İnsanda Genetik Kendileşme Son 10.000 Yılda Azalmış

Araştırmacılar yüzlerce antik genom kullanarak insanda kendileşmenin, yani ebeveynlerin genetik akrabalıklarının tarihini inceledi.

ODTÜ ve Hacettepe’den bir grup araştırmacı, kendileşmenin son 10.000 yılda dramatik derecede azaldığını ve bunun özellikle de Neolitik Dönüşüm sonrası yaşandığını buldular. Yazarlar bunu Neolitik öncesi avcı-toplayıcı insan gruplarının nüfusça küçük olmasına ve anne ve babaların ister istemez uzak akraba olmalarına; tarıma geçiş aşamasındaysa yeni bölgesel ortaklaşma ağlarının ortaya çıkması ve yerleşimlerde nüfusun artmasına bağlıyor.

Yazarlar ayrıca geçmiş toplumlarda yakın akraba evliliğinin sıklığını da araştırdılar. İncelenen örneklemde çok yakın akraba evliliğinden doğmuş bazı bireyler tespit edildiyse de, bunların tümü tarımcı gruplara aitti. Ayrıca genel olarak yakın akraba evliliğinin hem avcı-toplayıcılar hem de erken tarımcı toplumlarda çok nadir olduğu bulundu. Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçları, günümüzde bazı toplumlarda görülen yaygın yakın akraba evliliğinin aslında tarihsel olarak yeni bir olgu olabileceğine işaret ediyor.

(Neolitik Anadolu’da İlişkiler Kan Bağına Göre Şekillenmiyordu)

Yakın akraba evliliği yoluyla genetik kendileşme, bugün ve geçmişte dünya çapında birçok toplumda karşımıza çıkan bir olgu. Eski Mısır’da firavunlar, kardeşleriyle evlendirilirdi. Orta Çağ’dan beri Avrupa’da kraliyet ailelerine mensup bireylerin yine soylu akrabalarıyla evlendirilmeleri de sık rastlanan bir usuldü. Bu gelenekler modern döneme geçilirken de ortadan kaybolmadı. Kuzeniyle evlenen ünlü bilim insanları arasında Charles Darwin ve Albert Einstein sayılabilir. Bugün halen dünyanın bazı yerlerinde, örneğin Orta Avrasya’nın ve Kuzey Afrika’nın bazı bölgelerinde akraba evliliklerinin dünya ortalamasının üzerinde olduğu dikkat çekiyor. 

Yakın akraba evliliğinin dışında genetik kendileşmenin küçük ve yalıtık toplumlarda da ortaya çıktığı biliniyor. Örneğin adalarda ya da cangıllarda izole popülasyonlarda tüm bireyler birbiriyle uzaktan akraba oluyor, bu da ayrı bir tür kendileşmeye neden oluyor.

Bilim insanları kendileşmenin zaman içinde nasıl değiştiğini uzun zamandır merak etseler de eldeki veriler net değildi. Bir yandan günümüz avcı-toplayıcıları ile yapılan etnografik çalışmalar, bu gruplarda akraba evliliğinin tarımcı toplumlara göre daha seyrek olduğunu gösteriyordu. Öte yandan antik avcı-toplayıcılardan elde edilen genom bilgisiyle yürütülen analizler, incelenen bireylerde yüksek seviyede kendileşme izleri bulmuştu. Current Biology dergisinde bugün yayımlanan ve 411 antik bireyin genomu üzerinden yürütülen bir çalışma, nihayet bu sorunun aydınlanmasını sağladı.

Neolitik yaşama geçişin kendileşmeye etkisi

Kendileşme genomik sinyallerden takip edilebiliyor. Çalışmanın ortak ilk yazarı ve araştırma sırasında ODTÜ’de doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan Francisco Ceballos bunu şöyle açıklıyor: “Kendileşme genomda uzun ve aynı diziye sahip bölgeler yaratıyor. Bu bölgeler kişinin iki ebeveyninden de aldığı, birinin aynısı olan DNA dizileri. Bunlara homozigot bölgeler deniyor. Anne ve babanın akrabalığını yansıtıyorlar. Biz de yayınlanmış antik genomlarda bu dizileri taradık ve zaman içinde bunların sıklığının azaldığını bulduk, yani ortalama kendileşme azalmış.”

Çalışmaya göre genetik kendileşmedeki azalma asıl olarak Neolitik Dönüşüm sırasında, Batı ve Orta Avrasya’da avcı-toplayıcılıktan yerleşik yaşama ve tarıma geçişler sırasında yaşandı. Çalışmanın diğer ortak ilk yazarı ve ODTÜ’de doktora sonrası araştırmacı olan Kanat Gürün, ekliyor: 

“Aslında her şey popülasyon büyüklüğünde değişimlere bağlı gözüküyor. Geçmişte yaşamış avcı-toplayıcıların sayıları çok azdı ve her bir çiftin uzak akraba olmaları da kaçınılmazdı. Bu da avcı-toplayıcılarda bir tür arka plan kendileşmesi yaratıyordu. Ancak tarım ve yerleşik yaşamla beraber popülasyon büyüdü ve bu da genetik kendileşmeyi azalttı.”

Yakın akraba evliliği eskiden de yaygın mıydı?

İlginç biçimde araştırmacılar örneklemleri içinde çok yakın akraba evliliği izi gösteren genomların çok nadir olduğunu söylüyorlar. Dahası, ensest veya dayı-yeğen evliliği gibi aşırı yakın akraba evliliği vakaları incelenen örneklem içinde hep tarım toplumlarına ait bireylerde görüldü.

Makale yazarlarından ODTÜ’lü arkeolog Çiğdem Atakuman bunun şaşırtıcı olmadığını ifade ediyor. “Neolitik Süreç’te, tarım ve hayvancılık ekonomisine dayalı kalıcı yerleşmelerin ortaya çıkışı, toplumların sosyo-ekonomik yapısında da önemli değişimler yarattı. Tarımla birlikte, birbirinden bağımsız ve dahası birbiriyle rekabet eden hane bazlı sosyal örgütlenmenin ortaya çıkışıyla beraber bu gruplar arasında bölgecilik ve toprak sahipliği gibi kavramlar da ortaya çıktı. Rekabet halindeki hane halkları, hem iş gücünü artırmak hem de ürün ve toprak üzerindeki hak iddialarını meşrulaştırmak için yeni eş bulma ve ortaklaşma stratejileri aramaya başladılar. Görebildiğimiz kadarıyla, Neolitik tarımcı toplumlarda, bölgesel ortaklaşma ve eş değiş tokuş ağlarının oluşumu ön plandayken, daha sonra ortaya çıkan sınıflı tarım toplumlarında, tarım arazilerini aile içinde tutmanın bir çözümü olarak akraba evliliği gelişmiş olabilir. Bu da yakın akraba evliliğinin tarımdan sonra başlamış olmasını açıklayabilir.”

ODTÜ’lü biyolog Mehmet Somel ise çalışmalarında bu denli az sayıda yakın akraba evliliği vakası bulmalarının ilginç olduğunu söylüyor. “Kuzen evlilikleri Batı ve Orta Avrasya’da yakın zamana kadar yaygındı ve halen de yaygın. Bizim örneklemimizse kabaca MÖ 12. bin yıldan MS 1’e, yani günümüzden iki bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Eğer örneklemimiz bizi yanıltmıyorsa, bugünkü yakın akraba evliliği gelenekleri son iki bin yıl içinde yaygınlaşmış olmalı. Ama bunu netleştirmek için daha fazla antik genom analizi gerekiyor.”

Çalışma ODTÜ, Hacettepe ve Stockholm Üniversitesi’nden biyolog, arkeolog ve antropologlardan oluşan bir ekip tarafından yürütüldü.


Makale: Ceballos et al. (2021). Human inbreeding has decreased in time through the Holocene. Current Biology.

Yorumlar
Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login