Bilinen Son Köle Gemisinin Sırları İnceleniyor

Arkeolojik dalgıçlar, Mobile Nehri’ndeki batık gemiyi değerlendirmek için 10 gün harcadılar ve olası DNA kalıntıları için örnekler aldılar.

Clotilda, bir kaptanın Batı Afrika’dan Alabama’ya köleleştirilmiş insanları getirmek için yasadışı olarak kullanılan gemiyi yaktığı ve batırdığı 1860 yılından beri Mobile Nehri’nin dibinde bulunuyor. C: Alabama Historical Commission

Araştırmacılar, köleleştirilmiş insanları Afrika’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne getiren bilinen son gemi olan Clotilda’nın gizemlerinden bazılarını çözmeye bir adım daha yaklaştılar.

Alabama Tarih Komisyonu liderliğindeki bir sualtı arkeolojisi dalgıç ekibi, Alabama’nın Mobile Nehri’ndeki iyi korunmuş batık gemisini on gün boyunca inceledi. Bilim insanları, Clotilda’nın durumunu daha iyi anlamak ve onu en iyi nasıl koruyacaklarını belirlemek için keşif görevlerinin bir parçası olarak, 1860 yılında Mobile’a taşınan 110 kişiden DNA izleri bulma umuduyla örnekler aldılar.

(İlgili: Kölelikten Kaçanların Kullandığı Yeraltı Demiryolu Keşfedildi)

Köleleştirilmiş yolcuları bir nehir teknesine transfer ettikten sonra, Clotilda’nın kaptanı William Foster, Temmuz 1860’ta gemiyi yaktı ve kasıtlı olarak batırdı. Bunu yaparken, Foster bir suçun kanıtlarını yok etmeyi umuyordu: Kongre 1808’de köleleştirilmiş insanların ithalatını yasaklamış olsa da, Foster ve köleleştirici Timothy Meaher yasadışı olarak 100’den fazla erkek, kadın ve çocuğu Batı Afrika’dan Alabama’ya 45 günlük yolculuk yapmaya zorladı.

Batık Clotilda son 162 yıldır aynı noktada kalmıştı. Clotilda’nın varlığı hakkında yıllarca söylentiler dolaşsa da, araştırmacılar geminin yerini 2019’da resmen doğruladılar.

Arkeolojik dalgıçlar, çalışmalarının çoğunu, batma sırasında Clotilda’dan ayrılan keresteleri analiz etmeye odakladılar. C: Alabama Historical Commission

Şimdi ise bilim insanları nihayet sualtı gemisini inceliyorlar. Dalgıçlar, öncelikle enkaz sırasında kopan keresteleri ve geminin diğer parçalarını incelemeyi içeren ilk keşif görevlerine ve saha değerlendirmelerine başladılar. Ahşap geçen yüzyılda büyük ölçüde bozulmuş olsa da, şaşırtıcı bir şekilde, araştırmacılar içine girdiklerinde hala çam kokusunu alabiliyorlardı.

Araştırmacılar ayrıca bölgede yaşayan solucanlar ve yengeçler gibi bakteri ve deniz organizmalarını incelediler ve geminin üzerindeki ve yakınındaki tortuları analiz ettiler.

Kömürleşmiş keresteler ve gövdenin içindeki kömür ve çamur karışımı da dahil olmak üzere Foster’ın suçuna dair kanıtlar bulmuş olabileceklerine inanıyorlar.

Araştırmacılar, araştırmanın keşif günlüğüne “Bu, batığın resminin yavaşça ortaya çıktığı yavaş metodik bir süreç.” yazdılar.

Dalgıçlar, batıktaki ilk çalışmalarına Mayıs ayında başladılar. C: Alabama Historical Commission

Araştırmacılar, köleleştirilmiş esirlerini günümüz torunlarıyla ilişkilendirebilmek için gemide DNA aradılar ve geminin ambarının bir köşesinden küçük bir çekirdek örneği aldılar ve test için gönderdiler. Ana güvertenin altında bulunan ambar daha önce kereste için kullanılmıştı; sıkışık ve karanlıktı, yaklaşık 7 metre uzunluğunda ve 2 metreden daha az yükseklikteydi.

Bu dalıştan elde edilen bulgular, bir sonraki adımda Clotilda’nın nasıl değerlendirileceğine karar vermeye yardımcı olacak. Geminin parçalarını bir müzede sergilenecek şekilde düzenlemek yıllar alabilir, bu nedenle tüm gövdeyi çıkarmak ve korumak büyük bir girişim olacak. Ekibin ilk bulgularını halka açık bir forumda paylaşan devlet arkeologu Stacye Hathorn, “hiçbir ihtimalin gözardı edilmediğini” söyledi.

Yine de, Clotilda’daki köleleştirilmiş insanların torunları, gemiyi köleliğin dehşetinin bir hatırlatıcısı olarak korumak ve sergilemek için ne gerekiyorsa yapmak istiyorlar.

Clotilda Torunları Derneği Başkanı Darron Patterson verdiği demeçte, “Böyle bir şeyi gerçekleştirmek, insanlara kargo gibi davranmak için belirli bir miktar kötülük gerekir. Dünyanın yapılan bu kötülüğü asla unutmaması için o geminin sergilenmesini istiyoruz.” diyor.


Smithsonian Magazine. 19 Mayıs 2022.

Yorumlar
Abdullah Gül Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu. Erciyes Üniversitesi'nde Mimarlık Anabilim Dalında Yüksek Lisans yapıyor. Kültürel mirasın korunması ve restorasyon alanlarında çalışmalar yapıyor.

You must be logged in to post a comment Login