Macellum: Lüks Gıda Pazarı mı, Ekonomik Kontrol Merkezi mi?

Antik Roma’nın lüks pazarı macellum, sadece elitlerin gurme durağı mıydı, yoksa imparatorluğun gizli ekonomik kontrol merkezi mi?

İtalya, Minturno’daki (Minturnae) Hadrianus dönemine (MS 117-138) tarihlenen macellum (pazar yeri) ve tabernae (dükkânlar) kalıntıları. C: Carole Raddato / Wikimedia Commons

Yeni bir araştırma, antik Roma dünyasının ikonik kentsel simgelerinden biri olan macellum yapısını yeniden yorumluyor. Çalışma, bu yapıların temel işlevinin sanıldığı gibi yalnızca elitlere lüks gıda sunmak olmadığını; aksine, imparatorluğun karmaşık ticari ağlarını düzenleyen stratejik birer mekanizma olduğunu savunuyor.

On yıllardır tarih ve arkeoloji literatürü, macellum olarak bilinen bu üstü kapalı pazarlara dair oldukça net bir tablo çizmekteydi. Bu yapılar, antik çağın “büyük mağazaları” gibi görülüyor; kent elitlerinin ziyafetlerinde konuklarını etkilemek için ihtiyaç duyduğu egzotik balıklar, seçme etler ve nadir av etlerinin satıldığı seçkin mekanlar olarak tanımlanıyordu.

Ancak güncel araştırmalar bu yerleşik yorumun temellerini sarsıyor. Bulgular, bu yapıların her şeyden önce, ekonomisi giderek karmaşıklaşan ve paraya dayalı hale gelen bir imparatorlukta, gıda ticareti üzerinde devlet denetimini sağlayan zekice kurgulanmış kurumsal birer araç olduğunu öne sürüyor.

(İlgili: Roma Sikkeleri, Dönemin Gelişen Ekonomisini Aydınlatıyor)

Radboud Üniversitesi’nden araştırmacı Adeline Hoffelinck, geleneksel görüşe meydan okuyarak, bu pazarların öncelikle elit müşterilere yönelik lüks tüketim alanları olarak tasarlanmadığını savunuyor. Hoffelinck’e göre macellum’lar; kentsel gıda ticaretini disipline eden, fiyatları ve arzı denetleyen fiziksel ve kalıcı kurumsal mekanizmalardı.

Macellum’un bir “gurme butiği” olduğu fikri, büyük oranda Roma şehrinden günümüze ulaşan edebi anekdotlara dayanıyor. Plautus, Horatius veya Seneca gibi yazarlar, tekir balığının binlerce sestertius (Roma para birimi) edebilen astronomik fiyatları karşısında dehşete düşmüş veya edebi kaygılarla bu durumu abartmışlardı. Suetonius’un aktardığına göre İmparator Tiberius, üç tekir balığının 30.000 sestertiusa satıldığını öğrendiğinde, bizzat macellum’da yıllık fiyat denetimi yapılması emrini vermişti.

Roma İmparatorluğu genelinde macellum yapılarının dağılımı. C: A. Hoffelinck 2026

Ancak Hoffelinck, Roma şehrindeki bu tablonun tüm imparatorluğa genellenmesinin metodolojik hatalar barındırdığına dikkat çekiyor. İlk olarak Roma, eşi benzeri olmayan bir zenginlik ve gösterişçi tüketim konsantrasyonuna sahip, nevi şahsına münhasır bir mega kentti. Peki, Hispania, Britanya veya Kuzey Afrika’nın daha küçük veya orta ölçekli eyalet şehirlerindeki pazarlar da gerçekten aynı lüks odağına mı sahipti? İkinci olarak, Roma hiciv edebiyatı zenginlerin aşırılıklarını karikatürize etmeye meyilli olduğundan, bu anlatılar gerçek ticari hayatı yansıtmakta yanıltıcı olabilir.

Araştırma, üst düzey tüketim iddiasının neredeyse tamamen yazılı kayıtlara dayandığını, arkeolojik verilerin ise farklı bir hikaye anlattığını belirtiyor. Güncel arkeozoolojik çalışmalar, et ve balık tüketiminin tüm sosyal sınıflar arasında sanılandan çok daha yaygın olduğunu kanıtlıyor.

Antik Roma’da temel fark, et tüketip tüketmemek değil, tüketilen gıdanın kalite ve türüydü: Elitler genç hayvanlardan ve nadir türlerden elde edilen birinci sınıf etlere ulaşırken; halk sınıfları aynı macellum çatısı altında daha ekonomik ve yetişkin hayvan etlerini, sosisleri ve kurutulmuş/tuzlanmış balıkları satın alabiliyordu.

Kemiklerden gelen ipucu: Hayvan kalıntıları bize ne anlatıyor?

Metinlerin sunduğu anlatıların ötesine geçmek isteyen Hoffelinck, kazılarda bulunan hayvan kemiği kalıntıları gibi somut kanıtların peşine düşüyor. Ancak bu noktada, ciddi bir bilimsel boşlukla karşılaşıyor. İmparatorluk genelinde tespit edilen 149 macellum yapısından sadece 24’ünde kayda değer kemik kalıntısı rapor edilmiş durumda ve detaylı analizler hala oldukça yetersiz. Bunun temel sebebi, eski kazılarda bu tür kalıntıların “değerli” nesneler uğruna göz ardı edilmesi ve basit birer “çöp” olarak kabul edilmesi.

Yine de incelenen az sayıdaki vaka, aydınlatıcı nitelikte. Örneğin, günümüz İngiltere’de buunan Viroconium’daki binlerce kemik üzerinde yapılan analizler, satışa sunulan çiftlik hayvanlarının çoğunun “genç ve körpe” değil, olgun yaşta kesildiğini ortaya koydu. Bu durum, buralarda yalnızca en üst kalite etlerin satıldığına dair inanışla çelişiyor. Zira ele geçen et parçaları; yüksek, orta ve düşük kalitedeki kesimlerin bir karışımı niteliğindeydi.

İspanya’daki Iruña-Veleia (Álava) ve Ituci (Córdoba) bulguları da benzer şekilde çeşitlilik içeren bir tüketime işaret ediyor. Iruña-Veleia’da, lüks sayılan deniz balıklarından çok daha uygun fiyatlı olan nehir balıkları ve farklı boyutlarda (ucuz olan küçükler dahil) istiridye kabukları yüksek oranda saptandı. Çalışma, bu veriler ışığında antik Roma’nın bu özel pazarların sadece elit tüketicilere değil, toplumun çok daha geniş bir sosyal yelpazesine hizmet ettiği sonucuna varıyor.

Leptis Magna’daki macellum yapısında bulunan ve üç farklı ölçüm birimini gösteren taş kabartma: Üstte Pön birimi, ortada Roma-Attika birimi ve altta Ptolemaios kübiti. C: Oxford Üniversitesi

Gerçek amaç: Kontrol, para ve vergiler

Eğer ana motivasyon sadece lüks tüketim değilse, İmparatorluk genelinde bu kapalı ve giriş-çıkışı kontrollü pazarların inşasını tetikleyen neydi? Hoffelinck, MÖ 3. ve 2. yüzyıllar arasında kesişen birbiriyle bağlantılı üç temel ekonomik faktöre dikkat çekiyor.

İlk olarak; Macellum yapılarının ortaya çıkışı, en küçük işlemlerde bile para kullanımını yaygınlaştıran denarius sisteminin tanıtılmasıyla aynı zamana denk geliyor. Sicilya’daki Morgantina veya İtalya’daki Herdonia örneklerinde görüldüğü gibi, duvarları ve kilitlenebilir kapılarıyla bu yapılar, sadece malları değil, içeride dönen nakit parayı da koruma altına alıyordu. İşlemlerin ve gelirlerin izlenebileceği ve güvence altına alınabileceği bir alandı. Pompeii’de, macellum ile ilişkili bir dükkanda bulunan ve 1.100’den fazla bronz sikke içeren kasa, bu yapıların kentsel para ekonomisindeki rolünü vurgulayan eşsiz bir buluntu.

İkinci olarak; Roma ekonomisi, pazara yönelik uzmanlaşmış tarımsal üretimde büyük bir patlama yaşamıştı. Çiftlik hayvanı, kümes hayvanı veya balık fazlası üreten toprak sahipleri, şehirde istikrarlı ve güvenli bir satış kanalına ihtiyaç duyuyordu. Bir Macellum inşasına yatırım yapmak veya burada yer almak, akıllıca bir stratejiydi; ürünler için sabit bir satış noktası sağlıyor ve ticari riski azaltıyordu. Tunus’taki Thugga kenti buna harika bir örnek. Burada yerel bir toprak sahibi olan M. Licinius Rufus, MS 54’te şehrin pazarını bizzat finanse etmiş; şehir merkezine karayoluyla bağlanan kendi arazileri bu düzenlenmiş pazar sayesinde doğrudan kâr sağlamıştı.

Ve son olarak; büyük ölçekli ticaret, standart ölçü ve ağırlık birimlerini zorunlu kılıyordu. Bu nedenle macellum’lar, genellikle yerel yöneticiler (magistralar) tarafından bağışlanan ölçüm aletlerinin muhafaza edildiği ve doğrulandığı özel odalar (ponderaria) içerirdi. Bu altyapı, satılan malların kalitesini ve miktarını kontrol etmeyi kolaylaştırarak dolandırıcılığı önlüyor, ancak aynı zamanda devletin mali çıkarlarını da gözetiyordu. Yazıtlarda “pazar vergileri” (vectigal macelli) ve kurallara uymayanlara kesilen para cezalarından açıkça bahsediliyor.

Macellum avlusunu çevreleyen çok sayıdaki dükkân (tabernae), yerel yönetimlerin kasası için düzenli bir kira geliri sağlıyordu. Fransa’nın Vienne kentinde keşfedilen taş bir planın, potansiyel kiracıları bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış bir “boş dükkân listesi” olduğu düşünülüyor. Bu buluntu, buranın sadece bir pazar alanı olmadığını, aynı zamanda idari ve kâr odaklı bir doğası da olduğunu gösteriyor.

Hoffelinck’in çalışması, antik Roma elitlerinin bu pazarlardan alışveriş yaptığını veya prestij peşindeki zenginlerin bu binaları finanse ettiğini inkâr etmiyor. Ancak, yapının işlevini sadece bu lüks tüketime indirgemenin, Roma’nın ekonomik mekanizmasındaki merkezi rolünü göz ardı etmek anlamına geldiğini savunuyor.

Hoffelinck’e göre macellum, Roma ekonomisinin artan karmaşıklığının ve rasyonelleşmesinin somut bir göstergesi. Bu yapıların gelişimi ve imparatorluk genelinde yaygınlaşması; finansal yenilikler, tarımsal üretimde uzmanlaşma ve standardizasyon gibi köklü ekonomik dönüşümlerin ve yeni ekonomik davranışların ışığında açıklanmalı. Bu unsurlar, kentsel ortamlarda gıda dağıtımı ve satışının organize edilmesine yönelik yeni bir zihniyetin itici güçleriydi.

Özetle macellum, bir lüks alışveriş merkezinden ziyade sofistike bir kentsel yönetim aracıydı. Burası, yerel idarenin fiyatları denetleyebildiği, dolandırıcılıkla mücadele ettiği, vergi topladığı ve sıhhi koşulları güvence altına aldığı bir merkezdi. Aynı zamanda, nakit paraya ve uzun mesafeli ticarete giderek daha fazla bağımlı hale gelen bir ekonomide, güvenli alışverişi kolaylaştırabilen bir yerdi.

Bu yeni yaklaşım, sıradan bir gıda pazarının görünürdeki sadeliğinin ardında, bir imparatorluğun ekonomik karmaşıklığını yönetmek için geliştirilmiş muazzam bir kontrol mekanizmasının yattığını gösteriyor. Böylece macellum, Roma kentsel yaşamına ve ekonomisine dair bakış açımızı kökten değiştiriyor.


LBV Magazine. 9 Şubat 2026.

You must be logged in to post a comment Login