Pompeii’de Kölelerin Kaldığı 16 Metrekarelik Oda Bulundu

Pompeii’de ortaya çıkartılan dar bir oda, köle ailenin güvencesiz varlığında kullanılan yatakları, çömlekleri ve diğer eşyaları içeriyor.

Villa Giuliana’daki iyi korunmuş odada yataklar, çömlekler ve diğer eşyalar.

Antik Roma kenti Pompeii’nin bir banliyösünde, kölelerin yaşadığı ve günümüze kadar kusursuz bir şekilde sağlam kalmış bir oda keşfedildi. Pompeii şehir surlarının yaklaşık 700 metre kuzeybatısındaki Civita Giuliana’da geniş bir villanın dar yaşam alanlarında bulunan nesneler arasında üç ahşap yatak, bir çömlek ve metal ve kumaş eşyalar içeren ahşap bir sandık vardı.

Keşif, MS 79’da Vezüv Yanardağı’nda gerçekleşen patlama sonrasında ölen efendi ve köle olduğuna inanılan iki kurbanın kalıntılarının aynı villada bulunmasından neredeyse bir yıl sonra gerçekleşti.

(Pompeii’de Bir Efendi ve Kölesinin Kalıntıları Bulundu)

Odada ayrıca, muhtemelen villada arabanın hazırlanması ve bakımı da dahil olmak üzere günlük işleri yürüten küçük bir ailenin mütevazi konaklama yeri olarak hizmet veren bir araba şaftı da bulundu.

16 metrekarelik alanda tek doğal ışık küçük bir üst pencereden geliyordu ve herhangi bir duvar süslemesine dair bir kanıt yok.

16 metrekarelik odanın yukarıdan görünümü.

Pompeii arkeoloji parkının yöneticisi Gabriel Zuchtriegel, keşfin “olağanüstü” olduğunu, özellikle de “neredeyse yalnızca seçkinlere mensup erkekler tarafından yazılan tarihi kaynaklarda nadiren görünen insanların güvencesiz gerçekliğine” ender bir bakış açısı verdiği için muhteşem olduğunu söylüyor.

Yatakların altında, kişisel eşyaları saklamak için kullanılan büyük amforalar ve seramik testiler de dahil olmak üzere çeşitli kişisel nesneler bulundu. Biri çocuk büyüklüğünde olmak üzere üç yatak, ip ve tahta kalaslardan yapılmıştı.

Zuchtriegel, “En çarpıcı olan şey, yatakhane ile depo arasında kalan bu odanın sıkışık ve güvencesiz doğası.” diyor. “Büyük “hazineler olmasa bile, kesinlikle bir arkeolog olarak hayatımın en heyecan verici keşiflerinden biri. Buradaki gerçek hazine, bu odanın eşsiz bir şekilde tanığı olduğu insan deneyimi. Yani eski toplumun en savunmasız üyelerinin hayatı.”

Civita Giuliana villa sahasındaki kazılar 2017 yılında başladı ve bir tören arabası ve üç koşumlu atın kalıntılarını içeren bir ahır da dahil olmak üzere çeşitli kalıntılar bulundu. 2012 yılının Mayıs ayında, villadan yağmalanan üç fresk arkeoloji parkına iade edildi.

Geçtiğimiz Kasım ayında villada bulunan iki Vezüv kurbanının kalıntılarından alçılar oluşturuldu. Birbirine yakın duran iki adamın, şehrin volkanik kül ve pomzayla kaplandığı patlamanın ilk aşamasından kurtulduklarına ve ertesi gün başka bir patlamayla öldüğüne inanılıyor.

Uzmanlar, muhtemelen 18 ila 25 yaşları arasında olan genç adamın birkaç sıkışmış omura sahip olduğunu gördü ve bu da onu bir el işçisi veya köle olduğunu düşündürüyor. Yaşları 30 ile 40 arasında değişen yaşlı adam, özellikle göğsünün çevresinde daha güçlü bir kemik yapısına sahipti ve bir tunik giyiyordu. Villada bir koridor olabilecek yerde yatarken bulundular.

Odada bulunan üç yatak, ahşap kalaslardan ve iplerden yapılmış.

Ağustos ayında, Pompeii’nin ana kapılarından biri olan Porta Sarno nekropolündeki bir mezarda, sosyal rütbelerde yükselen eski bir kölenin saçları ve kemikleri de dahil olmak üzere kısmen mumyalanmış kalıntıları bulundu. Mezarın, şehrin Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla yıkılmasından on yıl öncesine ait olduğuna inanılıyor.


The Guardian. 6 Kasım 2021.

Yorumlar
Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login