6000 Yıllık Megalitik Mezarlarda Astronomik Gözlem Yapılmış Olabilir

Astronomlar, yaklaşık 6,000 yıl önce, Avrupa’nın birçok yerinde büyük taşlarla inşa edilen ve kapısı ile mezar odası arasında bir geçit olan megalitik mezarların, gece gökyüzünü gözlemlemek ve yıldızların hareketlerini takip etmek için kullanılmış olabileceğini iddia ediyor.

mono3

Orca dolmen mezarının odasında dururken, mezar geçitine ve kapısına bakış. (F: F. Silva)

Araştırmacılara göre bu geçitli mezarlar, o zamanki insanların yıldızları görmesi için bazı optik (ışıksal) olanaklar sağlamış ve “lenssiz birer teleskop” görevi görmüş olabilir. Bu çeşit geçitli mezarlar, gün ağarırken gökyüzüne yükselen soluk yıldızların görülmesini büyük oranda kolaylaştırırdı.

Bulgular 29 Haziran’da İngiltere’de yapılan RAS Ulusal Astronomi Toplantısı’nda açıklandı.

İngiltere’deki Wales Trinity Saint David Üniversitesi’nden, araştırmanın sunumunu yapan Fabio Silva, bazı geçitli mezarların baktığı yönün, belirli yıldızların gökyüzündeki konumuyla uyuştuğunun bilindiğini söyledi.

mono2

Yaklaşık MÖ 4000’de, Nisan ayı sonunda gündoğumunda, Carregal do Sal megalitik kümesinden doğuya bakış. Dijital Yükseklik Modeli (Digital Elevation Model) ve Stellarium kullanarak canlandırıldı. (F: F. Silva)

Silva, Portekiz’deki 6000 yıllık bir monolit kümesi olan Seven-Stone Antas (Yedi-Taş Antas)’ın, girişi, Taurus (Boğa) takımyıldızının en parlak yıldızı olan Aldebaran yıldızına denk gelecek şekilde inşa edildiğini söyledi.

Silva “Bu yıldızın mevsim içinde ilk defa göründüğü zamanı belirlemek için, yıldızları alacakaranlıkta saptayabilmek çok önemlidir” diyor. Silva’ya göre yıldızların ilk olarak gökyüzünde belirdiği zamanlar, insanların yazlık avlanma bölgesine doğru yapacağı mevsimsel göç konusundaki kararını etkiliyor olabilir.

Nottingham Trent Üniversitesi’nden astronomi profesörü Daniel Brown, eski toplumlarda geçitli mezarların kutsal yerler olduğunun düşünüldüğünü söyledi. Örneğin bu alanlar ergenliğe adım adan kişinin mezarda bir gece geçirdiği çeşitli ergenliğe geçiş törenlerinde kullanılmış olabilir. Burada geceyi geçirirken kişi, dar geçitten içeri gelen ışık dışında hiçbir ışık olmadan, atalarının kalıntılarıyla birlikte kalıyor olurdu.

mono4

Seven-stone Antas, (Yedi-taş Antas), Portekiz.  (F: Clive Ruggles)

Dışarıdaki doğal ışık, mezarın giriş tünelinin ucundaki delikten geliyor olurdu.  Araştırmacılar bu tertibat sayesinde, dışarıda duran birinin göremeyeceği sönük yıldızları, mezar odasında durna bir kişiningörebileceğini öne sürdü. Eğer bu doğruysa mezarlar, ilk teleskopun keşfedilmesinden binlerce yı önce yıldızların gözlemlenmesini sağlamış olabilir

Nottingham Trent Üniversitesi’nde öğrenci olan ve projeyi yürüten Kieran Simcox “Bu zamana kadar kimsenin, gece gökyüzünün renginin çıplak gözle görmeyi nasıl etkilediği gibi konularda ayrıntılı bir araştırma yapmamış olması çok şaşırtıcı” diyor.

Proje, teleskopik bir aletin yardımı olmadan insan gözünün, farklı gökyüzü aydınlık seviyelerinde, yıldızları nasıl gördüğünü incelemeyi amaçlıyor. Ekip bu fikirleri, geçitli mezarlar üstünde uygulamayı düşünüyor.

mono1

Portekiz’deki Carregal do Sal’de bulunan taş mezar kümelerinden biri olan Dolmen da Orca binlerce yıl önce insanların, yıldızların hareketlerini takip etmesini sağlamış olabilir.  (F: F. Silva)

Brown “Mezarın girişi, çıplak gözle görüşün kısıtlandığı 10 derecelik bir açıklık sağlıyor. Bu da özellikle gün doğumu ve gün batımı gibi alacakaranlık zamanlarda gözlem yapmayı iyileştirir” diye açıklıyor.

Brown’a göre uzun ve dar olan giriş, insan görüşünü gökyüzündeki dar bir bölgeyle kısıtlıyor ve buraya odaklıyor, böylece bu bölgedeki sönük olan yıldızlar görülebiliyor. Kısıtlı bir görüş açısı ışık miktarını da azaltacağı için, sönük yıldızları görmeyi zorlaştıran fazla ışığı da kısıtlıyor.

Brown “Mezarın içinde bir gece geçirdikten sonra insanın gözleri düşük ışık seviyelerine alışıp, çok parlak olmayan bir yıldızı daha iyi seçebilecek hale gelir” diye ekliyor.


LiveScience Mindy Weisberger, Nottingham Trent Üniversitesi basın bildirisi

Yorumlar
Robert Kolej’de okuduktan sonra, Kanada-McGill Üniversitesi’nde Antropoloji ve Klasik Tarih bölümlerini bitirdi. Koç Üniversitesi’nde Tarihöncesi Arkeoloji alanında yüksek lisans yaptı. 2015-2017 yılları arasında İstanbul’daki Pera Müzesi’nde koleksiyon sorumlusu olarak görev yaptı. Şu anda A.B.D.’deki Notre Dame Üniversitesi’nde doktora yapıyor.

You must be logged in to post a comment Login