Küçükçekmece’de 1000 Yıllık Beyin Ameliyatı İzleri

Son beş yıldır devam eden Küçükçekmece gölü havzasındaki Antik Bathonea Kenti kazıları sırasında ortaya çıkarılan, üzerinde bazı uygulamalar yapılmış kafatası, bizlere günümüzden 1.000 yıl öncesinde yani Bizans Dönemi’nde oldukça nizami bir beyin ameliyatı yapılabildiğini gösteriyor.

Antik şehirde şu ana kadar açılmış mezar sayısı 70. Mezarlar, 6. yy ve 11. yy arasına tarihlenmekte ve her yaştan insanın gömülerine ulaşılmış durumda.

Dönem İnsanın Çalışma Şartları Çok Ağır

Kazı ekibinin üyelerinden olan adli tıp uzmanı Ömer Turan: “20 ve 35 yaşları arasındaki insan gruplarına bakarak bir değerlendirme yaptığımızda erkeklerin ortalama 1.65 kadınların ise 1.50 veya 1.55 boylarında olduklarını görüyoruz. Bu yaş aralığındaki insanların omurgalarının oldukça hasar görmüş olduğunu saptadık. Genellikle yaşlılarda görülen bazı hastalıklara bu yaş grubunda rastlandı. Bunun nedenlerine bakacak olursak aileden genetik aktarım veya sosyal statülerinden kaynaklı çalıştıkları işlerin getirdiği sağlık problemlerinden kaynaklanmış olabileceğini düşünebiliriz.” dedi.

İskeletlerde yapılan bir diğer inceleme de, dişler üzerine yapılmış. Dişlerde pek çok sert nesnelerle karşılaşılmasından ve bu insanların pişmemiş baklagiller veya sert meyveler tükettikleri anlaşılmış. Bu da Bathonea halkının antik filmler, romanlarda anlatıldığı gibi zevk ve sefa içinde olmadığını göstermekte. Toplum üyelerinin oldukça güç bir dünyada yaşadığı ve gıda eksikliği çektikleri anlaşılıyor.

Ölümlerin Çoğuna Savaş Değil Hastalıklar Neden Olmuş

Kemikler üzerinde yapılan incelemelerde ölümlerin çoğuna kronik hastalıklar veya kemik problemlerinin neden olduğu anlaşılmış. Bir diğer ilginç buluntu ise 22 -25 yaşlarında, 1.55 boylarında bir kadının mezarından geldi. Kadının kesici dişleri üzerinde bir delik bulundu. Bu deliğini sürekli olarak aynı hareketi yapmakla oluşmuş bir delik olduğu aşikardı ve kadının mezarından ölü hediyesi olarak dokumacılıkta kullanılan bir araç bulunması, kadının meslek tanımının kolayca yapılmasını sağlamış. Bazı kemiklerde de bulaşıcı hastalık işaretleri görülmüş durumda. Bulunan bir kafatasında ise tıbbi bir operasyona dair açık izler bulunmuş.

1000 Yıl Önce Beyin Ameliyatı İzleri

Operasyon geçirmiş kafatası, 30 yaşın üzerinde bir kişiye ait ancak bugünün beyin cerrahi operasyonlarında yapıldığı gibi oldukça nizami kesilmiş. İlginç olan ise bu kesim sürecinin oldukça zorlu bir işlem olması ve hastanın bu acıya bir şekilde katlanmış olması. Kafatasına böyle bir işlem uygulayabilmek için öncelikle hastayı uyuşturmak gerekir. Çünkü bu tür bir acı, insanın dayanabileceği boyutlarda değildir. Bu da bu dönemde anestezi olduğu düşüncesini akıllara getiriyor. Bunu kemikler üzerinde yapılacak biyolojik analizler ortaya koyacak. Tüm bunlara ek olarak hastanın ameliyattan sağ çıktığına dair iyileşme izleri de kafatasında görülmekte.

Beyin Ameliyatının Karanlık Kısımlarını Aydınlatan Buluntular

Bathonea’da bir başka buluntu grubunu ise “unguanterium” olarak tanımlanan; 440 adet 10- 20 milimetrelik pişmiş şişeler oluşturuyor. Uzmanlar şişelere baktıklarında şişelerin içinde katran gibi fosilleşmiş bir madde bulmuşlar. şişelere uygulanan kimyasal analizlerin sonucunda ise metanon, fenantren, karboksilik asit gibi maddeler çıkmış. Ancak bu kimyasalların ne için kullanıldığı ve nasıl kombinasyonlarda kullanıldığı anlamak oldukça zor. Kimya uzmanlarıyla yapılan konsensuslarda bu üç maddenin özellikle birbirlerine karıştırılması sonucu ortaya çıktığı anlaşılmış.

Bu maddelerin, uyuşturucu ve ağrı kesici etkileri olan maddeler olduğu öğrenilmiş. Yani bu maddeler olasılıkla beyin ameliyatında hasta için yapılan anestezi sağlıyordu. Ayrıca bu maddeler günümüzde de hemen hemen aynı şekilde kullanılmakta

Bu buluntu grubuyla ilgili başka bir durum ise bu şişelerin niçin bu kadar çok sayıda olduğu. Olasılıkla Bathonea, bir üretim ve depolama merkeziydi. Bathonea bölgesinin antik dönemde bitki çeşitliliği açısından oldukça zengin olduğu düşünülmekte bu da Bathonea’nın eczacılıkta ileri bir toplum olması için o dönem standartlarında önemli avantaj. Ayrıca uzmanlar 10-20 milimetre boyutlarındaki şişelere bu maddelerin nasıl oranlanarak konulduğunu anlamaya çalışıyorlar.

Anadolu Üniversitesi'nde Arkeoloji bölümü okuduktan sonra eğitimine İstanbul Üniversitesi'nde Tarihöncesi bölümünde yüksek lisans programında devam ediyor. İletişim: bayramtolunay@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply