Araştırmacılar, deniz tabanında MÖ 5. yüzyıla kadar uzanan ve Avrupa ile ötesinden gelen çok sayıda gemi batığı tespit etti.

Algeciras Limanı ile meşhur Cebelitarık Kayası arasında kalan körfez sularını inceleyen ekip, Herakles Sütunları yakınlarında, MÖ 5. yüzyıl ile İkinci Dünya Savaşı arasında farklı dönemlere ait 30’dan fazla batığı kayıt altına almayı başardı.
(İlgili: Cebelitarık’taki Anadolu Kökenli Kadının Yüzü Canlandırıldı)
Avrupa ile Afrika’yı ayıran Cebelitarık Boğazı’nın kuzey ucundaki bu körfez, binlerce yıl boyunca Fenike ve Roma teknelerinden İngiliz kalyonlarına, Venedik ve Hollanda gemilerinden İkinci Dünya Savaşı’na ait uçak enkazlarına kadar pek çok izi yuttu. Cádiz Üniversitesi tarafından yürütülen üç yıllık kapsamlı çalışma, bölgenin denizcilik tarihindeki stratejik önemini somut kanıtlarla ortaya koyuyor.

Herakles Projesi kapsamında yürütülen araştırmalar sonucunda körfezde, 134’ü gemi enkazı olmak üzere toplam 151 arkeolojik alan belirlendi. Cádiz ve Granada Üniversitelerinden araştırmacılar, şu ana kadar bu enkazların 34’ünü detaylı olarak belgeledi.
Buluntuların kronolojik yelpazesi oldukça geniş: En eski kalıntı MÖ 5. yüzyıla, yani Kartaca (Pön) dönemine tarihlenen bir gemi. Diğer buluntular arasında; 23 Roma gemisi, 2 Geç Roma gemisi, özellikle İslam hakimiyetinin son dönemlerindeki denizcilik faaliyetlerine ışık tutan 4 Orta Çağ gemisi, 24 erken modern dönem teknesi, 18. yüzyıldan kalma bir İspanyol gambotu ve 1930’lara ait bir uçak motoru yer alıyor.

Cádiz Üniversitesi’nden arkeoloji profesörü Felipe Cerezo Andreo, bölgenin tarih boyunca kaçınılmaz bir geçiş noktası olduğunu vurguluyor: “Ticari rotalar, keşif seferleri ya da silahlı çatışmalar ne amaçla olursa olsun, gemiler her zaman bu dar boğazdan geçmek zorundaydı. Akdeniz’de farklı kültürlerin ve ulusların bu denli yoğun bir çeşitlilikle bir arada bulunduğu çok az sualtı alanı bulunuyor.”
Araştırmanın en dikkat çekici buluntularından biri, 18. yüzyıl sonlarına tarihlenen “Puente Mayorga IV” adlı gemi enkazı oldu. Bu tekne, Cebelitarık çevresindeki İngiliz hat gemilerine ani baskınlar düzenlemek için kullanılan çevik bir gambot türüydü. Dönemin kayıtlarında sıkça geçmesine rağmen arkeolojik olarak ilk kez bu kadar yakından incelenme fırsatı buldu.

Kazı sırasında Profesör Cerezo’yu heyecanlandıran küçük bir nesne, profesyonel merak ile günlük yaşamın mizahını bir araya getirdi. Deniz tabanında bulunan ve kitap sanılan ahşap bir kutu, başlangıçta gizli askeri belgeler veya casusluk haritaları barındırdığı düşüncesiyle heyecan yarattı. Ancak kutu dikkatle incelendiğinde, içinden bir çift ahşap tarak çıktı. Görünen o ki, teknedeki subay düşman hareketlerini haritalamaktan ziyade, kişisel bakımıyla ilgileniyordu.
Uzmanlar, Cebelitarık Körfezi olarak da bilinen Algeciras Körfezi’ndeki bu alanların korunması için yerel hükümetin ve Kültür Bakanlığı’nın acilen harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor. Liman genişletme çalışmaları ve tarama faaliyetlerinin yanı sıra, iklim değişikliği de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Yükselen deniz seviyeleri tortu tabakalarını değiştirerek hassas kalıntıları açıkta bırakırken, istilacı alg türleri de enkaz yapılarının üzerinde kontrolsüzce yayılıyor.

Halkın bu mirasa sahip çıkmasını sağlamak amacıyla, araştırma ekibi alanların sanal modellerini ve 360 derecelik videolarını oluşturarak bunları çevrimiçi olarak ve yerel müzelerde ve belediye binalarında halkla paylaşıyorlar.
Körfezin sularının binlerce yıllık denizcilik ve kültürel gelişmenin eşsiz bir mikrokozmosunu sunduğunu söyleyen Cerezo, sualtı arkeolojisinin her zaman “hazine dolu gemiler” sunmadığını, ancak yerinde (in situ) yapılan çalışmaların, toplumların denizle olan binlerce yıllık bağını anlamak için en değerli kaynak olduğunu hatırlatıyor.
The Guardian. 15 Nisan 2026.
You must be logged in to post a comment Login