Neandertaller ve Denisovalılar Dil için Genetik Altyapıya Sahipti

Dil yetimizi mümkün kılmış olabilecek genler, Neandertaller ve Denisovalılarla paylaştığımız son ortak atada evrimleşmiş olabilir.

Neandertallerin gırtlağının konuşma üretebildiği kesin olarak bilinmiyor. C: Unsplash

Sembolik biçimde iletişim kurabilme yetisi, türümüzün ayırt edici özelliklerinden biri; ama dil kapasitemizin tam olarak ne zaman ortaya çıktığı hâlâ bilinmiyor. Yeni bir araştırmaya göre, bu benzersiz beceriyi mümkün kılmış olabilecek genler, Neandertaller ve Denisovalılarla paylaştığımız son ortak atada evrimleşmiş olabilir. Bu da, nesli tükenmiş bu soyların bugün bizde bulunanla aynı dilsel “programlamayı” taşıyor olabileceği anlamına geliyor.

Araştırmacılar buna rağmen, diğer insan türlerinin bizimle aynı şekilde konuşabildiğini öne sürmekten kaçınıyor. Çünkü konuşma için gerekli ses üretim “donanımına” sahip olmayabilirler. Ayrıca, dilediğimiz anlamda dili ayakta tutan karmaşık semboller ve anlamlar sistemini geliştirecek bilişsel kapasiteden yoksun kalmış olmaları da mümkün.

Akıcı dilin arkasındaki genleri belirlemek için araştırmacılar, primatlarda sinirsel gelişimle ilişkili olduğu bilinen yaklaşık 1.000 DNA bölgesini inceleyerek işe başladı. Bunların içinden, homininlerde doğal seçilime uğradığına dair açık işaretler gösteren 50’den az bölge saptadılar. Dolayısıyla bunların tümü dilsel yetiyle ilişkili olabilir.

(İlgili: Homo erectus Çok Büyük İhtimalle Konuşabiliyordu)

Şaşırtıcı biçimde, bu genler üzerindeki en güçlü seçilim baskısı artışı; Homo sapiens, Neandertal ve Denisovalı soylarının ayrıştığı filogenetik düğümde görülüyor. Bu da, söz konusu genlerin en yoğun biçimde şekillenmesinin bu üç türün son ortak atasına denk geldiğini gösteriyor. Daha da tuhafı, bu sinirsel genler üzerinde doğal seçilim sinyalleri Neandertal ve Denisovalı soylarında sürerken, bizim soyumuzda sürmüyor.

Araştırmacılar, “Homo sapiens, cinsi içinde dili olduğunu bildiğimiz tek tür ve makul olarak, bu konuda yakın dönemde güçlü, epizodik ve yönlendirici doğal seçilimin kanıtlarını göstermesini bekleyebiliriz. Ancak analizlerimizin ima ettiği şey bu değil” diyor.

Bunun yerine çalışma, “modern insanlarda dili destekleyen sinirsel sistem için gerekli genetik alet çantasının, muhtemelen Homo sapiens–Neandertal–Denisovalı üçlüsünün atasına zaten mevcut olduğunu” öne sürüyor.

Bununla birlikte yazarlar, Homo sapiens’in gırtlağının aşağıya doğru alçalmış olması bakımından benzersiz olduğunu ve bunun konuşma için gerekli ses frekanslarını üretmemize olanak tanıdığını açıklıyor.

Beyinlerimizde de önceki homininlere kıyasla artmış bir bağlantısallık görülüyor. Bu da “ilişkisel sembolik düşünme” kapasitemizin Neandertaller ve Denisovalılardan çok daha ileri olabileceğini ve nihayetinde yalnızca türümüzün gelişkin bir dili kullanabilir hâle gelmiş olabileceğini düşündürüyor.

Yine de bu çalışmanın sonuçları, dilin daha sonra ortaya çıktığı genetik çerçevenin, eski “kardeş” soylarımızdan ayrılmadan önce zaten yerinde olabileceğini gösteriyor. Dahası, araştırmacılar bu dilsel “alet çantası”ndaki genlerin çoğunun beyindeki sinaps yapısı ve sinapsların sürdürülmesiyle ilişkili olduğunu belirleyebildi.

Başka bir deyişle, dil insanlarda; beynimizdeki bağlantıların verimliliğini artıran genlerin evrimi sayesinde ortaya çıktı ve bu genlerin Neandertaller ile Denisovalılarda da bulunduğu anlaşılıyor. Örneğin CACNA1C ve GABRG2 gibi genler sinaps oluşumlarını kontrol eder; CUX1 sinaptogenezde rol oynar; CACNB4 ise sinaptik plastisite ve karmaşık öğrenme kapasitesi için gerekli olan, yüksek voltajla kapılanan kalsiyum kanallarının etkinliğini düzenler.

Sonuçta bu genlerin hiçbiri dili doğrudan “etkinleştirmez”; fakat birlikte ele alındıklarında, dilsel yetilerin oluşumu için gerekli görünüyorlar. Bu nedenle araştırmacılar, bu bölgelerin “Homo sapiens’in daha sonra üzerine dili inşa ettiği gelişkin sesli sistem için genomik bir altlık” olduğunu; “dilin bizzat kendisinin altlığı” olmadığını açıklıyor.

Bunun Neandertaller ve Denisovalılar açısından tam olarak ne anlama geldiği belirsiz. Onların bizim bildiğimiz anlamda bir dile sahip olup olmadığını söylemek hâlâ imkânsız.


IFL Science. 19 Şubat 2026.

Makale: DeSalle, R., Lepski, G., Arévalo, A. et al. (2026). Natural selection and language genes in humans. Sci Rep.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login