Antik İskenderiye’nin Büyük Kadın Bilgini Hypatia Kimdi?

Dini çekişmelerin olduğu bir dönemde açıkça pagan olan Hypatia, aynı zamanda matematik, astronomi ve felsefe okuyan ilk kadınlardan biriydi.

İskenderiye Patriği Cyril’in müritleri tarafından İskenderiyeli Hypatia’nın vahşice öldürülüşü. (C: Photos.com/Thinkstock)

MS 415 veya 416 yılında Mısır’ın İskenderiye sokaklarında bir gün, vaiz Peter liderliğindeki bir grup fanatik Hıristiyan, bir kadının atlı arabasına yaklaştı, kadını arabadan zorla çıkarıp bir kiliseye sürükledi ve orada zorla soyup çatı kiremitleriyle döverek öldürdüler. Daha sonra ise vücudunu parçalayarak yaktılar. Peki bu kadın kimdi ve “suçu” neydi?

Hypatia, eski İskenderiye’nin son büyük düşünürlerinden biriydi ve matematik, astronomi ve felsefe okuyup öğreten ilk kadınlardan biriydi. Günümüzde daha çok vahşice katledilmesiyle hatırlansa da, etkileyici hayatı, dinsel ve mezhepsel bir çatışma çağında bilimin içinde bulunduğu kötü duruma bakabileceğimiz büyüleyici bir mercek.

(İlgili: Antik Dünyadan Mutlaka Bilmeniz Gereken 6 Kadın Filozof)

MÖ 331’de Büyük İskender tarafından kurulan İskenderiye şehri, hızla antik dünya için bir kültür ve öğrenme merkezi haline gelmişti. Tam kalbinde, yarım milyondan fazla parşömenden oluşan koleksiyonu İskenderiye Kütüphanesinde bulunan ve bir tür üniversite olan müze bulunuyordu.

İskenderiye, MÖ 48’de, Iulius Caesar’ın Roma için şehri fethedip yanlışlıkla kütüphaneyi yakmasıyla başlayan yavaş bir düşüş dönemine girmişti. (Daha sonra yeniden inşa edildi.) MS 364’te, Roma İmparatorluğu bölündüğünde ve İskenderiye, imparatorluğun doğu yarısının bir parçası olduğunda, şehir Hıristiyanlar, Yahudiler ve paganlar arasındaki çatışmalarla kuşatılmıştı. Daha sonraki iç savaşlar, kütüphane içeriğinin çoğunun yok olmasına sebep oldu.

Son kalıntılar, 391 yılında, başpiskopos Theophilus, Roma imparatorunun tüm pagan tapınaklarını yok etme emrini yerine getirdiğinde, müzeyle birlikte muhtemelen ortadan kayboldu. Theophilus, son parşömenleri barındırmış olabilecek Serapis tapınağını yıktı ve yerine bir kilise inşa etti.

Müzenin bilinen son üyesi, Hypatia’nın babası matematikçi ve astronom Theon’du.

Theon’un bazı yazıları günümüze ulaşmayı başardı. “Öklid’in Elementleri” üzerine yaptığı yorum (açıklayıcı notlar içeren klasik bir çalışmanın bir kopyası), 19. yüzyıla kadar bu önemli geometri çalışmasının bilinen tek versiyonuydu. Ancak Theon ve Hypatia’nın aile hayatı hakkında çok az şey biliniyor. Hatta Hypatia’nın doğum tarihi bile tartışmalı – akademisyenler uzun süredir onun 370 yılında doğduğunu savunurken, modern tarihçiler 350’nin daha muhtemel olduğuna inanıyor. Annesinin kimliğinin tam bir muamma olmasının yanı sıra, Hypatia’nın Epiphanius adında bir erkek kardeşi olmuş olabilir, ya da Epiphanius Theon’un en sevdiği öğrencisi olabilir.

Theon, kızı Hypatia’ya matematik ve astronomi öğretirken, Hypatia da Theon’un bazı yorumlamalarında onunla birlikte çalıştı. Theon’un Batlamyus’un Büyük Bileşim (Almagest) versiyonunun üçüncü kitabının – Kopernik ve Galileo zamanına dek devrilmeyecek olan Dünya merkezli evren modelini oluşturan inceleme – aslında Hypatia’nın eseri olduğu düşünülüyor.

Synesios’un Hypatia’ya yazdığı yedi mektuptan birinin (1553’te Adrian Turnèbe tarafından düzenlenmiş ve basılmıştır) orijinal Yunanca metni. Fotoğraf, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün Enstitü Arşivlerinde çekildi. (C:Wikimedia Commons)

Bir matematikçi ve astronom olan Hypatia, kendi yorumlarını yazıyor ve evinden bir dizi öğrenciye ders veriyordu. Bu öğrencilerden biri olan Synesios’a ait mektuplar, bu derslerin 19. yüzyıla kadar kullanılacak olan bir tür taşınabilir astronomik hesaplayıcı olan usturlap tasarlamayı içerdiğini gösteriyor.

Hypatia, babasının uzmanlık alanlarının ötesinde, her şeyin “Bir”den kaynaklandığı bir inanç sistemi olan ve günümüzde Neoplatonik okul olarak bilinen okulda bir filozof olarak yer edindi. (Öğrencisi Synesios, Hıristiyan kilisesinde bir piskopos olacak ve Neoplatonik ilkeleri Teslis (Kutsal Üçleme) doktrinine dahil edecekti.) Halka açık dersleri oldukça popülerdi ve kalabalık grupları bir araya getiriyordu. Filozof Damaskios, Hypatia’nın ölümünden sonra şöyle yazmıştı: “[Bir alimin cübbesini] giyen hanımefendi, Platon veya Aristoteles’i dinlemek isteyenlere halka açık bir şekilde açıklamalar yaparak şehrin merkezinde kendini gösterdi.”

İskenderiye’de ders veren Hypatia. Robert Trewick Bone tarafından kağıt üzerine suluboya ve kahverengi mürekkep ile yapılan eser, Yale İngiliz Sanatı Merkezi’nde bulunuyor. (C: Yale Center for British Art, Paul Mellon Collection)

Hypatia hiç evlenmedi ve muhtemelen bekâr bir hayat sürdü, bu muhtemelen Platon’un aile sisteminin ortadan kaldırılmasına ilişkin fikirleriyle uyumluydu. Akdeniz dünyasına dair bilgi veren 10. yüzyıldan kalma dev bir ansiklopedi olan “Suda”, Hypatia’yı son derece güzel ve formda, konuşması anlaşılır ve mantıklı, eylemlerinde ihtiyatlı ve toplum ruhuna sahip olarak tanımlıyor ve şehrin geri kalanının onu iyi bir şekilde karşıladığını ve ona özel saygı gösterdiğini anlatıyor. 

Hayranları arasında İskenderiye valisi Orestes de vardı, ki onunla ilişkisi sonunda Hypatia’nın ölümüne yol açacaktı.

İskenderiye’nin son büyük kütüphanesini de yok eden başpiskopos Theophilus’un yerine, 412’de amcasının diğer inançlara karşı düşmanlık geleneğini sürdüren yeğeni Cyril geçti. (İlk icraatlerinden biri, bir Hıristiyan mezhebi olan Novatianlara ait kiliseleri kapatıp yağmalamak olmuştu.)

Şehrin ana dini organının başındaki Cyril ile sivil yönetimden sorumlu Orestes arasında İskenderiye’yi kimin kontrol ettiğine dair bir mücadele başladı. Orestes bir Hıristiyandı, ancak gücü kiliseye bırakmak istemiyordu. Cyril, tüm Yahudileri şehirden kovan ve evlerini ve tapınaklarını yağmalayan bir kalabalığa önderlik ettiğinde, Yahudi aşırılık yanlıları tarafından Hristiyanların katledilmesinin ardından iktidar mücadelesi zirveye ulaştı. Orestes, Konstantinopolis’teki Roma hükümetini protesto etti. Orestes, Cyril’in uzlaşma girişimlerini reddettiğinde, Cyril’in rahipleri ona bir suikast düzenlemeye çalıştılar ve başarısız oldular.

Ancak Hypatia daha kolay bir hedefti. Hıristiyanlık inancına bağlı olmayan bir felsefe olan Neoplatonizm hakkında alenen konuşan bir pagandı ve muhafızlar tarafından korunma olasılığı, artık hazırlıklı olan Orestes’e göre çok daha azdı. Hızlıca, Orestes ve Cyril’in aralarındaki farklılıkları çözmelerini engellediğine dair bir söylenti yayıldı. Ve ardından, vaiz Peter ve çetesi harekete geçti ve Hypatia trajik sonuyla yüz yüze geldi.

C: “Little Journeys to the Homes of Great Teachers: Hypatia”, Elbert Hubbard, 1908

Cyril’in Hypatia’nın ölümündeki rolü hiçbir zaman netlik kazanmadı. Michael Deakin’in, 2007 tarihli “İskenderiyeli Hypatia” adlı kitabında yazdığına göre, bir kısım onu temize çıkarıp insanları anısına saygı duymaya yönlendirirken, ruhban karşıtı bir kısım ise onu kınamaktan bir tür zevk alıyordu.

Bu arada Hypatia, feministler için bir sembol, paganlar ve ateistler için bir şehit ve kurgu dünyasında bir karakter haline geldi. Voltaire, Hypatia’yı kiliseyi ve dini kınamak için kullandı. İngiliz papaz Charles Kingsley, onu bir orta Viktorya dönemi romantizminin konusu yaptı. 2009 yılında vizyona giren İspanyol filmi Agora’da ise Rachel Weisz tarafından canlandırılan kadın kahramandı. Film, Hypatia’nın kütüphaneyi fanatik Hıristiyanlardan kurtarmak için verdiği mücadeleyi konu alıyor.

Hypatia ile İskenderiye’de ne paganlık ne bilim sona ermedi ama kesinlikle büyük bir darbe aldılar. Deakin’e göre neredeyse tek başına, fiilen son akademili olarak, entelektüel değerleri, titiz matematiği, münzevi Neoplatonizmi, zihnin hayati rolünü ve sivil yaşamda ölçülülük ve ılımlılığın sesini temsil ediyordu. Dini fanatizmin kurbanı olmuş olsa da, Hypatia modern zamanlarda bile bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.


Smithsonian Magazine. 14 Mart 2010.

You must be logged in to post a comment Login