Antik Portreler, Afrika Sanatına Yönelik Önyargıları Yıktı

Yaklaşık 1.000 yıl önce Ife zanaatkarları, 1900’lerde onları gören ilk Avrupalıları hayrete düşüren bronz ve pişmiş topraktan portreler yonttu.

Nijerya’nın Yoruba halkı, Ife’nin tanrılar tarafından kurulan ve insanlığın doğum yeri olan kutsal bir şehir olduğuna inanıyor. Nijerya şehri Lagos’un 217 km kuzeydoğusunda yer alan Ife, arkeologların Yoruba kültürünün zengin ancak gözden kaçan tarihini dünyaya gösteren bir dizi heykel ortaya çıkardığı yerdi.

Bazıları metalden ve diğerleri pişmiş topraktan yapılmış olsa da, Ife’nin kafaları oldukça simetrik bir stili paylaşıyor. Bazı yüzler çizgiler ve tasarımlarla süslenmiş ve ayrıntılı saç stilleri başlarının üstüne yer alıyor. Hepsi asil ve heybetli bir duruş sergiliyor.

(Batı Afrika’da 3.500 Yıllık Bal Toplayıcılığının Kanıtları Bulundu)

Yoruba kozmolojisinde insan kafasının önemi, bu sanat eserlerinden birini ilk kez 1910’da gören Alman etnolog Leo Frobenius tarafından bilinmiyordu. Bu kafaların kökenlerine ilişkin teorileri sabit, ırkçı fikirlerle desteklenmiş olsa da, onun Yoruba sanat eserlerine olan hayranlığı, Batı dünyasının Afrika kültürlerini nasıl gördüğü konusunda bir değişiklik başlattı.

Kutsal Koru

1873’te yeni Alman İmparatorluğu’nun başkenti olan Berlin’de orta sınıf bir ailede dünyaya gelen Frobenius, çocukluğunu ve gençliğini Afrika kıtasına duyduğu hayranlığı uyandıran 19. yüzyıl kaşiflerinin kroniklerini okuyarak geçirdi. 1904’ten başlayarak, Frobenius Afrika’ya gitti ve gezilerinden Alman müzelerine sattığı binlerce kültürel öğeyle döndü.

Frobenius 1910’daki dördüncü seferine, daha sonra İngiliz Nijerya tarafından kontrol edilen Yoruba topraklarından geçerek başladı. Yaklaşık 1000 yıl önce ortaya çıkan Yoruba kültürü bölgede gelişti ve halkı birçok krallık ve şehir kurdu. Bugün Yorubalar hala Nijerya’daki en büyük etnik gruplardan birini oluşturuyor.

Frobenius, Ife şehrinde yaklaşık üç hafta geçirdi. 11. yüzyılda kurulan Ife, zanaatkarlarının becerileriyle tanınırdı. Frobenius, daha geniş bölgenin zengin kültürünü biliyordu, çünkü 1897’de İngilizler, Yoruba’nın komşusu Benin Krallığı’nın sarayından süslü bronzlar almıştı.

Frobenius’un yerel kültür bilgisi zayıf olsa da, Ife’de bir Yoruba deniz tanrısı olan tanrı Olokun’a adandığına inandığı bir sanat eseri öğrenmişti. Onu görmek istedi ve cismin törensel olarak gömüldüğü kutsal bir palmiye bahçesine götürüldü. Sahipleri onu incelemesi için ortaya çıkardı.

Frobenius onu “muhteşem bir güzellikte, antik bronzdan harika bir şekilde dökülmüş, gerçeğe uygun, muhteşem koyu yeşil bir patina ile kaplanmış” olarak tanımladı. Frobenius, ona “Olokun Başı” adını vererek koru rahibine altı İngiliz sterlini karşılığında satması için baskı yaptı.

Satış, Yoruba yaşlıları arasında şaşkınlığa neden oldu ve mesele, İngiliz yönetiminin kulaklarına ulaştı. Almanya, Batı Afrika’da rakip bir sömürge gücü olduğu için Frobenius’un faaliyetleri dikkat çekiyordu. Frobenius, Olokun Başını Ife’ye iade etmek zorunda kaldı. Bununla birlikte, şehirden birkaç pişmiş toprak kafa ile Almanya’ya dönmeyi başardı.

Frobenius, bu heykellere hayran olmasına rağmen, bunların Afrikalılar tarafından yapıldığını kabul edemedi. Irkçılığı, efsanevi Yunan adası Atlantis’ten kurtulanların, Yoruba sanatında görülebilen medeniyeti Afrika’ya getirdiğine dair gülünç bir teori uydurmasına yol açtı. Yoruba tanrısı Olokun’un Yunan deniz tanrısı Poseidon olduğunu söyledi.

Olokun Başı’nın “Yunanistan’ı anımsatan bir simetri, canlılık ve bir zamanlar siyahilerden çok daha üstün bir ırkın buraya yerleştiğinin bir kanıtı” olduğunu yazdı.

Bu fikirler, 20. yüzyılın başlarındaki Avrupa düşüncesinin temsilcisiydi. Nijeryalı arkeolog Ekpo Eyo daha sonra, sözde Batı uygarlığına ilişkin önyargılı kavramların, Afrikalı olmayan bilim insanlarını karmaşık, sofistike sanat ve kültür eserlerinin Afrika’dan gelebileceği gerçeğine karşı kör ettiğini yazdı:

“Önceki yüzyıllarda Avrupa’da iktidarda olanlar, insanlığı son derece farklı iki gruba ayırmaya başvurdular: Batı dünyası ve Batılı olmayan … Bu konular, bilim insanlarının zihinlerini o kadar bulandırdı ki, uzun bir süre, aslında 20. yüzyılın sonlarına kadar, Afrika sanatını evrensel insan yaratıcı çabası tarihinde uygun bir yere koymayı reddettiler.”

Ife’yi ortaya çıkarmak

Olokun Başı iade edildikten sonra ortadan kaybolduğu için yaşını kesin olarak bilmek zor. Bilim insanları, büyük olasılıkla 1350’ye kadar uzandığına inanıyorlar.

Avrupalı uzmanlar daha fazla bronz eser aramak için Ife’ye döndüler. Ritüel mezar yerlerinden, çoğu müzelere götürülen çok sayıda pişmiş toprak baş ortaya çıkardılar.

En önemli bulgu, bir düzineden fazla kafanın bulunduğu 1938 yılında gerçekleşti. Kayıp Olokun Başı gibi, bunlar da bakır alaşımından yapılmıştı ancak yaygın olarak bronz olarak anıldılar. Birçoğu bugün Ife’nin Eski Eserler Müzesi’nde görülebilir. 1948’de arkeologlar, kafaların Atlantisli insanlar değil, Yoruba zanaatkarlarının eseri olduğunu kabul etmişti.

Ife kafaları, Afrika’nın yalnızca “ilkel” sanat ürettiğine dair önyargıları yıkmada kilit rol oynadı. 1948’de British Museum’da başların sergilendiği bir sergiye yanıt veren Londra’daki bir yayın, “Bu Afrika sanatı, İtalya ve Yunanistan’ın en iyi eserleri arasında yer almaya değer.” dedi.

Araştırma, kral başlarının tanrılar değil, Yoruba krallıklarının hükümdarları olan ooniler olduğunu gösterdi. Zengin ooniler, Avrupa’ya giden Sahra yolları boyunca altın ve fildişi ticareti yaparak sanat eserleri için metaller elde etti. Yorubalar için kafalar güzel nesnelerden daha fazlasıydı. Yoruba inancında baş, Ori’nin evi, ruhun oturduğu yer ve kişinin kaderinin belirlendiği yerdir.

Ife’de üretilen bu ve diğer nesnelerin derin manevi önemi nedeniyle, birçok Nijeryalı Ife başlarının ülkelerine geri gönderilmesini savunuyor. Bu tartışma, Afrika eserlerinin onları yaratan ülkeye iade edilip edilmeyeceğine dair daha geniş bir tartışmanın parçasını oluşturuyor.


National Geographic. 9 Eylül 2021.

Yorumlar
Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login