Polinezyalılar ve Amerika Yerlileri 800 Yıl Önce Temas Kurmuş

Modern Polinezya halklarının DNA’sı üzerine yapılan araştırmaya göre, Polinezyalılar ve Amerika yerlileri MS 1200 civarında bir araya geldi.

Paskalya Adası’ndaki Rano Raraku adlı alanda yer alan Moai heykelleri. C: Javier Blanco

Derin genetik analizler yardımıyla, araştırmacılar eski Polinezyalılar ile günümüzde Kolombiya denilen bölgede yaşamış Amerika yerlileri arasındaki temasa dair kesin bilimsel kanıtlar buldu. Bu konu, arkeoloji dünyasında onlarca yıldır süregelen hararetli tartışmalara sebep oluyordu.

Stanford Üniversitesi’nden Alexander Ioannidis, “Genom bilimi, bu tür bazı ucu açık soruları cevaplama konusunda gerçekten oldukça yararlı katkılar sağlayabilecek noktada bulunuyor. Veri bilimciler ve genetikçiler olarak, insan tarihi hakkındaki fikirlerimize anlamlı bir biçimde katkı sağlayabilecek olmamız heyecan verici.” diyor.

(Paskalya Adası’ndaki Moai Heykellerinin Gizemi Çözülüyor)

Bu çalışma yapılmadan önce, Amerika yerlileri ve Polinezyalıların etkileşimini savunanlar; ortak tarımsal mahsüller için benzer kelimelerin kullanılması gibi bazı yaygın kültürel öğelerin bu iki popülasyonun Avrupalılar Güney Amerika’ya yerleşmeden önce birbirine karışmış olduğuna işaret ettiğini söylüyordu. Bu görüşe karşı çıkanlar ise, karşıt sonuçlar içeren çalışmaları ve iki popülasyonun birbirinden binlerce kilometrelik bir açık deniz ile ayrıldığını delil olarak gösteriyordu.

Yeni çalışma bir ilk olarak, kesin genetik analizler sayesinde, iki grubun gerçekten de birbirleriyle karşılaştığını ve bunun Avrupalılar’ın Güney Amerika’ya gelmesinden önce olduğunu gösteriyor. Çalışmayı yürütmek için Ioannidis ve uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip, günümüzde Kolombiya ve Fransız Polinezyası’nda yaşamını sürdüren 800’den fazla yerliden genetik veri topladı; bu sayede kapsamlı genetik analizler düzenleyerek ortak soyun sinyallerini bulacaklardı. Ekip, DNA’nın izlenebilir kalıtsal bölümlerine dayanarak, Amerika yerlileri ve Polinezyalıların DNA’sındaki yüzlerce yıl önceye uzanan ortak genetik özelliklerin izini sürmeyi başardı.

Meksika’daki Ulusal Biyoçeşitlilik ve Genomik Laboratuvarı’ndan Profesör Andrés Moreno-Estrada, “Meksika’daki laboratuvarımız, Latin Amerika boyunca var olan ve genomik araştırmalarda yeteri kadar temsil edilmemiş genetik çeşitliliği anlama konusuyla ilgileniyor.” diyor.

“Bu araştırma yardımıyla, bu popülasyonların çeşitliliğini şekillendiren atalardan kalma kökleri bulmak ve Amerika yerlileri ile Pasifik adalıları arasındaki, üzerinde yeterince durulmamış iki bölgeyi birleştiren olası bir temasa dair derin, uzun zamandır tartışılan soruları cevaplamak istedik.”

Amerika ve Pasifik’in çeşitli bölgelerine uzanan genetik kökleriyle popülasyonun karışık kökenini gösteren bir Polinezyalı bireyin tasviri. C: Ruben Ramos-Mendoza

Tatlı Patatesin Gizemi

Çalışma, tartışmaya bilimsel kanıt getirmeden önce, Amerika yerlilerinin ve Polinezyalıların birbirleriyle rastlaştıkları fikri, bir kompleks karbonhidratın varlığından kaynaklanmıştı: tatlı patates. Fark edilmişti ki başlangıçta Güney ve Orta Amerika’da evcilleştirilen tatlı patates, Avrupalıların temasından önce başka bir yerde daha yetişiyordu. Bu yer, Polinezya da dahil birçok adadan oluşan Okyanusya’ydı.

“Tatlı patates Amerika’ya özgüdür ancak binlerce kilometre uzaklıktaki adalarda da bulunduğunu görüyoruz.” diyor Ioannidis. “Üstüne üstlük Polinezya dillerinde tatlı patates için kullanılan kelime, And Dağları’ndaki Amerika yerlilerinin dillerinde kullanılanla akraba gibi görünüyor.”

(Moai Heykelleri, Tatlı Su Kaynaklarını Gösteriyor Olabilir)

Kültürdeki örtüşme; bazı arkeologlar ve tarihçileri, bunun sadece tesadüfi olmadığını, patatesin Polinezya’ya ulaşmasının muhtemelen iki halkın karışmasının bir sonucu olduğunu düşünmeye itti.

Araştırmacılar Polinezyalıların, günümüzde Kolombiya olarak bilinen yere ayak bastığına inanıyor. “Kıyı sularında seyahat için kullandıkları kuralları göz önüne alırsak, olasılığı az da olsa mümkün görünen bir ihtimal daha var; Amerika yerlilerini taşıyan gemilerden bir ya da iki tanesi rotadan çıkıp tesadüfen Polinezya’ya ulaşmış olabilir.” diyor Ioannidis.

Bilimsel kanıt olmadığı için, kültürel örtüşme fikri bir varsayımdan ileri gidemiyordu. Daha önceleri başka araştırma grupları, Güney Amerika ve Polinezya’daki evcilleştirilmiş patateslerin aslında aynı genetiğe sahip olduğunu gösterebilmeyi umarak tatlı patatesin genetiği üzerine odaklanmıştı. Ancak köklerin izini sürmeye dair çabaları sonuçsuz kaldı; tatlı patatesin genetik kökenleri, insan aracılığıyla yayıldığına dair kesin işaret taşıması mümkün olmayacak kadar karmaşıktı.

Diğer çalışmalarda ise Amerika yerlileri ve yerli Polinezyalılara ait kemiklerdeki antik DNA analiz edildi. Antik DNA numuneleri genellikle bozulmuş olduğundan, bu çalışmalar da iki popülasyonun tarihte ortak paydaya sahip olduğuna dair yeterli bir kanıt elde edemedi.

Paskalya Adası’ndaki Tongariki adlı alanda gün doğumu. C: Andres Moreno-Estrada

Tarihin Taşıyıcıları

Ioannidis’in ekibi, yüzlerce Polinezyalı ve Kolombiyalının DNA’larını analiz ederek daha farklı ve büyük bir veri yaklaşımını benimsedi. Numuneleri toplamadan ve genetik analizlerini başlatmadan önce araştırmacılar; çalışma hakkında bilgi vermek, katılıma olan ilgiyi ölçmek ve onay almak için toplulukları ziyaret etti. Daha sonra bilim insanları; 17 Polinezya adası topluluğunda ve Amerika’nın Pasifik kıyıları boyunca Meksika’dan Şili’ye  15 Amerika yerlisi grupta yer alan 807 katılımcıdan tükürük örneği topladı.

Böylelikle, birçok jenerasyon önceki aynı atadan miras kaldıkları anlamına gelen, her popülasyonda karakteristik olan DNA parçacıklarını ve “soy bakımından aynı” olan DNA bölümlerini aramak için genetik analizler düzenleyebileceklerdi.

“Çeşitli Polinezya adalarında, Amerika yerlilerinin atalarıyla soy bakımından tamamen aynı olan bölümler bulduk.” diyor Ioannidis.

“Bu, geçmişte yaşanmış tek temas olayı olduğuna dair kesin kanıttı.” Diğer bir deyişle, Polinezyalılar ve Amerika yerlileri tarihteki bir noktada buluşmuştu; bu zaman periyodunda iki kültürden insanlar çiftleşerek hem Amerika yerlisi hem de Polinezyalı DNA’lar taşıyan çocuklar dünyaya getirdi. İstatistiksel analizler bu olayın MS 1200 civarında ve Ioannidis’in söylediğine göre “bu adalara esasen yerli Polinezyalılar tarafından yerleşildiği zaman diliminde” meydana geldiğini doğruladı.

Ioannidis’in lisansüstü çalışmasının bir parçası olarak gelişen hesaplamalı yöntemleri kullanarak ekip; Amerika yerlilerinin DNA’sının kaynağını, günümüzde Kolombiya olarak bilinen bölgeye yerleştirdi.

“Bu zaman dilimi için tarihin nasıl anlatıldığı hakkında kafa yorarsanız, bu dönemin neredeyse her zaman ‘Avrupalıların fethi’ olarak anıldığını görürsünüz; gerçekte o zaman diliminde kimlerin rol aldığını asla duymazsınız.” diyor Ioannidis.

“Bence bu çalışma, anlatılmamış hikayelerin parçalarının bir araya getirilmesine yardımcı olacak; bu hikayelerin genetik bilimi yardımıyla gün ışığına çıkarılabilecek olması beni oldukça heyecanlandırıyor.”


Stanford University Medical Center. 8 Temmuz 2020.

Makale: Ioannidis, A. G., Blanco-Portillo, J., Sandoval, K., Hagelberg, E., Miquel-Poblete, J. F., Moreno-Mayar, J. V., … & Robson, K. (2020). Native American gene flow into Polynesia predating Easter Island settlement. Nature, 1-6.

Yorumlar
Kocatepe Üniversitesi'nde Hukuk okuyor. Dil, tarih ve arkeoloji alanlarında kendini geliştiriyor.

You must be logged in to post a comment Login