Sabahçılar, Neandertallerin Vücut Saatini Miras Almış Olabilir

Neandertallerden günlük ritimlerle ilgili genetik varyantları miras alan modern insanların “sabah insanı” olma olasılığı daha yüksek.

Cebelitarık Müzesi’ndeki Nana ve Flint adlı Neandertal canlandırmaları. C: The New York Times

Bazı insanların Neandertal ve Denisovalı atalarından miras aldıkları genetik varyantlar, onların akşam insanı olmaktan çok sabah insanı olma ihtimallerini artırmış olabilir.

California Üniversitesi’nden Tony Capra, “Bu bizim için gerçekten heyecan vericiydi ve beklemiyorduk. Neandertaller ve Denisovalılar, sabah insanı olma özelliğini artıran DNA’yı aktardılar ve bu, modern insan popülasyonlarında korundu.” diyor.

Avrasya’ya gelen ilk modern insanlar, Afrika anavatanlarında alışkın olduklarından daha fazla mevsimsel gün ışığı değişimi de dahil olmak üzere bir dizi çevresel zorluğa uyum sağlamak zorunda kaldılar. Neyse ki onlar için, yeni evlerinde zaten daha yüksek enlemlerde yaşama iyi uyum sağlamış diğer insan grupları yaşıyordu.

(İlgili: Neandertaller 90.000 Yıl Önce Yengeç Toplayıp Yiyordu)

Homo sapiens, Avrasya Neandertalleri ile çiftleşerek, kuzeydeki alışılmadık habitatlarında gelişmelerine yardımcı olabilecek birkaç pozitif genetik özelliğin yanı sıra pek çok zararlı gen aldı. Bu genetik geçişin uyku düzenimizi değiştirip değiştirmediğini araştırmak için, henüz hakem tarafından incelenmemiş bir çalışmanın yazarları, insan genomundaki günlük ritimleri etkileyen arkaik değişkenleri belirlemek için diziye dayalı makine öğrenimi yöntemlerini kullandılar.

Soyu tükenmiş insan akrabalarımız olan Neandertaller, genetik yapımız üzerinde kalıcı bir etki bıraktı. Yeni yapılan araştırma, Neandertal DNA’sının günlük ritmimizi veya vücudumuzun uyku ve diğer fizyolojik süreçleri düzenleyen iç saatini de etkilediğini buldu.

“Vücut saati” olarak da bilinen günlük (sirkadiyen) ritim, uyku-uyanıklık döngülerinin yerleşik bir düzenleyicisi olarak işlev görür. Bu dahili zaman tutma sistemi, çok çeşitli çevresel faktörlerden etkilense de, sirkadiyen genler, bir kişinin erkenci kuş mu yoksa gece kuşu mu olduğunu belirlemede büyük bir rol oynar.

“Neanderthal Introgression Shaped Human Circadian Traits” başlıklı çalışma, Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’ndeki araştırmacılar tarafından yürütüldü ve Current Biology dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, belirli Neandertal DNA varyantlarının günlük (sirkadiyen) ritimdeki değişikliklerle ilişkili olduğunu buldular.

Makalenin yazarları, “Modern insanlarla Neandertaller arasındaki çiftleşme, insanlar yüzbinlerce yıldır Neandertallerin yaşadığı yeni ortamlara taşınırken, adaptif melezleşme potansiyeli yarattı.” diyor.

Araştırmacılar bu değişkenlerin doğasını analiz ederken, hepsinin sirkadiyen ritmi aynı yönde değiştirdiğini fark ettiler. “En güçlü ilişkili değişkenler, Avrasyalılarda sabah insanı olma olasılığını artırıyor.”

Erken bir kronotipin yüksek enlemlerde neden avantajlı olacağı tam olarak net olmasa da, çalışmanın yazarları benzer sirkadiyen adaptasyonların kuzey bölgelerini işgal eden diğer türlerde görüldüğüne dikkat çekiyor. Örneğin meyve sineklerinde bu “erkencilik” genleri, vücut saatinin günlerin uzun olduğu ve güneşin erken doğduğu yaz mevsimiyle senkronize olmasına yardımcı oluyor.

Araştırmacılar, bu genetik değişikliklerin atalarımızın çevrelerine uyum sağlamasına yardımcı olmuş olabileceğine inanıyor. Erken insanlar avcılık veya toplayıcılık için gün boyunca aktif olmaya ihtiyaç duymuş olabilirken, Neandertaller uzun kış gecelerinde enerji tasarrufu yapmaları gereken daha soğuk ortamlara daha iyi uyum sağlamış olabilir.

Bu çalışma, insanlarla Neandertaller arasındaki yakın ilişkiye dair daha fazla kanıt sağlıyor ve onların genetik mirasının bugün bizi nasıl etkilemeye devam ettiğine ışık tutuyor. Bulgular aynı zamanda biyolojimizi ve sağlığımızı daha iyi anlamak için evrimsel tarihimizi anlamanın önemini vurguluyor.

Sonuç olarak, bu çalışma, Neandertal DNA’sının insan günlük özelliklerini şekillendirdiğini ve atalarımızın çevrelerine uyum sağlamasına yardımcı olabileceğini düşündürüyor. Çalışma ayrıca genetik yapımızın farklı ataların katkılarından oluşan karmaşık bir mozaik olduğuna dair artan kanıtlara katkıda bulunuyor ve evrimsel tarihimizi anlamada disiplinler arası araştırmanın önemini vurguluyor.


Makale: Velazquez-Arcelay K, Colbran LL, McArthur E, Brand C, Siemann J, McMahon D, Capra JA. Neanderthal Introgression Shaped Human Circadian Traits. bioRxiv [Preprint].

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login