Figürinler Tarih Öncesi Afrika Uygarlığının Ticaret Yollarını Ortaya Çıkarıyor

Afrika’da bulunan pişmiş toprak figürinler, MÖ. 1300 ila MÖ. 600 yılları arasında Kuzey Gana’nın bir bölümünde yaşamış gizemli Koma Land kültürü için bilinen tek ipucu. İnsan figürlerinin birçoğunun burun deliklerinde, kulaklarında, ağızlarında veya başlarının üstünde oyuklar oyulmuş. Arkeologlar uzunca bir süredir, ritüellerde bu deliklere palmiye şarabı veya tıbbi enfüzyon gibi sıvı ürünler dökülüp dökülmediğini merak ediyor. Şimdi ise araştırmacılar bu hipotezi test etmek için antik DNA yöntemine başvurdu.

Fotoğraf : University of Manchester.

Manchester Üniversitesi’nden araştırmacılar Gana’da bulunan tarihöncesi pişmiş toprak figürinlerin ilk biyolojik analizini tamamladı. Bilinmeyen bir uygarlığın ürünleri olan bu eserler tarih öncesi Afrika sanatının ikonik tasvirleri haline gelmiş durumdalar.

Arkeolojik bulgular, Prof. Ben Kankpeyeng ve Dr. Samuel Nkumbaan tarafından Kuzey Gana Koma Land bölgesinde bulundu. Exeter Üniversitesi’nden Prof. Timothy Insoll ve Güney Afrika Üniversitesi’nden Dr. Natalie J. Swanepoel 2010 ve 2011 yıllarında araştırmalara katıldı ve bu esnada figürinlerin bazıları bulundu. Figürinlerin birçoğunun atasal figürleri ve hayvanları temsil ettiği düşünülmekle birlikte bu heykelciklerin eski kültürlere ait giysiler, saç modelleri ve silahlara ilişkin ipuçları verdiğine inanılıyor.

Şimdiye kadar ortaya çıkarılmış olan yüzlerce figürin, sit alanında yüksek düzeyde bir ritüel etkinlik olduğuna işaret ediyor. Figürinlerin bazıları, içlerine ritüeller sırasında bir takım maddelerin dökülmesine imkan veren oyuklar içeriyor.

F: The University of Manchester

Heykelcikler, 2014’te Manchester Müzesi’nin ‘Fragmentary Ancestors’ sergisinde sergilendi. Yüksek sıcaklıkların tipik olarak DNA hasarını hızlandırması gerçeğine rağmen, Afrika’daki Sahra’da çıplak bölgelerden antik DNA’ların geri kazanımı ile ilgili birkaç rapordan yola çıkarak incelemelerine devam eden Profesör Terry Brown ve doktora öğrencisi Heather Robinson manyetik özütleme yöntemi kullanarak antik DNA’ları elde etmeyi başardı.

Araştırmacıların bulguları, muz ve çam gibi egzotik bitkilerin Gana’ya özgü olmadığını göstermekle birlikte bu bitkilerin diğer Batı Afrika bitkileri gibi bu bilinmeyen tarih öncesi kültürler tarafından dini ritüellerde ödül olarak kullanıldığını ileri sürüyor. Muzun bir Doğu Asya zirai kültür bitkisi olduğu ve muz ve çamın ancak Kuzey Afrika’dan ticaret yolu ile elde edilebileceği bilgilerinden yola çıkarak Yikpabongo arkeolojik sit alanının tarih öncesi sakinlerinin ticaret yolu ile dünyanın diğer bölgeleri ile bağlantılı oldukları söylenebilir.

Profesör Terry Brown, bu araştırmanın arkeologların ve DNA üzerine araştırmalar yapan bilim insanlarının birlikte çalışabileceklerine dair mükemmel bir emsal oluşturduğunu söylüyor. 2013 yılında heykelciklerin sergilendikleri Manchester Müzesi’ne numune toplamak için davet edildiklerini belirten Profesör Brown Gana’daki çalışma ortaklarının da yardımı ile DNA sonuçlarının yorumlanmasının oldukça heyecan verici olduğunu belirtiyor.

Arkeolojik Bilimler Dergisi’nin 79. sayısında yayınlanan bulguların, geçmişte yasadışı kazı ve ticarete konu olan heykelcikleri korumak için yerel ve uluslararası çabaları artıracağı umulmakta.


Makale: Robinson, H. A., Insoll, T., Kankpeyeng, B. W., Brown, K. A., & Brown, T. A. (2017). Ritual complexity in a past community revealed by ancient DNA analysis of pre-colonial terracotta items from Northern Ghana. Journal of Archaeological Science, 79, 10-18.

Yeditepe Üniversitesi’nde Tarih ve Felsefe bölümlerinde anadal öğrencisi olarak eğitimini sürdürürken bir yandan da yine Yeditepe Üniversitesi Antropoloji bölümünde yandal ögrencisi olarak ögrenim görüyor.

You must be logged in to post a comment Login