Stonehenge’e İnşa Edilecek Tünel, İtirazlara Rağmen Onaylandı

Tünelin yapımını destekleyenler, tünelin trafik sıkışıklığını azaltacağını ve ziyaretçi deneyimini iyileştireceğini söylüyor. Desteklemeyenler ise, yeraltında hala saklı olan eski eserlerin kaybolmasından korkuyor.

İngiliz Hükümeti, Stonehenge Dünya Mirası Alanı’nın altına dört şeritli bir otoyol tüneli inşa etmek üzere tartışmalı bir planı onayladı. Yaklaşık 3,5 km uzunluğundaki tünel ve yakınındaki yollar, trafik sıkışıklıkları ve uzun gecikmeleriyle ünlü, ikonik taş daireye endişe verici derecede yakın olan dar A303 otoyolunu iyileştirmek için oluşturulan 2,2 milyar dolarlık bir projenin parçası.

Arkeologlar, çevreciler ve doğaya sevgiyi ve saygıyı teşvik eden bir inanç olan, bu nedenle alanı kutsal kabul eden druidizmin günümüz taraftarlarının güçlü itirazlarına rağmen proje onaylandı. Ancak projenin destekçileri, tünelin manzarayı orijinal haline geri döndüreceğini, ziyaretçiler için deneyimi iyileştireceğini ve şu anda yılda 1,6 milyon olan ziyaretçi sayısını aşmasını sağlayacağını söylüyor.

(Notre Dame’ı Yeniden İnşa Etmek Oldukça Zor Olacak)

İngiltere’deki Stonehenge de dahil olmak üzere, 400’den fazla tarihi esere bakan hayır kurumu English Heritage’ın küratoryal direktörü Anna Eavis, “Ziyaretçiler, Stonehenge’i, hemen yanında çalışan çirkin bir kamyon trafiğini görmeden, yaşanması gerektiği gibi deneyimleyebilecekler. İnsanlar Stonehenge’in sadece bir taş çemberden daha fazlası olduğuyla ya ilgilenmezler ya da unuturlar. Onlar için burası bir manzara. Bu proje Stonehenge’i tekrar yürünebilecek bir yer yapacak. Örneğin ziyaretçiler, karayolunu canlarını riske atmadan geçip, güneyden taşlara yaklaşabilecekler.” diyor. 

Projeyi desteklemeyenler, tünel projesinin daha yeni anlaşılmaya başlanan ve hala sürprizlerle dolu bu manzaraya onarılamaz bir şekilde zarar verebileğini iddia ediyor. Geçtiğimiz Haziran ayında alanın yakınında muazzam bir daire şeklinde düzenlenmiş 20 derin şaftın keşfi, alan tekrar araştırılırken hükümeti de kararı 4 ay daha geciktirmeye zorlamış oldu.

Bradford Üniversitesi’nde peyzaj arkeoloğu ve keşfi yapan Stonehenge Gizli Peyzaj Projesi’nin eş lideri Vince Gaffney, “Uzaktan algılama, arkeolojide devrim yarattı ve antik manzaralara dair anlayışımızı değiştirdi. Hatta iyi bildiğimizi düşündüğümüz Stonehenge’i bile. Bunların orada olduğunu kimse bilmiyordu. Kim bilir daha bilmediğimiz neler var.” diyor.

Başlangıçta Londra ve Exeter arasında 18. yüzyıldan kalma bir taşıma yolu olan A303 otoyolu, İngiltere’nin güneybatısının ana yollarından biri haline geldi. Stonehenge ziyaretçilerine ek olarak, ağır kamyon trafiğini ve Cornwall ve Devon’daki deniz kenarındaki destinasyonlara giden gezginleri taşıyor.

A303 boyunca en kötü şöhrete sahip darboğazlardan biri, Amesbury ve Wiltshire’daki Berwick Down arasındaki iki şeritli dar yol. Otoyol, Britanya’nın en popüler turistik yerlerinden biri olan ikonik taş çemberin 200 metre yakınından geçiyor.

A303’ün tarihini anlatan Highway to The Sun kitabının yazarı Tom Fort, “Yol asla böylesi trafik seviyeleri için tasarlanmadı. Yıllar içinde bazı bölümlerini parça parça iyileştirip dört şeritli bölünmüş otoyollara genişlettiler, ancak Stonehenge etrafındaki gerginlik her zaman zor olan kısımdı. Hiç kimse bu konuda ne yapılacağı konusunda hemfikir olamadı.” diyor.

Yıllar boyunca trafik sorununu çözmek için 50’den fazla farklı öneri ortaya atıldı. Tünel fikri ilk olarak 1990’ların başında önerildi ve yıllar içinde birkaç kez yeniden ele alındı, ancak yüksek maliyeti nedeniyle her seferinde reddedildi.

Onaylanan plan, Stonehenge’e yaklaşırken otobanı dört şeride genişletecek, ardından taş çemberin güneyinden yaklaşık 3,5 km uzunluğunda bir tünelle yeraltından geçecek.

Tünelin kendisi yüzeyin yaklaşık 40 m altında, herhangi bir arkeolojik tabakanın çok altında uzanacak olsa da, girişler ve kapılar, Dünya Mirası Alanı’nın arazisindeki üst topraktan geçecek. Bu, tünelin tüm alanın altında çok daha uzun olması gerektiğine inanan Gaffney, “Bir Dünya Mirası alanı ile böyle oynamamalıyız. Ona iyi bakmak bizim görevimiz,” diyor.

Bugünkü duyurudan önce, İngiltere Kırsal Koruma Kampanyası ve İngiliz Arkeoloji Vakfı da dahil olmak üzere tünele muhaliflerden oluşan bir grup, hükümeti planı yeniden gözden geçirmeye çağırdı.

150.000 kişi tarafından imzalanan dilekçede, “Stonehenge’de A303 genişlemesi gerekli görülüyorsa, en az 4,5 kilometre uzunluğunda derin açılmış bir tünel aracılığıyla yapılmalıdır. Daha kısa herhangi bir şey, Dünya Mirası Sözleşmesi’ne aykırı olarak bu manzaraya onarılamaz zarar verecektir,” yazıyor.

Muhalifler, tünel kazısı öncesinde yapılan hazırlık arkeoloji çalışmalarının akademik bir kazı ile aynı yüksek standartta tutulmayacağına dair endişelerini de dile getirdiler.

Yıllardır Stonehenge’de kazı yapan, Londra Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü’nden Michael Parker Pearson, “Bir araştırmacı olarak, Stonehenge gibi bir Dünya Mirası Alanı’nda kazı yapmak istiyorsam, üst toprağın yüzde 100’ünü elemek zorunda kalırım. Aksi takdirde izin alamam. Üst toprak, arkeolojik kalıntıların büyük çoğunluğunu aldığınız yerdir,” diyor. Pearson, tüneli inşa eden geliştiricilere, üst toprağın yüzde birinden az bir oranda elemeye izin verileceğini söyledi.

Ancak English Heritage’dan Eavis, bu büyüklükteki bir proje için tüm üst toprağı elemenin standart uygulama olmadığını söyledi. “Yolun çizgisi araştırıldı, arkeolojik olarak değerlendirildi ve önemli hiçbir şeyin kaçırılmadığından emin olmak için uygun kazı ve eleme stratejileri uygulandı,” diyor.

Arkeolog Mike Pitts de aynı fikirde. British Archaeology Konseyi’nin yayını olan British Archaeology editörü Pitts, “Tünel projesiyle ilgili alanlardaki üst toprak, yüzyıllardır yoğun bir şekilde sürüldü. Bulunması muhtemel olan tek şey, herhangi bir arkeolojik bağlamdan çıkarılan taş aletler ve imalatlarından kalan enkazdır,” diyor. 

Tüm arkeologlar projeye karşı değil. Bournemouth Üniversitesi’nden Timothy Darvill, “Tünelin yapılmasını ve mümkün olan en kısa sürede bitirilmesini savunuyorum. Bazılarının düşündüğü gibi, insanların bunun Dünya Mirası Alanı’nda bir yol inşa etmekle ilgili olmadığını hatırlamaları gerekiyor. Mevcut bir yolu kaldırıp yer altına koymak için yapılmış bir proje,” diyor.

Darville, herkes mevcut yolun bir felaket olduğu konusunda hemfikir olduğunu ve iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. “Sadece Haziran ayında yaz gündönümünün kutlanmasının canlı videosunu dinleyin. Bütün gece yolun sesini duyabiliyorsunuz ve bir de bu çok az trafik olması gereken kilitlenme dönemindeydi.”

Ve Darville, tünelin lehine başka bir faktörün daha olduğunu söyledi, “İngiltere karayollarından anlıyoruz ki, tünel yapılmadığı takdirde, büyük olasılıkla yüzeye çift yönlü taşıt yolu yapılmak zorunda kalınacak. Bunu kimse istemez!”


National Geographic. 12 Kasım 2020.

Yorumlar
Okan Üniversitesi Mimarlık ve Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı bölümleri mezunu. Politecnico di Milano Üniversitesi'nde Yapılı Çevre Yönetimi üzerine yüksek lisans yapıyor.

You must be logged in to post a comment Login