Pompeii’de Bulunan Grafitiler, Sosyal Hayatı Günümüze Taşıyor

Pompeii’deki grafitiler genel anlamda duyguyla yüklü olabiliyor: “Zalim Lalagus, beni neden sevmiyorsun?” Fakat bazı istisnalar da var: “Dikkatli tutun!” uyarısının yanına ne çizilmiş olduğunu tahmin edin!

Aşıklar Evi’nin peristiline (antik mimarlıkta sütunlu koridorlar ile çevrelenmiş dikdörtgen biçimli üstü açık bir avlu) “Tıpkı arılar gibi aşıklar da bal kadar tatlı bir yaşam sürerler.” (Amantes, ut apes, vitam melitam exigent) cümlesi yazılmış. C: Archaeological Park of Pompeii

Antik Roma şehri Pompeii, 18. yüzyıldan beri kazılıyor; buna rağmen şehir kalıntılarının üçte biri hala keşfedilmedi. Bu, burada daha birçok arkeolojik keşif yapılacağını gösteriyor; kuşkusuz, yapılacak keşifler arasında grafitiler de var. Hem de birçok grafiti.

Pompeii duvarları, MS 1. yüzyıla dek şehirde yaşayanların hayatlarına ait en özel anlardan bazılarını hayata döndürmeye çalışan arkeolojik araştırmaların laboratuvarı haline geldi. Şehrin kalıntıları içinde 11.000’den fazla duvar yazısı açığa çıkarıldı; böylece bunlar, şimdiye dek keşfedilen en geniş duvar yazısı koleksiyonu haline geldi.

(Pompeii’deki Son Bulgular, Yıkıma Dair Yeni İpuçları Veriyor)

Virginia’daki Washington and Lee Üniversitesi’nden Dr. Rebecca Benefiel tarafından yürütülen Antik Grafiti Projesi (Ancient Graffiti Project) himayesindeki 50 araştırmacıdan oluşan bir ekip; Pompeii, Herculaneum, Stabiae ve günümüz Türkiye’sinde yer alan Smyrna’daki grafiti buluntularına ait ilk dijital veri tabanını geliştirdiler.

Mutlu, ironik, esprili, öfkeli ya da tutkulu grafitiler; zamanı ve mekanı işaretleyerek kısacık anlara tanıklık ediyor.

Antik edebi kaynaklar, konu grafitiye gelince genelde sessiz kalıyor. Görünüşe göre Antik Yunanca ya da Latincede “duvar yazısı” olarak tercüme edebileceğimiz belirli bir terim yok.

“Ata binen ben.”: Bunun Cryptoporticus Evi’ndeki ince duvara bir çocuk tarafından kazınmış bir eser olduğu umuluyor. C: Archaeological Park of Pompeii

Çoğunlukla keskin aletler kullanılarak duvar sıvasına kazınmış olan grafitilerden bazıları, kömür gibi daha kısa ömürlü araçlar kullanılarak yapılmış. Bu olguların tam kapsamı ve yazıtların çok miktarda oluşu; grafitilerin, muhtemelen hassas yerler hariç olmak üzere, (özellikle de seçim kampanyası yapılan durumlarda) vandal ya da illegal kabul edilmediğini gösteriyor.

Grafitilerin varlığı, bunların kabul edilmiş sosyal kalıplarla bütünleştiklerini gösteriyor. “Bizim zihnimizde grafiti, ‘kentsel ortamlardaki karanlığın örtüsü altında yapılan bir şey’ olarak yer edinmiş; fakat durum, antik çağlarda böyleymiş gibi görünmüyor.” diyor Benefiel.

Pompeii Forumu. C: Parco Archeologico di Pompei

Birçoğu, yazılarını ve çizimlerini imzalamış; diğerleri ise “Bunu Rufio boyadı.” ya da “Satura, 3 Eylül’de buradaydı.” gibi cümlelerle varlıklarını kayda geçirmişler.

Muhtemelen duvara yazı yazanlar sarhoş ya da yaratıcı olmadıkları için çoğu yazıt, önceden var olan materyalden etkilenmiş gibi görünüyor; böylece bu mekanlar, o iletişim türü için uygun yerler haline geliyordu ve hatta zaten var olan eserlere katkıda bulunuluyordu.

Evlerin ya da kamu binalarının duvarına kazılan grafitiler genelde küçük boyutlarda oluyordu; bu durumda okuyucu, bu küçük grafitileri okuması için daha yakına gelmeye davet edilmiş oluyordu. “Nereye bakmanız gerektiğini biliyorsanız onları bulabilirsiniz fakat aynı zamanda farkında bile olmadan onların hemen yanından geçip gitmek de oldukça kolay.” diye uyarıyor Benefiel.

Bu grafiti imparatorluğa ait gibi görünüyor mu? Caligula’nın ikinci eşi olan İmparatoriçe Cornelia Orestina’nın ismi, Centaur Evi’ndeki giriş salonunun duvarına kazınmış. C: Archaeological Park of Pompeii

Gerçek Anlamda “Dikkatli Tutun”

Çoğunlukla kısa, doğrudan ve duyguyla yüklü olan grafitiler, “Zalim Lalagus, beni neden sevmiyorsun?” ya da “Venüs’e inanmayan biri, benim kız arkadaşıma bakmalı.” cümlelerinde olduğu gibi kişisel bir dürtüyü dile getiriyorlar.

19 Nisan, yaklaşık 2.000 yıl önce birinin gururla ilan etmesine bakılırsa ekmek pişirmek için özel bir gün gibi görünüyor: “19 Nisan’da ekmek yaptım. 19 Nisan kutlu olsun!”

Hayatın içten örnekleri olan grafiti sanatçıları, şakalara ya da yorumlara da açıktılar; dolayısıyla Herculaneum’daki bir barda yer alan bir fallus çiziminin yanında “Dikkatli tutun!” gibi yazıtlar keşfetmek hiç de şaşırtıcı değil.

Tıpkı şu örnekte olduğu gibi grafitilerin çoğu, okuyucuya hitap ediyor; okuyucuyla bağ kurmaya çalışıyor: “Buraya biri oturursa her şeyden önce bunu okusun.”

Pompeii’de yer alan ve restore edilen “Lupanare Genelevi”ndeki bir freske ait detay. C: AP Photo/ Salvatore Laporta

Diğer yazıtlar, Romalıların yüksek sesle okuma alışkanlığına dayanıyor ve okuyucu ile dalga geçiyor: “Ve ben, bunu okuyan kişi, bir dingilim.” Bazılarının ise bu örnekteki gibi açılış salvosu -diğer bir deyişle bir sohbetin başlangıç cümlesi- olarak oluşturulduğu görülüyor: “Hectice, bebeğim, Mercator sana selam söylüyor.”

Bu tür etkileşimler oldukça popülerdi. Diğer yazıtlar, “Antiochus burada kız arkadaşı Cithera ile takıldı.” (gladyatör kışlalarında alternatif bir flört biçimi) şeklinde isimlerden oluşuyordu.

İsimlerin “etiketlenmesi”, günümüz sosyal medya gerçekleri ile karşılaştırılabilir. Antik grafitiler insanların “duvar” üzerindeki resimler ya da metinler altına bıraktıkları mesajlar veya “etiketledikleri” mekanlar ve insanlar yaracılığıyla varlıklarını sergilemelerine olanak sağladı; görünen o ki Facebook, antik bir zekaya sahip. Dolayısıyla neden hayal kırıklıklarınızı şu cümledeki gibi göstermeyesiniz: “Sarra, beni böyle yapayalnız bırakarak pek iyi davranmıyorsun.”

Kötü bir randevuda sıkışıp kalmak nadiren memnuniyet vericidir. Karşısındaki kendisine itici gelen bekar bir kadın tarafından oluşturulan yazıt, randevu kaynaklı hayal kırıklıklarının insanlık kadar eski olduğunu gösteriyor: “Akşam yemeği yediğim adam bir barbar (bir Vizigot ya da sadece bir yabani).”

Yaşa ya da öl: Cryptoporticus Evi’ndeki gladyatörlere ait betimlemeler. C: Archaeological Park of Pompeii

Geniş bir topluluğa ulaşmak için oluşturulan grafitiler, muhataplarını açık bir tartışmaya katılmaya teşvik ediyordu. Diyaloglar, selamlamalar ve aşk mesajlarından “Ampliatus Pedania bir hırsızdır!” veya “Phileros bir hadımdır!” gibi suçlamalar ve hakaretlere kadar çeşitleniyordu.

Birilerinin adını karalama, yeni bir durum değil; intihara teşvik de öyle: “Samius’tan Cornelius’a: Git kendini as!” (Bunun mekana dayalı bir teşvik olduğu görülüyor; grafiti, adalet yönetimi için kullanılan bir bazilikanın olduğu yere yazılmış.)

Hayatın içinden: İffetli Aşıklar Evi’nin bir duvarına yazılmış, ekmek satın alımına dair alacak tutarı. C: Archaeological Park of Pompeii

“Buradaki Yemek, Yemek Değil Zehir.”: 2000 Yıllık Gurme

Tüm bunların yanı sıra Benefiel, modern grafitinin aksine Roma yazıtlarının daha çok olumlu dilekler göndermekle ilgili olduğunu açıklıyor (Demek ki antik insanlar, bizlerden çok daha yumuşaklarmış).

“Duvara yazı yazmak, inanılmaz arkadaş canlısı bir araç olarak görünüyordu. ‘Güçlü ol!’ve ‘İyi ol!’ gibi imalar barındıran, sağlık veya veda anlamları içeren ‘salutem’ (selamlama) ifadelerine rastlıyoruz. Ayrıca günümüzde İngilizcede var olmayan muhteşem bir iyi dilek görüyoruz: ‘mutlulukla’ anlamına gelen feliciter (“Tüm Pompeiililerin işleri mutlulukla yürüsün!”). Antik grafitiler arasında çirkin yorumlar içerenlerin azınlıkta olduğunu tespit ettik.” diyor Benefiel.

Trip Advisor adlı seyahat acentesindekiler gibi nerede yemek ve içmek gerektiği üzerine yapılan yorumlar da keşfedildi: “(…) Gezgin, ekmeği Pompeii’de ye ama içmeye Nuceria’ya git. Nuceria’da içmek daha iyidir.”

Pompeii’de bulunan bedenlerin kalıpları. Bu bedenlerin bir adam ile onun kölesine ait olduğu düşünülüyor. C: Parco Archeologico di Pompei

Benefiel’ın onların cana yakınlığına dair fikrine rağmen bazı şikayetler de mevcut: “Kurnazlıklarının bedelini ödeyeceksin, hancı. Suyu bize satıp kaliteli şarabı kendine saklıyorsun”, “İmparator Nero’nun maliyecisi, buradaki yemeğin yemek değil zehir olduğunu söylüyor.” (2.000 yıllık bir gurme).

Ayrıca minik bir fark hariç günümüzdekilere benzeyen özellik listeleri de var: “Ada (…) 1 Temmuz’dan itibaren kiralanmaya uygundur. Bu mülkü kiralamak isteyen kişi, Gnaeus Alleius Nigidius Maius’un kölesi Primus ile iletişime geçmelidir.” Erken dönem iş insanı olmaktan fazlasıyla uzak olan bahsi geçen emlakçının bir köle olduğu anlaşılıyor.

Bir şekilde genellikle değerleri ve/veya tarihi olayları kutlamak için dikilen taş heykellere benzeyen grafitiler, sosyal hafızayı daha uyarlanabilir ve daha az değişmez bir şekilde şekillendirdi. “Birinin duvara mührünü basması, o zavallı adamın kendi kendini anması olarak görülebilir.” diyor Londra King’s Koleji’nden Prof. Henrik Mouritsen.

Farklı statüler ve kökenlerden insanlar tarafından yazılan Antik Roma dünyası grafitileri, yalnızca bir sosyal gruba yüklenemeyecek duvar yazısının evrensel karakterini gözler önüne seriyor. Grafitiler; onları yaratan insanların zihinleri, duyguları ve dürtülerini yansıtıyor ve onların statülerini, bireyselliklerini ve başarılarını dışa vurmalarına, ilan etmelerine ya da duyurmalarına imkan sağlıyor.

Vahşi şeyler: Büyük Pompeii Tiyatrosu’nda vahşi hayvanlar ve gladyatörler arasında gerçekleştirilen dövüşlere ait tasvir. C: Archaeological Park of Pompeii

Tabii Trakyalı bir gladyatörün kendisini “tüm kızların zevki” olarak nitelendirdiği veya Crescens adlı bir retiariusun (balıkçı tarzında donatılmış bir teçhizatla savaşan bir Roma gladyatörü) “kadınları gündüz ya da gece fark etmeksizin baştan çıkarma gücüne sahip olduğunu” söylediği yazıtlardaki gibi testosteronla kaplı grafitiler de mevcut.

Günümüzde umumi tuvaletlerin duvarlarını süsleyen grafitilere benzer şekilde Pompeii duvar yazıları da hem kadınlar hem erkekler eşliğinde deneyimlenen zevklere dair esprileri ve kirli şakaları paylaşmak için mükemmel ortammış gibi görünüyor. Standart bir böbürlenme çeşidi, kişinin zaferleri ve yeteneklerini ilan etmesine odaklanır; bazı şeyler hiç değişmiyor. Örneğin 7. lejyondan imtiyazlı asker Floronius, altı şanslı hariç Pompeii kadınlarının kendisinin varlığından haberdar olmadıklarını, altı kadının böyle bir aygır için çok az olduğunu belirtmişti (Kendi kendini övmenin övgüden sayılmadığını kim söylemiş?).

Duvarımı İmzalar Mısın?

Pompeii, zengin konutların içindeki yaygın grafiti kültürüyle de dikkat çekiyor.

Mahremiyet kavramı bizimkinden çok farklıydı ve yazar Vitruvius tarafından harekete geçirilen yarı-kamusal alan ifadesi domestik Roma yaşamında önemli rol oynadı. Evleri, günümüzde anladığımız gibi mahremiyet konsepti etrafında planlanmıyordu.

Evler kartvizit, evlerin kapıları ise konuk defteri olarak görülüyordu. Yazıtların çoğunun evlerin en kamusal alanlarında bulunduğu dikkate alındığında grafitileri uygunsuz olarak nitelendirmek zorlaşıyor. Herhangi bir yere herhangi bir şey yazmak, tamamen kabul edilen bir davranıştı; o dönemde bir çeşit görgü kuralı olmalıydı. Yine de tabii ki evlerin içindeki duvarlardaki yazıtlardan oluşan desenlere zarar veren nadir ama gerçekçi erotik ve müstehcen çiziktirmelere de rastlanıyor.

Grafitilerin genellikle gizli tutma eğiliminde olduğu şey ise yazarlarının cinsiyetleriydi.

Uzun bir süre boyunca grafitiler, yalnızca erkekler ile ilişkilendirildi; bununla birlikte arkeologlar şimdiye dek kadınların da grafiti oluşturmaya dahil olduğunu gösteren birçok yazıtı gün ışığına çıkardılar.

“Daha çok erkek ismi buluyoruz ki bu, o dönemde erkeklerin kamusal alanlarda daha çok etkileşim kurduklarına bakılırsa mantıklı bir durum. Fakat grafitilerde isimlendirilen sayısız kadın da mevcut.” diyor Benefiel.

Kadınlar tarafından oluşturulan alışılmadık aşk yazıtları da keşfediliyor: “Dünyadaki tüm altınları verseler bile kocamı satmak istemiyorum.”, -endişeli bir annenin sorduğu soru- “Benim kuvvetli oğlum, kaç kadınla cinsel ilişkilerde bulundun?”, -garip şeyler açığa çıkaran sorulardan biri- “Atimetus beni hamile bıraktı.”

En sürpriz şeyleri açıklayan ve Benefiel’ın favorisi olan yazıt ise şu özgün dua: “Cominia’nın kölesi Atellalı Methe, Chrestus’u seviyor. Venüs Pompeiana (Pompeiililer tarafından kabul gören bir tanrı) onların kalplerine gülümsesin ve onların uyum içinde yaşamalarına izin versin.”

“Methe’nin kendisini tanımlamasını ve hem bir köle hem de bir kadın olmasına rağmen bu kamusal yazı yazma eylemine nasıl katılacağını biliyor olmasını seviyorum.” diyor Benefiel. Keşif, antik dünyadaki en düşük sosyal sınıfı bile kapsayan kadın okuryazarlığı hakkında yeni gerçekler ortaya çıkarması bakımından önemli. Kadınlar yazma ve okuma eylemine daha önce düşünülenden çok daha fazla dahil oluyordu; grafitiler okuryazarlık çalışmasına katkıda bulunan nadir kültürel eserlerden biri olma özelliğini taşıyor.

Bu, antik yazıtların açmakta olduğu yeni perspektiflerden yalnızca biri. Grafitilerin bize anlatacağı daha birçok hayat hikayesi olacak; dolayısıyla Pompeii tarihinin yeniden yazılmasına şaşırmamak gerek.


Haaretz. 30 Kasım 2021.

Yorumlar
Kocatepe Üniversitesi'nde Hukuk okuyor. Dil, tarih ve arkeoloji alanlarında kendini geliştiriyor.

You must be logged in to post a comment Login