Aborjin Hikayesi, Anlatılan En Eski Hikaye Olabilir

Uzun zaman önce, Avustralya’nın güneydoğusuna dört dev yaratık gelmiş. Üçü, kıtanın diğer bölgelerine yürüyüp gitmiş ancak biri yere çömelmiş. Vücudu, Budj Bim adındaki bir yanardağa, dişleri ise yanardağın lavlarına dönüşmüş. 

19. yüzyıldan kalma Budj Bim’in tepesindeki bir krater gölünün çizimi. C: Eugene Von Guerard

Günümüzde bilim insanları, bölgedeki Aborjin Gunditjmara halkı tarafından anlatılan bu masalın aslında geçmişe dayanan bazı temelleri olabileceğini düşünüyor. Yeni bulguların gösterdiğine göre yaklaşık 37.000 yıl önce, Budj Bim ve yakınındaki başka bir yanardağın bir dizi patlamayla oluşması, efsanenin günümüzde anlatılan en eski hikaye olabileceğini öne sürüyor.

Çalışmada yer almayan James Cook Üniversitesi arkeologu Sean Ulm, araştırmanın oldukça etkileyici bir olasılığı olduğunu söylüyor. “On binlerce yıldır bu geleneklerin süre geldiğini düşünmek ilginç bir mesele.” Ancak sözlü olarak aktarılan birçok diğer hikayenin günümüze ulaştığı düşünülmediğinden Cook ve diğer araştırmacılar, bu konuda temkinli olmayı elden bırakmamak gerek diyor.

(Aborjinlerin Efsaneleri 4700 Yıl Önceki Meteor Yağmurunu Doğruluyor)

Gunditjmara halkının, günümüzde Avustralya’nın Victoria eyaleti olarak bilinen bölgesinin güneybatı köşesinde ne kadar süre boyunca yaşadıkları belli değil. Şimdiye kadar burada insanların yaşadığına dair kabul edilen en eski bulgular yaklaşık 13.000 yıl öncesine dayanıyor. 

Ancak Melbourne Üniversitesi jeologu Erin Matchan, 1940’larda arkeologların bölgenin antik Tower Hill yanardağının yakınında taştan bir balta bulduklarını söylüyor. Volkanik kayaçların altına gömülü bulunan bu balta, patlamadan önce insanların orada yaşadığına işaret ediyor.

Şimdilerde, Matchan ve meslektaşları bu kayaçları ve 40 kilometre kuzeybatıdaki Budj Bim’in kayaçlarını tarihledi. Potasyum-40’ın zaman içinde argon-40’a radyoaktif parçalanışını ölçen sağlam bir tekniğe dayanan bu tarihleme yöntemi, her iki volkanın da yaklaşık 37.000 yıl önce oluştuğuna işaret ediyor. 

Aborjin yerli halkı.

Ekip bu ay Geology dergisindeki yazılarında, “Aniden yaşanan bu ikili patlama, o sırada bölgede yaşayan insanların üzerinde büyük bir etki bırakarak dört devin hikayesini kıvılcımlandırmış olabilir.” diyor. Matchan, aradan geçen yıllarda bölgede öykülere ilham olabilecek başka büyük bir volkanik patlamanın yaşanmadığını söylüyor. Buna rağmen ekibinin, Gunditjmara hikayesinin o kadar da eskiye dayandığını iddia etmediklerinin de altını çiziyor.

Aborjin masalları, bilinen en eski masallar arasında yer alıyor. Maroochydore, Sunshine Coast Üniversitesi’nde coğrafyacı olan Patrick Nunn 2015 yılında, Avustralya çevresinde yaşamış 21 topluluğun, deniz seviyesi yükselmesinden dolayı sahile su basmasını anlatan bir bölümün yer aldığı hikayeleri bağımsız olarak koruduklarını ileri süren bir araştırmanın yazarlığını yaptı. Nunn, bu hikayelerin yaklaşık 7.000 yıllık olabileceğini söylüyor. Bu doğruysa Gunditjmara hikayesi, bu hikayelerden beş kattan daha eskiye dayanıyor.

(Aborjin Saçları Avustralya’daki 50,000 Yıllık Varlıklarını Gösteriyor)

Gün geçtikçe artan bulgular, birçok farklı kıtadaki insanın son birkaç bin yıldır çok geniş ve uzak yerlere göç ettiğini gösteriyor. Bu, bugün belirli bir bölgede yaşayan insanların, on binlerce yıl önce orada yaşayanlarla bağlantılı olmayabileceği anlamına geliyor. Ancak 2017 yılında eski saç örnekleri üzerinde yapılan bir araştırma, Avustralya’nın bir istisna olabileceğini öne sürdü: Birçok Aborjin Avustralya nüfusu neredeyse 50.000 yıldır aynı yerde yaşıyor. Nunn, “Bence bu, hikayelerin neden bu kadar uzun süre iyi bir şekilde korunduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.” diyor. 

Hikayenin köklü geçmişine temkinli bir şekilde yaklaşan Clayton, Monash Üniversitesi’nin arkeologu Ian McNiven, “Batı’da daha yeni, Avustralya yerlilerinin sözlü tarihlerinin geçmişini anlamada ilk adımlarımızı attık.” diyor.

Gunditj Mirring Aborijin Soyundan Gelenler Şirketi CEO’su Damein Bell, Gunditjmara topluluğunun ülkesiyle olan köklü bağlantılarını gösteren bu yeni çalışmayı ilgiyle karşıladıklarını belirtiyor:

“Dünyadaki tüm Yerlilerde olduğu gibi hikayelerimiz, mirasımız, kimliğimiz ve mücadelemiz vatanımızın ve iç sularımızın birer parçasıdır.”

Bell, Gunditjmara öykülerinin ataları tarafından çok uzun yıllar boyunca korunduğunu zaten tahmin ettiklerini ancak tam olarak ne zamandan beri var olduklarını gösteren bilimsel bulguları da takdir ettiklerini söylüyor. “Her zaman… atalarımızın dehasını kanıtlayan yeni teknolojilere hayran kalmışızdır.”


Sciencemag. Colin Barras. 11 Şubat 2020.

Makale: Matchan, E. L., Phillips, D., Jourdan, F., & Oostingh, K. (2020). Early human occupation of southeastern Australia: New insights from 40Ar/39Ar dating of young volcanoes. Geology.

Dokuz Eylül Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık bölümü lisans öğrencisi. Arkeolojiyle, sanat tarihiyle ve grafik tasarımla ilgili. Yüksek lisansını da bu alanlardan biriyle yapmak istiyor.

You must be logged in to post a comment Login