Homo Naledi Çocuk Fosili, Esrarengiz İnsan Türüne Işık Tutuyor

Güney Afrika’da bir mağara sisteminin derinliklerinde farklı bir insan türüne ait küçük bir çocuğun kafatası bulundu.

Araştırmacılar nadiren fosilleşmiş çocuk kalıntıları bulurlar, çünkü kemikleri çok ince olur ve binlerce yıl boyunca korunamaz.

Yaklaşık 250.000 yıl öncesine ait bir Homo naledi çocuğunun kafatası, derin, erişilemeyen bir mağarada bulundu – bu, oraya başka Homo naledi tarafından yerleştirildiğini düşündürüyor.

Güney Afrika’daki bir mağaranın derinliklerinde bulunan fosiller, görünüşe göre 250.000 yıl önce türünün diğer üyeleri tarafından bir oyuğa bırakılmış bir hominid çocuğun kafatasının bir parçasını oluşturuyor.

En son keşif, on yıldan daha kısa bir süre önce “İnsanlığın Beşiği” adlı bir bölgede keşfedilen ve adını burada bulunan çarpıcı fosillerden alan bir hominid türü olan Homo naledi’yi çevreleyen bilmeceye katkıda bulunuyor.

(Çocuk Homo naledi, Atalarımızın Büyüme Evresini Aydınlatıyor)

Projeyi yöneten bilim insanı Lee Berger, “Bu çocukla ilgili asıl gizem, neden bulunduğu yerde olduğu. 200.000-300.000 yıl önce bu mağarada inanılmaz bir şey oluyordu.” diyor.

Araştırmacılar çocuğu dişil olarak adlandırsalar da, henüz kız mı erkek mi olduğunu tespit edemediler.

Araştırmacılar nadiren fosilleşmiş çocuk kalıntıları bulurlar, çünkü kemikleri çok ince ve çağlar boyunca hayatta kalamayacak kadar kırılgandır.

Profesör Lee Berger, Leti adlı bir insansı kafatasının tam ölçekli bir reprodüksiyonunu gösteriyor.

Çocuk öldüğünde muhtemelen sadece dört ila altı yaşındaydı, süt dişleri sağlamdı ve yetişkin dişleri çıkmaya başlamıştı.

Bilim insanlarının iki düzineden fazla bireyin kısmi iskeletlerini bir araya getirdiği mağaralarda şimdiye kadar yaklaşık 2.000 fosil bulundu.

2015 yılında ortaya çıkan ilk keşif, Homo sapiens’in muhtemelen diğer hominin türleriyle birlikte yaşadığını göstererek, insanın evrimi anlayışımızı karmaşıklaştırmaya yardımcı oldu.

Yeni bulunan 28 kafatası parçası ve altı diş, ana buluntudan 12 metre uzaklıktaki mağara kompleksinde, kaşiflerin kayalık duvarlar arasında kelimenin tam anlamıyla sıkışarak ilerlediği küçük yarıklardan daha da derinde bulundu.

Süpermen sürünmesi

Geçidin bazı bölümleri sadece 10 santimetre genişliğinde. Mağaracı Mathabela Tsikoane, bir bölümün kaşiflerin düz bir şekilde uzanıp ellerini öne doğru uzatarak kendilerini çekmelerini ve ardından Ejderhanın Sırtı olarak adlandırılan bir sırtın üzerinden tırmanmasını gerektirdiğini söylüyor.

“Mağaralara alışık olmayan bir insan için bu çok, çok zor. Kelimenin tam anlamıyla kendinizi zorlamanız gerekiyor.”

Rising Star Mağara Sistemine erişmek, deneyimli mağaracılar olmayan bilim insanları için zorlayıcı oldu.

Diğer buluntulardan uzaklığı nedeniyle, araştırmacılar çocuğa “kayıp olan” anlamına gelen setswana kelimesi “letimela”dan dolayı Leti adını verdiler.

Ancak Homo naledi için mağaraya yolculuk, modern insanlardan daha küçük oldukları için çok daha kolay olabilirdi.

Projedeki bilim insanlarından biri olan Tebogo Makhubela, bu insanların vücutlarının da tırmanmaya iyi adapte olmuş göründüğünü söylüyor.

“Homo naledi bireyleri bizden daha iyi tırmanıcılardı. Bizim için zor olan, onlar için ille de zor olmayabilirdi.”

Bu kalıntılar bir çocuğun kafatasına ait ilk kalıntılar oldu. Başka hiçbir kemik bulunamadı, hatta bir çene kemiği bile. Ayrıca kafatasında herhangi bir hasar belirtisi görülmedi.

1999 yılında UNESCO Dünya Mirası Alanı ilan edilen ve İnsanlığın Beşiği olarak adlandırılan alan, Johannesburg’un yaklaşık 50 kilometre kuzeybatısında bir kireçtaşı mağaraları kompleksinden oluşuyor. En son keşif, yerin yaklaşık 30 metre altında yapıldı.

Kalıntıları Johannesburg’daki Rising Star mağarasında bulunan ilk Homo naledi çocuğu Leti’nin kafatasının rekonstrüksiyonu. C: Wits University

Ölüm ritüeli?

Berger, araştırmacıların, türün diğer üyelerinin, ölülerin etrafındaki ritüellerle bağlantılı olabilecek nedenlerle kafatasını oraya yerleştirmiş olabileceğini düşünüyor.

Berger, tüm Homo naledi bölgesini ritüel mezarlar için bir alan olarak açıklamak için böyle bir düşünce biçimi öneriyor. Daha fazla kanıt bu teoriyi desteklerse, insanlığın evrimi hakkında dramatik bir yeniden sorgulamayı getirebilir.

Şimdiye kadar, ölümle ilgili bilinen en eski hominid ritüelleri 50.000-100.000 yıl öncesine dayanıyor.

Ancak en son bulgu, bu davranışa dair kanıtları -bir keder ve muhtemelen inancın bir göstergesi- çeyrek milyon yıl öncesine kadar geri götürebilir.


AFP. 4 Kasım 2021.

Yorumlar
Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login