Antik Seçimlerde Nasıl Oy Kullanılıyordu?

Atina ve Roma’da oylama, bağırarak yapılan tartışmaları, gizli oy pusulalarını ve zenginlerin avantajına odaklanmış bir seçim sistemine sürüklenmiş olabilir.

Brygos Ressamı’na atfedilen ve MÖ 490 civarına tarihlenen pişmiş topraktan kylix üzerinde betimlenen, psephoi (çakıl taşları) ile oylama sahnesi. Getty Müzesi’nde sergileniyor. (C: Public Domain)

Modern demokrasilerin vatandaşları, seçim günü oy kullanmak için çeşitli yöntemler ve teknolojiler kullanıyor, peki eski zamanlarda insanlar seçimlere nasıl katılıyorlardı?

Tarihçiler, dünyanın ilk ve tek doğrudan demokrasi örneğinden biri olan Atina’dan ve zengin sınıfların işçilerden daha fazla etkiye sahip olduğu bir yarı-demokrasi olan Roma Cumhuriyeti’nden bazı ilgi çekici ayrıntıları bir araya getirdiler.

(İlgili: Roma Kendi Cumhuriyetini Nasıl Yıktı?)

Hem Atina’da hem de Roma’da demokratik sürece katılım (Yunanca dēmokratia “halkın gücü” anlamına geliyor) özgür erkek vatandaşlar olan demoslarla sınırlıydı. Kadınların ve köleleştirilmiş insanların oy hakkı yoktu.

Rastgele seçim makinesi ile seçilen temsilciler

Indiana Üniversitesi’nden tarih profesörü ve “Antik Yunan Demokrasisi: Okumalar ve Kaynaklar”ın editörü Eric Robinson’un belirttiğine göre, Atina’da çok az seçim oluyordu, çünkü eski Atinalılar, seçimlerin, memur seçmedeki en demokratik yol olduğunu düşünmüyorlardı. “Bir demokrasinin, işleri yürütmek adına insanlara tam yetki vermesi ve sadece zenginleri değil, tüm halkı temsil etmesi için, insanları rastgele seçmek zorundalardı.”

Atinalılar, Atina’nın baş yönetim organı olan 500’ler Meclisi’nde kimin görev yapacağına karar vermek için rastgele örnekleme olarak bilinen bir sistem kullandılar. Atina’da 10 kabile vardı ve her kabile, 500’ler Meclisi’nde bir yıl boyunca hizmet verecek 50 vatandaş sağlamakla sorumluydu.

C: Wikimedia Commons

Her uygun vatandaşa kişiselleştirilmiş bir nişan verilirdi ve bu nişanlar, her kabileden konseye katılacak kişileri rastgele seçmesi için uzun süredir kayıp olan bir teknoloji (tüpler ve toplar içeren) kullanan “Kleroterion” adı verilen özel bir makineye yerleştirilirdi.

Kleroterion, Atina demokrasisinde jüri seçiminin adil ve yolsuzluk veya kayırmacılıktan uzak olmasını sağlayan önemli bir araçtı.

Mecliste: Bir Adam Bir Oy

Atina’da, tüm yasalar ve davalar, her erkek vatandaşın söz sahibi olduğu devasa bir demokratik yapı olan Meclis (ekklēsia) tarafından kararlaştırılırdı. 30.000 ila 60.000 Atina vatandaşından yaklaşık 6.000’i düzenli olarak Meclis toplantılarına katılır ve görev alırdı. 

Meclis, “sıkıca bir arada” anlamına gelen Yunanca bir kelimeden türetilen ve 6.000 ila 13.000 kişilik kapasitesi olan Pnyx adlı doğal bir tepe amfitiyatrosunda toplanırdı.

San Diego Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü ve “The People’s Government: An Introduction to Democracy” kitabının yazarı Del Dickson’a göre, Yunanlar bizim düşündüğümüz anlamda, oy kullanmak için bir okula ya da bir kuruma gideceğiniz seçimler yapmıyordu. Fiziksel olarak orada bulunmaları gerekiyordu. Cumhuriyet kelimesini buradan alıyoruz (res publica Latince’de ‘halka açık yer’ anlamına geliyor). Gidip diğer vatandaşlarla bir araya geliyorlar ve o gün Meclis’in önünde meseleleri karara bağlıyorlardı.

Meclisin günlük gündemi 500’ler Meclisi tarafından belirleniyordu, ancak daha sonra tüm mevzuat ve hükümet politikaları oylamaya sunuluyordu. Oylama el kaldırarak yapılıyordu ve kazanan dokuz “başkan” (proedroi) tarafından belirleniyordu. Atinalılar, sistemi aldatma ihtimalinden kaçınmak için çok dikkatliydiler.

Robinson’a göre, örneğin, dokuz oy sayıcı, sabah Meclis toplantısından hemen önce rastgele seçiliyordu, bu yüzden onlara rüşvet vermek gerçekten zor bir ihtimaldi. Atina’da Meclis tarafından seçilen birkaç mevki vardı, en önde gelenleri askeri generallerdi. Her yıl 10 general, Meclisin tamamı tarafından basit bir onay ya da red oyuyla seçilirdi.

Gizli oy olarak kullanılan taşlar

Meclis, kanun çıkarmanın yanı sıra, Atina’daki tüm ceza ve hukuk davalarında da hükümler veriyordu. Dickson’a göre, 12 kişilik bir jüri yerine, Atina jürileri 200 ila 5.000 kişiden oluşuyordu. Ayrıca jüri üyelerinden biri, son sözü söylemek için değil, kural ve prosedürlere uyulduğundan emin olmak için yargıç olarak görev yapmak üzere rastgele seçiliyordu.

Diğer oylama türleri halka açık olarak yapılırken, Atina jürileri, oylarını taşların kullanıldığı özel bir tür gizli oy kullanarak kullanıyorlardı.

Robinson’un belirttiğine göre, her jüri üyesine biri sağlam, diğeri ortasında delik olan iki küçük taş verilirdi. Oy verme zamanı geldiğinde, jüri üyesi iki tane kabın önünde dururdu. Taşı gerçek hükmüyle birinci kaba atar, kullanılmayan taşı ise ikinci kaba atardı. İzleyen hiç kimse hangisinin hangisi olduğunu anlayamazdı.

“Psephos” sözcüğü, antik Yunanca’da küçük bir taş veya çakıl anlamına geliyor ve İngilizce’de seçimlerin ve oy verme kalıplarının istatistiksel olarak incelendiği bilim dalı “psephology” (seçim bilim) olarak varlığını sürdürüyor.

Toplumdan dışlama ve sürgün için özel seçimler

Atina’da, eğer bir halk figürü gözden düşerse veya basitçe demokrasinin iyiliği için fazla popüler hale gelirse, antik Yunanca’da çanak çömlek parçası anlamına gelen ostraka’dan türetilen bir kelime olan özel bir “Ostrakismos” (dışlama) seçimi yoluyla 10 yıllığına sürgüne gönderilebilirdi. (Bu seçim, Çanak Çömlek Mahkemesi olarak da biliniyor).

Ostraka, Atina’daki Çanak Çömlek Mahkemesi’nde oy pusulası olarak kullanılan çömlek kırıklarıydı. (C:Vita Exclusive/Alamy Stock Photo)

Bir Çanak Çömlek Mahkemesi’nde, Meclis’in her üyesine küçük bir çömlek parçası verilir ve sürgün edilmeyi hak eden birinin adını yazmaları istenirdi. Dickson’a göre, en az 6.000 kişi aynı ismi yazarsa, en çok oyu alan kişi 10 yıllığına Atina’dan gönderilirdi.

Ünlü bir örnek, Perslere karşı yapılan Salamis Savaşı’ndan Atinalı bir askeri kahraman olan ve MÖ 472’de sürgüne gönderilen ve sürgünde ölen Themistokles. Themistokles’in siyasi düşmanlarının yüzlerce veya binlerce çanak çömlek parçasına onun adını kazıyıp okuma yazma bilmeyen Meclis üyelerine dağıttığına dair kanıtlar bulunuyor.

Sparta’daki antik “Alkış Ölçer”

“Atina’nın Ötesinde Demokrasi” adlı bir kitap yazan Robinson’a göre, Atina, antik Yunan şehir devletlerinin en büyüğü ve en güçlüsüydü, ancak her şehir kendi oylama ve seçim biçimini uyguluyordu.

Bir örnek, demokrasi olmayan ancak bazı demokratik unsurlar içeren Sparta. Sparta’nın en yüksek yönetici organlarından biri, iki Spartalı kral ve hepsi 60 yaşın üzerinde olan ve ömür boyu görevde kalacak 28 seçilmiş yetkiliden oluşan Yaşlılar Konseyi’ydi (gerousia). 

Robinson, boş koltukları doldurmak için Spartalıların, “alkışla oylama” olarak da bilinen, tuhaf bir “tezahürat seçimi” uyguladıklarını belirtiyor. Her aday sırayla büyük bir toplantı odasına giriyor ve insanlar onaylayıp onaylamamalarıyla paralel olarak tezahürat edip alkışlıyordu. Görünmeyen başka bir odada jüri, kazananları seçmek için bağırışların ses seviyesini karşılaştırıyordu.

Roma seçimleri zenginlere ‘ayrıcalık’ tanıyordu

Dickson, Roma Cumhuriyeti’nin Atina demokrasisinin bazı ilkelerini devraldığını, ancak seçmenleri sınıflara göre böldüğünü ve zenginlerin avantajına olan bir sistem yarattığını söylüyor. Atina gibi dev bir Mecliste oy kullanmak yerine Romalıların üç meclisi vardı. İlki “Centuriate Meclisi” olarak adlandırılıyordu ve bu meclis, Konsüller, Praetorlar ve Censorlar da dahil olmak üzere Roma’daki en yüksek makamları seçiyordu, ayrıca savaş kararlarından da sorumluydu.

Centuriate Meclisi’nde oylama en zengin sınıfla başlardı ve 193 üyeli meclisin çoğunluğuna ulaşılır ulaşılmaz oy sayımı durdurulurdu. Dolayısıyla, zengin kesim bir yasa tasarısının geçmesini veya belirli bir Konsülün seçilmesini istediğinde, bir blok olarak oy kullanabilir ve böylece alt sınıfları bir kenara itebilirlerdi. Latince’de, öncelikli olarak oy verme imtiyazına “praerogativa” (“başkalarından önce görüşünün istenmesi” olarak çevriliyor) denirdi ve bu sözcük, İngilizce “ayrıcalık” (prerogative) kelimesinin kökü.

Diğer iki Roma meclisi olan Kabile Meclisi ve Plebler Konseyi’nde, oylama sırası kura ile belirleniyordu. Hem Atina hem de Roma’daki “kabileler”, kan veya etnik kökene değil, yaşanılan coğrafi bölgeye dayalıydı. Bu şekilde, Kabile Meclisi, her eyaletin eşit temsile sahip olduğu Birleşik Devletler Senatosu ile benzer şekilde işlev görüyordu.

Roma Cumhuriyeti’nde gizli oylamalar ve kampanyalar

Roma Cumhuriyeti’ndeki seçimlerin bazı yönleri bugün hala geçerli. Meclislerde oylama, Atina modelinde olduğu gibi, meclisin her üyesinin elini kaldırıp halka açık olarak oy kullanması ile başladı. Ancak zamanla, zengin “sponsorların” Romalı meclis üyelerine belirli bir şekilde oy kullanmaları için baskı yaptıkları anlaşıldı, bu nedenle oylamanın gizli yapılması gerekiyordu.

MÖ 139’da Roma, yeni bir tür gizli oylama başlattı. Robinson’a göre, yeni sistem dış tarafında mumdan bir tabaka olan ahşap bir tabletti. Oylar mumdan tabakaya yazılır ve ardından tablet bütün olarak bir oy sandığına atılırdı. Aristokrasi bu konuda biraz gergindi çünkü kontrollerinin bir kısmını kaybetmişlerdi.

Siyasi kampanya reklamlarının son zamanlarda ortaya çıktığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Arkeologlar, Pompeii’nin duvarlarına karalanmış yüzlerce eski kampanya reklamı ve siyasi grafiti örneğini ortaya çıkardılar. Resmi kampanyalara gelince, Dickson’a göre, Romalı makam adayları, bir veya iki haftalık bir kampanya sezonuyla sınırlıydı ve çoğu, kent meydanlarında yüz yüze yapılırdı.


History Magazine. 4 Kasım 2022.

You must be logged in to post a comment Login