Peru’nun kuzey kıyısındaki önemli bir Wari yerleşim alanında, Peru’ya özgü tüysüz köpeklerin en eski fiziksel kanıtı bulundu.

Yeni bir çalışma, yaklaşık MS 600 ila 1050 yılları arasında varlığını sürdüren Wari İmparatorluğu’ndaki köpeklerin çeşitli yaşam öykülerini ortaya çıkarmak amacıyla zooarkeoloji ile çoklu izotop analizi ile bir araya getirdi.
Çalışma yalnızca Wari İmparatorluğu döneminde köpeklerin rolüne ilişkin anlayışımızı genişletmekle kalmadı, aynı zamanda Peru Tüysüz Köpeklerinin o döneme ait ilk ampirik kanıtını da tespit etti. Bu köpeklerin diğer köpeklerden farklı biçimde muamele gördüğü anlaşılıyor.
Wari İmparatorluğu’nda Köpekler
Köpekler, Geç Pleistosen’deki evcilleştirilmelerinden bu yana insan topluluklarının ayrılmaz bir parçası oldu. Kolomb öncesi And toplumunda av, bekçilik, ritüel kurban ya da artık yiyici olarak görev üstlendiler.
Kuzey Peru’da yer alan Castillo de Huarmey, bugünkü Peru’nun büyük bölümünü kapsayan ilk kıta çapındaki siyasi yapı olan Wari İmparatorluğu’nun bir parçasıydı.
(İlgili: Mayaların Köpek Ticareti Yaptığına Dair Kanıtlar Bulundu)
Çalışmanın baş yazarı Dr. Weronika Tomczyk, Wari İmparatorluğu’nun hayvanlarla ilişkisi hakkında bildiklerimizin büyük ölçüde sınırlı kaldığını açıklıyor: “Wari İmparatorluğu’ndaki tüysüz köpekler hakkında aslında çok az şey biliyorduk.” Bunun nedeni, Wari’nin dini ve siyasi sembolizmin kaydını önceliklendirmesiydi.
“Wari sanat anlayışı daha soyut ve melezleştirilmiş bir yapıya sahip” diye açıklıyor Tomczyk. “Peru Tüysüz Köpeği dışında, evcil türler bu anlayışta neredeyse hiçbir zaman yer bulmadı.”
Wari İmparatorluğu’nda köpeklerin rolünü daha iyi kavramak amacıyla Dr. Tomczyk ve meslektaşları, Castillo de Huarmey’de bulunan 341 köpek kemiğini inceledi.
Wari Köpeklerinin Rolünü Belirlemek
“Kalıntıların yalnızca bir kısmı bozulmamış bağlamlarda bulundu. Büyük çoğunluğu ise 1980’lerdeki yağmacı faaliyetleriyle tahrip edilmiş dolgu alanlarından çıktı” diye açıklıyor Dr. Tomczyk.
“Aynı bireyi birden fazla kez örnekleme olasılığını en aza indirmek için mekânsal konumu ve vücut boyutunu göz önünde bulundurduk. Mümkün olduğunda çeneler veya kaval kemikleri gibi aynı elementlere odaklandık.”
Analiz, büyük çoğunluğu minimal kesim izleri taşıyan en az 20 köpeğin varlığını ortaya koydu. Bu durum köpeklerin yaygın biçimde tüketilmediğini düşündürüyor. Köpekler yavrudan yaşlı bireye kadar çeşitli yaşlarda ve farklı vücut boyutlarında karşımıza çıkıyor.
Bazı köpek kalıntıları insan kalıntılarıyla birlikte bulundu. Bu durum, bazı etnografik kayıtlarda da görüldüğü üzere, köpeklerin öte dünyaya ruhani rehber olarak hizmet etmiş olabileceğine işaret ediyor. Bu gömütler, genel köpek-insan ilişkisinin Wari toplumunda önemli bir sosyal anlam taşıdığını gösteriyor.
İnsan-köpek gömütleri arasında, sürekli mezar bekçisi olarak hizmet etmek üzere “hazırlanmak” amacıyla ayağı kesilmiş bir köpek bulunuyordu. Bir köpek ile bir genç erkek, büyük olasılıkla bir sonlandırma ritüelinin parçası olarak saray kompleksine gömülmüştü. Son olarak, birden fazla aletle ve mezar eşyasıyla defnedilmiş yetenekli bir zanaatkârın yanına da bir köpek gömülmüştü.
Köpeklerin cenaze bağlamlarına, özellikle kültürel açıdan önemli bireylerle birlikte dahil edilmesi, köpeklerin rolünün basit bir arkadaşlığın çok ötesine geçtiğini ve hatta ölümde bile süregelen ruhani bir etkinliğe ve kalıcı bir bağa olan inancı yansıtıyor olabileceğini düşündürüyor.
Peru Tüysüz Köpekleri
En önemli bulgular arasında, birkaç faktöre dayanarak Peru Tüysüz Köpeği olarak geçici şekilde tanımlanan üç birey yer alıyor. Bu faktörler arasında, köpeklerde tüysüzlükten sorumlu FOXI3 gen mutasyonuyla ilişkili doğuştan eksik küçük azı ve zaman zaman büyük azı dişleri yer alıyor.
Bunun yanı sıra, modern tüysüz köpeklere benzer doğuştan tüysüzlük kanıtı taşıyan bir kafatası ve iskelet dahil olmak üzere iki mumyalaşmış bireyin analizi de bu tanımlamayı destekliyor.
Şaşırtıcı bir şekilde, bu üç bireyin özellikle yavruluk döneminde benzer beslenme alışkanlıklarına sahip olduğu bulundu. Bu dönemde köpeklerin beslenmeleri Wari çocuklarınınkine benziyordu ve bu da muhtemelen ortak bir geçmişe, hatta bir yetiştirme geleneğine dayanıyor olabileceğini düşündürüyor.
Hem modern hem de etnografik kanıtlar, Peru Tüysüz Köpeklerinin sıcak derileri nedeniyle tıbbi özellikleri bakımından değer gördüğünü gösteriyor. Bu faktörler araştırmacıları, Peru Tüysüz Köpeklerinin öncelikli olarak ev hayvanı olarak hizmet eden diğer köpeklerden farklı bir konumda, özel ilgi ve sevgiye layık görülmüş olabileceğini öne sürmeye yöneltti.
Bu bulgunun özellikle dikkat çekici yanı, bir Wari alanındaki Peru Tüysüz Köpeklerinin ilk fiziksel kanıtı olması. Başka kanıt olarak yalnızca bu ırkı betimleyen bir kap bulunuyordu. İlginç biçimde Peru Tüysüz Köpekleri, Wari sanat anlayışında açıkça temsil edilen tek evcil tür.
“Castillo de Huarmey’deki kazı ve zooarekolojik analizler sürüyor. Bu nedenle pek çok yeni çalışmanın geleceğini bekliyoruz. Şu anda zooarkeoloji ve arkeobotaniyi bir araya getirerek ritüel bir bağlamda bulunan, iyi korunmuş bir devegilin bağırsak içeriğini analiz etmeye odaklanıyoruz” diye sonuçlandırıyor Dr. Tomczyk.
Makale: Tomczyk, W., Giersz, M., Więckowski, W., Nita, R. P., & Ebert, C. E. (2026). The many lives of companion species: a zooarchaeological and isotopic research on Wari dog remains from Castillo de Huarmey, Peru. Journal of Anthropological Archaeology, 82, 101767.
You must be logged in to post a comment Login