Çatalhöyük’te Bitki İşleme Süreci ile İlgili Yeni Araştırma

İlk tarım topluluklarından birine ev sahipliği yapan Çatalhöyük’te bulunan taş aletlerde mikrobotanik kalıntılar ve kullanım-aşınma izleri incelendi.

Taş alet takımı, 52 numaralı binanın depolama alanı. C: Universitat Pompeu Fabra – Barcelona

UPF Kültür ve Sosyo-Ekolojik Dinamikler araştırma grubu (CaSEs) ve Leicester Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen bir araştırma, Çatalhöyük’ün Neolitik bölgesindeki şimdiye kadar bilinmeyen yabani bitki kaynaklarının kullanımı ve önemi hakkında oldukça dinamik bir görüntü sağladı. Araştırmacılar, geçmişte insanlığın ilk tarım topluluklarından birine ev sahipliği yapan bölgeden çıkarılan çeşitli taş aletlerde mikrobotanik kalıntılar ve kullanım-aşınma izlerinin analizini birleştirerek çalışmalarını yürüttüler. 

Çatalhöyük, MÖ 7.100 ile 6.000 yılları arasında Neolitik Dönem’de yerleşim gören ve Anadolu’da bulunan bir Dünya Mirası arkeolojik alanı. Bu yerleşme, büyüklüğü ve yüksek yoğunluklu konutların bulunduğu girişin çatıdan sağlandığı ve içinde ayrıntılı duvar resimleri bulunan ilk şehir merkezlerinden biri olması nedeni ile dünya çapında ilgi görüyor.

(Çatalhöyük Evlerinde Yaşayanlar Kötü Hava Kalitesine Sahipti)

Yerleşim, yaklaşık 30 yıl boyunca sürekli olarak incelendi ve zengin arkeobotanik kalıntılar (kömürleşmiş bitki kalıntıları) ve bitkileri işlemek için kullanılan çok çeşitli taş aletler de içeriyor.

Öğütme aletlerinin yüzeyindeki kalıntıları analiz eden yenilikçi bir yaklaşım

Bölgede yapılan kapsamlı araştırmalara rağmen, hem Çatalhöyük’te hem de diğer birçok arkeolojik yerleşimde tarımsal uygulamalar ve bitki kaynaklarının kullanımı hakkında bilinenlerin çoğu, kömürleşmiş kalıntılara dayanır. Bununla birlikte bu kalıntılar, ya yemek pişirirken ya da geçmişte bitki kaynaklarının kullanımına ilişkin sınırlı bir görüntü veren kaza yangınları nedeniyle ortaya çıkar. 

Araştırmacılar, ‘’Kullanıldığı zamana ait bu taş aletlerin çukur ve yarıklarında sıkışan kalıntıları ele geçirdik ve ardından mikrobotanik kalıntılar üzerinde çalışmalar yaptık. Bu aletlerle geçmişte ne tür bitkilerin işlendiğini ortaya çıkardık.’’ diyor.

UPF Beşeri Bilimler Departmanı Kültür ve Sosyo-Ekolojik Dinamikler (CaSEs) araştırma grubu ile doktora öncesi araştırmacısı Carlos G. Santiago-Marrero tarafından yürütülen çalışmada, yerleşmenin Orta (MÖ 6700-6500) ve Geç (MÖ 6500-6300) iskan dönemlerine atfedilen, üç yerel bağlamdan öğütme aletlerinden alınan mikroskobik kalıntıların analizine dayanan yenilikçi bir yaklaşım kullanıldı.

Araştırmacılar tarafından incelenen mikroskobik kalıntılar arasında, bitki hücrelerinde ve hücre duvarlarında opal silikanın birikmesinden kaynaklanan, buğday ve arpa da dahil olmak üzere bitkilerin gövdeleri ve kabukları gibi anatomik parçaların varlığı hakkındaki ipuçları sağlayan fitolitler yer alıyor. İncelenen diğer bir kalıntı ise, bitkilerin tohum ve yumrular gibi birçok yenilebilir kısmında büyük miktarda bulunan, enerji depolamak için bitkiler tarafından üretilen nişastalar, glikoz bileşikleriydi.

Bu iki hattın birleştirilmesi sayesinde araştırmacılar, Çatalhöyük topluluğunun tanımı gereği bir tarım ekonomisine, hububat ve sebzelerin (buğday, yulaf, bezelye) yetiştirilmesine güvenmesine rağmen, henüz bu bölgede bulunmayan yerli kaynaklar yelpazesinin dışındaki yabani kaynaklardan çok fazla yararlanmaya devam edildiğini gösterdi.

Karmaşık işleme yoluyla beslenmeyi çeşitlendirmek için yabani bitki kaynaklarının kullanımı

“Mikrobotanik kanıtlar, geçmişte kullanılan bitkiler hakkındaki bilgilerimize katkıda bulundu ve yabani bitkilerin varlığının ve hem diyeti çeşitlendirmek hem de kıtlık zamanlarında ortaya çıkabilecek herhangi bir kalori açığını telafi etmek için bu kaynaklardan yararlanmaya yönelik olası stratejilerle ilgili çeşitli yönlerin belirlenmesine yardımcı oldu.” diyor.

Bu yabani bitki kaynakları, yerel kaynaklar kadar önemliydi ve büyük olasılıkla temel beslenmeyi desteklemek için düzenli olarak kullanılıyordu. 

“Bulgularımız arasında topluluğun, çoğu karmaşık işleme veya kullanım gerektiren potansiyel olarak toksik taksonomik ailelere ait olan çok çeşitli yumrulu bitkiler kullandığını gösterdik. Bu, bu topluluğun sahip olduğu büyük fitokültürel bilgiyi gösteriyor.”

‘’Bu yumrulu bitkilerin birçoğu, yılın farklı zamanlarında bitki ortamını organze etmenin ve kullanmanın olası yollarını anlamamıza yardımcı olan oldukça kısıtlayıcı mevsimsel yaşam döngülerine sahipti.’’ 

Ayrıca, çalışmanın ortaya çıkardığı bir diğer önemli husus da, bölgedeki kömürleşmiş bitki kalıntıları arasında hiç bulunmayan yabani darı tohumlarının işlenmesiydi.

Çeşitli kullanımları ima eden aletlerin yüzeylerinde kullanım-aşınma izleri

Çeşitli faaliyetlerde kullanılmak suretiyle üretilen aletlerin yüzeylerindeki kullanım-aşınma izlerinin analizi, araştırmacıların aletlerin kullandığı farklı görevler hakkında çıkarım yapmalarına olanak sağladı.

Bu analizler sayesinde, bu aletlerin çok çeşitli yaşam öykülerini ve bitki kaynaklarının işlenmesi ve diğer ev içi faaliyetlerle ilgili çeşitli yönlerle yakın ilişki keşfedildi.

‘’Mikrobotanik kanıtları kullanım izleriyle birleştirerek, tahıl kabuğu çıkarma, baklagiller ve yumru köklerin, tahılların öğütülmesi ve hatta bu aletlerin bitki işleme ile ilgili olmayan diğer faaliyetlerde kullanılması gibi süreçleri keşfettik.’’


Universitat Pompeu Fabra-Barcelona. 13 Temmuz 2021.

Makale: Carlos G. Santiago-Marrero et al. (2021). A Microbotanical and Microwear Perspective to Plant Processing Activities and Foodways at Neolithic Çatalhöyük. PLOS ONE. 

Yorumlar
İstanbul Üniversitesi Tarihöncesi Arkeolojisi mezunu. Aynı okulda Tarihöncesi Arkeolojisi bölümünde yüksek lisans yapıyor.

You must be logged in to post a comment Login