Afrika’dan Çıkış: Buzul Çağının Kayıp Kıyı Şeritleri ve Göç Yolları

Atalarımız Afrika kıtasından ayrılırken, Buzul Çağı’nda var olan fakat bugün sular altında kalan kayıp göç yollarını kullanmış olabilir.

Akabe Körfezi, erken insan atalarımızın Afrika’dan çıkmak için kullanmış olabileceği olası rotalardan biri.

Kayıp kıta Atlantis, spekülatif arkeoloji savunucularının popüler bir konusu olsa da tamamen kurgusal bir anlatı. Ancak Mısır’daki Thonis-Heracleion gibi, bir zamanlar gelişen fakat şu an sular altında olan gerçek antik yerleşimlere dair kanıtlar mevcut.

Kansas Üniversitesi’nden Coğrafya profesörü Jerome Dobson, yükselen deniz seviyeleri nedeniyle sular altında kalan bu eski yaşam alanlarını tanımlamak için aquaterra terimini kullanıyor. Dobson, bu bölgelerin erken insanlık tarihi ile atalarımızın kıtalar arası göçlerine dair arkeolojik bir altın madeni olabileceğine inanıyor.

Buzul çağının genişleyen dünyası

Deniz seviyeleri son 120.000 yıl boyunca dramatik dalgalanmalar geçirdi. Yaklaşık 20.000 yıl önce, Son Buzul Maksimumu (LGM) döneminde deniz seviyeleri bugünkünden 125 metre daha alçaktı. Yapılan yeni çalışmaya göre, bu durum küresel kara kütlesinin bugünkünden %11,6 daha geniş olmasını sağlayarak kıyı bölgelerindeki göç fırsatlarını önemli ölçüde artırmıştı.

(İlgili: İnsanlar 50.000 Yıl Önce Afrika’dan Ayrılmayı Nasıl Başardı?)

Araştırmacılar, son 30.000 yıl içindeki Afrika’dan alternatif göç yollarını incelemek için buzul izostatik ayarlama (GIA) modelini kullandılar. Bu gelişmiş modelleme, antik kıyı şeritlerine dair anlayışımızı temelinden değiştiriyor. Profesör Dobson’a göre sadece bugünkü derinlik verilerine bakmak yeterli değildi; fiziksel ve jeofiziksel olarak doğru kıyı şeritleri oluşturmak için GIA modellemesi kullanmaları gerekiyordu.

Dobson, “Sadece deniz seviyesi yüksekliğini mevcut topografyadan çıkarmak yeterli değil; çünkü yer kabuğu, buz tabakalarının ağırlığı altında kelimenin tam anlamıyla bükülüyor” diye açıklıyor.

Sonuçlar, bazı rotaların daha önce düşünüldüğünden daha uzun süre açıkta kalmış olabileceğini gösteriyor.

Olası göç rotaları ve yeni kanıtlar

GIA modelinden elde edilen verileri antik DNA ve arkeolojik kanıtlarla birleştiren ekip, Afrika’dan çıkış için kullanılan birkaç kritik geçit üzerinde durdu. Bu geçitler arasında, Kızıldeniz ile Akdeniz arasındaki geleneksel rota olan Süveyş Boğazı; Sina Yarımadası’nın doğusundaki alternatif yol olan Akabe Körfezi; Afrika Boynuzu ile Arap Yarımadası’nı birbirine bağlayan dar boğaz Babülmendep ve İtalya üzerinden Avrupa’ya uzanan Sicilya ve Messina Boğazları geçişleri yer alıyordu.

Ekip ayrıca, Foul Körfezi’nde devasa mercan oluşumları arasında insan yerleşimine dair olası izlere rastladı. Nil Vadisi’nde ise genel kanının aksine, insanların sadece kuzeye değil; doğudan batıya ve güneyden kuzeye çaprazlama seyahat ettiğine dair işaretler saptandı.

Ekip, Foul Körfezi’nde alışılmadık derecede büyük mercan kümeleri şeklinde insan yerleşimine dair olası kanıtlar bulduklarını ve geleneksel görüşün aksine, insanların Nil Vadisi’nde güneyden kuzeye ve doğudan batıya doğru seyahat ettiğine dair göstergeler bulduklarını bildiriyor.

Profesör Dobson, bu haritalama çalışmalarının bilim insanlarına su altı arazilerini bulma konusunda çok daha yüksek bir şans tanıdığını belirtiyor. Dobson’a göre bu çalışma, insanlığın Son Buzul Maksimumu sırasında açığa çıkan geniş arazileri nasıl keşfettiğini ve bu zorlu coğrafyalarda nasıl yol aldığını anlamamız için yeni bir ufuk açıyor.


IFL Science. 26 Temmuz 2025.

Makale: Dobson, J. E., Spada, G., & Galassi, G. (2025). Alternative crossings into and out of Africa since 30,000 BP. Comptes Rendus. Géoscience, 357(G1), 1-24.

You must be logged in to post a comment Login