıl önce devasa bir patlama, Ege Denizi’nde Yunanistan yakınlarındaki Santorini adasını yok etmişti. O zaman Santorini’de son derece gelişmiş bir topluluk olan Minoslular yaşıyordu. Minos Medeniyeti, volkanik patlama ile yaklaşık aynı zamanda aniden ortadan kayboldu. Fakat Ballard, Santorini’nin Atlantis olduğunu düşünmüyor. Çünkü adadaki patlamanın zamanı Platon’un Atlantis’in yerle bir olduğunu söylediği zamana denk gelmiyor.

Romm, Platon’un Atlantis hikayesini felsefik teorilerini iletmek için oluşturduğuna inanıyor. “Çalışması boyunca devam eden bir dizi konu ve tema ile uğraşıyordu. diyor. Onun; tanrısallığa karşı insan doğası, ideal toplumlar ve insan toplumlarının kademeli olarak yozlaşması ile ilgili fikirlerinin tümü birçok eserinde bulunuyor. Atlantis de onun en gözde temalarından birine ulaşmak için kullandığı farklı bir araçtı.”

Orser, “Atlantis Efsanesi; son derece gelişmiş, ütopik bir medeniyette yaşayan ahlaki ve ruhani bir halk ile ilgili hikayedir. Fakat onlar açgözlüleşip değersiz hale gelerek ahlaki yönden çöktüler.” diyor. Tanrılar da ceza olarak oraya, Atlantis’i denize gömecek olan korkunç bir yangın ve deprem gönderdiler.


National Geographic.

Yorumlar
Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Tarih Öğretmeni. Tarih Felsefesine ilgi duyuyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login