İspanya’daki Calatrava Tarikatı üyesi bir şövalyede saptanan Crouzon sendromu, Orta Çağ arkeolojisinde türünün ilk örneği olarak belgelendi.

İspanya’daki arkeologlar, ülkenin ilk askeri-dini oluşumlarından biri olan Calatrava Tarikatı’na mensup bir şövalyeye ait sıra dışı iskelet kalıntıları gün yüzüne çıkardılar. İskeletin genel yapısı tipik özellikler gösterse de, bireyin kafatası olağanüstü derecede dar ve uzun bir forma sahipti. Heritage dergisinde yayımlanan araştırmayı yürüten ekip, bu morfolojik yapının Crouzon sendromundan kaynaklandığı sonucuna vardı; bu durum arkeoloji literatürü için istisnai bir bulgu niteliğinde.
Rovira i Virgili Üniversitesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü’nden araştırmacı Carme Rissech, keşfe dair yaptığı açıklamada, “İlk kez bu türden bir vakayla karşılaşıyoruz” ifadesini kullandı. Rissech, daha önce bu sendroma sahip bebek kalıntıları tanımlanmış olsa da, bir yetişkinde ve özellikle bir şövalyede bu durumun ilk kez belgelendiğini vurguladı.
(İlgili: Polonya’da Bir Dondurmacının Altında Ortaçağ Şövalyesi Bulundu)
Crouzon sendromunun temel göstergesi olan kraniyosinostoz, bebeklik döneminde kafatası kemiklerinin erken kaynaması sonucu kafatasının normal gelişimini tamamlayamaması ve alışılmadık bir şekil alması durumu. Günümüzde cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bu patolojik durum, Orta Çağ koşullarında kalıcı fiziksel değişimlere yol açıyordu.
Rissech’e göre, 23 santimetre uzunluğunda ve 12 santimetre genişliğinde olan bu kafatası, yaklaşık 50 yaşlarında ölen bir erkeğe aitti. Uzmanlar bu veriye, kalıntıların morfolojik incelemesi yoluyla ulaştılar. Bu yöntem, bireyin sadece ölüm yaşını değil, aynı zamanda yaşam tarzını, hatta mesleğini tahmin etmek için de kullanılıyor.
Yapılan analizler, bireyin 12. ila 15. yüzyıllar arasında yaşadığını ve büyük olasılıkla 12. yüzyılda Kastilya bölgesinde kurulan Calatrava Tarikatı’nın bir üyesi olduğunu gösteriyor. Dönemin ünlü Tapınak Şövalyeleri gibi, Calatrava Tarikatı da İspanya’daki Müslümanlara karşı daimî bir savaş yürütmekle görevliydi.
1174 yılında Kastilya Kralı VIII. Alfonso, stratejik öneme sahip olan Guadalajara’daki Zorita de los Canes Kalesi’ni sınır güvenliğini sağlaması amacıyla bu tarikata devretmişti. Arkeologlar, Crouzon sendromlu şövalyenin kalıntılarını bu kalenin kalıntıları arasında keşfettiler.

Peki, Rissech bu bireyin bir şövalye olduğundan nasıl bu kadar emin? Rissech durumu, “Sağ koldaki deltoid ve biseps kaslarının kemiğe tutunma izleri, diğer şövalyelerin iskeletlerinde rastlanan bulgularla tamamen örtüşüyor,” diye açıklıyor.
Bu veriler, bireyin düzenli olarak ata bindiğine işaret eden diğer osteolojik bulgularla da tutarlılık gösteriyor. Örneğin, uyluk kemiğinin ön tarafında yer alan linea aspera hattındaki pürüzlülüğün artmış olmasının yanı sıra; kalça ekleminin yuvasını oluşturan asetabulum kenarlarının daha keskin bir form aldığı saptandı.
Bireyin şövalye statüsüne dair en somut göstergeler ise iskelet üzerindeki travmatik lezyonlar. Kafatasında; sfenoid, frontal, temporal ve parietal kemiklerin birleştiği şakak bölgesinde delici bir yara, ensesinde ise benzer nitelikte başka bir darbe izi bulunuyor. Ayrıca sol kaval kemiğinde, eş merkezli kırık hatları gösteren büyük bir ezilme mevcut.
Rissech, bu yaralanmaların tipolojisini şöyle detaylandırıyor: “Bunlar, savaş sırasında hayatını kaybeden Orta Çağ savaşçılarında sıkça rastlanan yaralanmalar ve kuşatma sırasında ölen bireylerinkinden farklılık gösterir. Kuşatma kurbanlarında yaralanmalar genellikle sadece kafatasıyla sınırlıyken, bu vakada vücudun farklı bölgelerine yayılan darbeler görülüyor.”
Kemik dokusundaki incelemeler, bu yaralanmaların kemik henüz tazeyken meydana geldiğini ve hiçbir iyileşme belirtisi göstermediğini ortaya koyuyor. Bu durum, söz konusu darbelerin büyük olasılıkla ölümle sonuçlandığına işaret ediyor.

Ekip, bireyin sahip olduğu kraniyosinostozun (kafatası kemiklerinin erken kaynaması) nedenini belirlemek için bir ayırıcı tanı süreci yürüttüler. Bu sistematik süreçte; belirtilerle uyuşmayan veya yaşam süresini kısaltan diğer sendromlar elenerek, kanıtlarla uyuşan tek sonuca ulaşıldı: Crouzon sendromu.
Rissech, “Çoğu vakada Crouzon sendromu ciddi bilişsel bozukluklara yol açmaz ve yaşam süresini doğrudan etkilemez” diyor.
Calatrava Tarikatı’nın bir üyesi olan bu şövalye, topluluğun işlevsel bir üyesi olarak günlük yaşama aktif katkıda bulunmuş olmalıydı. Ancak çene bölgesindeki, muhtemelen çene hareketlerini kısıtlayan önemli hasarlar, yemek yeme gibi temel faaliyetlerde yardıma ihtiyaç duymuş olabileceğini düşündürüyor. Ayrıca, ağzının sağ tarafındaki diş eksikliğiyle bağlantılı olabilecek yoğun diş plağı birikimi de bu fiziksel zorlukların bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Tüm bu klinik tabloya rağmen, bulgular adamın ata binebildiğini, kılıç kuşanabildiğini ve savaş zamanı geldiğinde silah arkadaşlarıyla birlikte saf tuttuğunu gösteriyor.
IFL Science. 23 Ocak 2026.
Makale: Rissech, C., Creo, O., Revuelta, B., Cobo, S., Urbina, D., Urquijo, C., … & Lloveras, L. (2025). An Ultradolichocephaly in a Knight of the Order of Calatrava from the Castle of Zorita de los Canes (Guadalajara, Spain) Dated Between the 13th and 15th Centuries. Heritage, 8(10), 414.
You must be logged in to post a comment Login