Ukrayna’daki bir kurganın analizi, Yamnaya kültürünün yüzyıllar öncesine ait ritüel alanları sahiplenerek üzerine inşa ettiğini gösteriyor.

Antiquity dergisinde yayımlanan bir makaleye göre Dr. Svitlana Ivanova ve meslektaşları, Yamnaya kültürünün daha eski ritüel alanlarını yeniden kullanmasının, kutsal mekânların bilinçli olarak sahiplenilmesini ve sürekliliğini yansıttığını öne sürüyor. Kuzey Karadeniz Bozkırı’nda yer alan “Revova Kurgan 3” örneği, bu kavramsallaştırmayı somutlaştırıyor.
Araştırmacılar, bu anıtsal yapının kullanım ve yeniden kullanım kalıplarını yeniden oluşturarak, bu coğrafi bölgeyi dönüştüren karmaşık kültürel ve demografik değişimlerin daha ayrıntılı bir biçimde anlaşılabileceğini savunuyor.
“Revova Kurgan 3“
Kuzeybatı Karadeniz Bozkırı’nda yer alan “Revova Kurgan 3”, bir zamanlar Kalkolitik (MÖ 4.500/4.300 ila 3.300/3.050) bozkır topluluklarının ve daha sonra Erken Tunç Çağı’nın (MÖ 3.300/3.050 ila 2.500/2.200) Yamnaya halkının yaşadığı bölgede bulunuyor.
Kurgan olarak bilinen Yamnaya mezar tümülüsleri, genellikle daha eski Kalkolitik ritüel alanlarının üzerine inşa edilmiş biçimde bulunuyor. Yazarların “kutsal alanların sürekliliği” olarak adlandırdığı bu kullanım ve yeniden kullanım kalıbı, öncüllerinin somut mirasıyla bilinçli bir etkileşimi yansıtıyor.
(İlgili: MS Hastalığı Riski, 5.000 Yıl Önce Yamnaya Halkı ile Yayılmış)
Bu kavramı somutlaştırmak için Revova Kurgan 3’ün karmaşık tarihi ve yeniden kullanımı incelendi. Çalışmanın ortak yazarı Dr. Dmytro Kiosak, “Revova kazısı, Ukrayna hükümetinin 1998-2018 arasında yürüttüğü büyük inşaat çalışmalarının bir parçasıydı. Dolayısıyla Prof. Svitlana Ivanova tarafından yürütülen bir kurtarma kazısıydı. Prof. Nikitin modern Antik DNA analizi önerileriyle geldiğinde Revova yeniden analiz edildi. Bulguları yerleştirecek bir bağlam ararken, eski çalışmalardan birkaç büyüleyici hikâye ortaya çıkardık; Revova 3 de bunlardan biriydi” diyor.
Revova 3’ün analizi, MÖ 3.711 ile MÖ 1.748 arasına tarihlenen birbirini kesen dört tümülüs aşaması olduğunu gösterdi.

En eski katman, alanın daha önceki Kalkolitik bozkır sakinleri tarafından ritüel amaçlı kullanılmasını temsil ediyor. Çevresinde yarım daire biçimli bir hendek ve güneybatıya yönelen tek bir geçit yolu bulunan büyük bir tümülüs inşa eden bu topluluk, alanı muhtemelen bir ritüel alanı ya da kutsal mekân olarak kullanıyordu.
Tümülüsün merkezinde, dağınık insan kalıntıları içeren bir gömüt çukuru (gömüt 19) ortaya çıkarıldı. Gömüt çukuru doldurulmadan önce bir süre açık kalmıştı.
Bu süre zarfında yüzyıllar sonra Yamnaya kültürü tarafından gerçekleştirilen ikinci bir inşaat aşaması başladı. Orijinal tümülüs yeniden kullanıma alındı; eskisinin üzerine yeni bir tümülüs inşa edildi ve çevresine daha geniş ve sığ dairesel bir hendek kazıldı.
Tümülüsün merkezinde, önceki gömütü bozmamaya dikkat edilerek yeni bir gömüt çukuru açıldı. Aynı katmana sonraki gömütler de eklendi ve ardından bir gömüt (gömüt 15) içeren yeni bir tümülüs katmanı üzerine yapıldı.
Son birikme katmanı gömüt 15’in ardından eklendi ve başka Tunç Çağı gömütlerini içeriyordu.
Bilinçli mi, Tesadüfi mi?
Velykyi Kuialnyk Nehri boyunca 25 kilometre uzağa kadar görüş hattı sunan stratejik bir konumda yer alan tümülüsün yeniden kullanımı tamamen işlevsel olabilir. Ancak birçok faktör Yamnaya tarafından bilinçli ve saygılı bir yeniden kullanıma işaret ediyor.
Dr. Kiosak, “Pek çok yorum seçeneği var. Tepenin görünürlüğü birbirine bağlı olmayan farklı grupları çekmiş olabilir. Yamnaya halkı ölülerini gömmek için herhangi bir tümülüs benzeri yapı aramış olabilir. Sınır çizmek zor. Daha basit bir açıklamanın işe yarama olasılığı her zaman var” diyor.
“Ancak yeniden kullanımın bilinçli olduğunu düşündüren ipuçları var. Kazı sırasında, yapının merkezine bilinçli bir müdahale tespit ettik. Oysa en yakın çevrede arazi açısından daha az elverişli olmayan pek çok konum bulunuyordu. İkincisi, Yamnaya temsilcileri genel olarak kendilerinden öncekilerin anıtlarını yeniden kullanmalarıyla tanınıyor.”
Başka yerlerdeki Yamnaya alanlarının daha eski yapıları yaygın biçimde yeniden kullandığı biliniyor. Bunlar arasında daha önceki tümülüslere ölülerini gömmek, kaya sanatını kendi dünya görüşlerini yansıtacak biçimde değiştirmek ve Kalkolitik stelleri kendi ritüellerinde yeniden kullanmak veya tahrip etmek yer alıyor.
Bu tekrarlayan kullanım ve yeniden kullanım kalıbına ek olarak Antik DNA kanıtları, Revova 3’teki en eski Kalkolitik gömütün Usatovo soyuna sahip olduğunu gösteriyor. Usatovo’nun genetik soyunun kabaca yarısı Yamnaya gen havuzuyla paylaşılıyor. Bu da iki popülasyon arasında kısmi bir genetik süreklilik olduğunu düşündürüyor.
Ayrıca araştırmacılar, bu yaygın sahiplenme kalıbının muhtemelen “bozkır kökenli bir dinin” yayılmasını yansıttığını öne sürüyor. Bu modelde Yamnaya gibi gruplar, toplulukları bir araya getirmenin ve geniş topraklar üzerinde aidiyet iddia etmenin bir biçimi olarak ritüel kutsal alanlarını paylaşıyor ve yeniden kullanıyordu.
Dr. Kiosak, diğer tümülüsler üzerinde yapılacak araştırmaların daha fazla bilgi sağlayabileceğini açıklıyor: “Yeni örnekler aramak için diğer kurgan gruplarına bakmamız gerekiyor. Jeofizik, kurganların altındaki gömülü taş yapıları aramada verimli olabilir.”
Makale: Ivanova, S., Nikitin, A. G., Radchenko, S., & Kiosak, D. (2026). The continuity of sacred spaces in the North Pontic Steppe: a case study of the Revova Kurgan 3 (Ukraine). Antiquity, 1–8.
You must be logged in to post a comment Login