Çin’de Neden Bu Kadar Farklı Eski İnsan Türü Bulunuyor?

Çin’de bulunan sıra dışı hominin fosilleri, bu bölgenin insan evriminde sanıldığından çok daha karmaşık bir sahne olduğunu gösteriyor.

Homo longi (Ejderha Adam). C: Wikimedia Commons

Orta Pleistosen döneminde Doğu Asya’da epey ilginç karakterler dolaşıyordu. Ne Homo erectus kadar ilkel ne de modern insanlar kadar gelişmiş olan bu hominin topluluğunu adlandırmak ya da sınıflandırmak ise oldukça zor. Ancak artık bilim insanları, insan evriminin bu karmaşık döneminde neler yaşandığına dair daha net bir tablo kurmaya başlıyor.

Homininler Çin’deki fosil kayıtlarında ilk kez yaklaşık 1,8 milyon yıldan biraz daha kısa bir süre önce ortaya çıkıyor ve bu erken gelenler yaygın biçimde Homo erectus adlı tür olarak kabul ediliyor. Ancak yaklaşık bir milyon yıl sonra işler karışıyor. Çünkü bu kez “geçiş” özelliği taşıdığı söylenen çeşitli örnekler ortaya çıkmaya başlıyor.

Homo erectus, Neandertaller ve modern insanlar arasında bir yerde duran özelliklere sahip bu sıra dışı canlılar, çok büyük bir morfolojik çeşitlilik sergiliyor. Bu da, bu dönemde Çin’de gerçekte kaç farklı insan türünün yaşadığı konusunda tartışmalara yol açıyor. Bu dönem, uygun biçimde “Orta’daki Karmaşa” (Muddle in the Middle) olarak adlandırılıyor.

(İlgili: Çin’de Bulunan Homo erectus Kafatasları 1,8 Milyon Yıllık Çıktı)

2021’de bilim insanları önemli bir atılım yaptı ve Heilongjiang eyaletinin Harbin kentinden 140.000 yıllık bir kafatasını Homo longi (yani “Ejderha Adam”) adlı yeni bir tür olarak sınıflandırdı. Ayrıca bu türün kafatası morfolojisinin Neandertallerden çok bize benzediğini, dolayısıyla hominin soy ağacında bizim kardeş türümüzü oluşturduğunu belirttiler.

Bu sırada DNA ve protein kanıtları da birçok Asya hominin fosilini Denisovalılar adı verilen gruba yerleştirecek şekilde birikmeye başladı. Bu grup geleneksel olarak Neandertallere daha yakın kabul ediliyordu. Ancak Harbin kafatasının kendisi Denisovalı DNA’sı taşıyor. Bu da Denisovalıların soy ağacımızda tam olarak nereye oturduğu ve Homo longi ile Denisovalıların aslında aynı şey olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Bir görüş ekolü buna “evet” diyor ve Çin’deki fosillerin çoğunun Homo longi’ye ait olduğunu, Homo longi sınıflamasının Denisovalıları da kapsadığını öne sürüyor. Ancak başka araştırmacılar, en azından Çin’deki bazı Denisovalıların ayrı bir popülasyonun parçası olduğu fikrini savunuyor. Yani elimizde iki farklı soy hattının kalıntıları olabilir.

Xujiayao’dan gelen 200.000 yıllık kalıntıların analizine dayanarak, önerilen bu ikinci gruba Homo juluensis adı verildi ve bunun bizim türümüzden ziyade Neandertallere daha yakın olduğu öne sürüldü.

Ancak kafa karışıklığı burada da bitmiyor. Garip bir şekilde, longi türünün yaklaşık 850.000 yıl önce İspanya’da ilk kez ortaya çıkan Homo antecessor’u da içerdiği anlaşılıyor. Bu da, bu grubun kendi türümüz ortaya çıkmadan çok önce Avrasya’nın geniş bir bölümüne yayılmış olduğunu düşündürüyor

Bir de kendi türümüzün ilk olarak Afrika’da ortaya çıktığının düşünüldüğünü hesaba katınca tablo daha da karmaşık hale geliyor. Sonuçta eğer Homo longi bizim kardeş grubumuzsa, bu soyla ortak bir atayı paylaşmamız gerekir. Ancak bu ata türün Çin’de mi, İspanya’da mı, Afrika’da mı yoksa başka bir yerde mi yaşadığı giderek derinleşen bir gizem olarak kalıyor.

Bu dolambaçlı evrim hikâyesindeki çok sayıdaki dönemeç ve sapmayı özetleyen yeni bir çalışmanın yazarları, kesin olarak bildiğimiz tek bir şey olduğunu söylüyor: Çin, Homo erectus’un gidip “öldüğü” bir yer değildi. Aksine, birbiriyle ilişkili çok sayıda soy hattının yükselip çöktüğü, sonunda ise bizim türümüz dışındaki tüm hominin türlerinin ortadan kaybolmasıyla sonuçlanan büyüleyici bir insanlık hikâyesinin sahnesiydi.

Yazarlar şöyle yazıyor: “Çin, evrimsel bir çıkmaz sokaktan ziyade, çok sayıda Homo soy hattının ortaya çıkmış, etkileşmiş ve değişen çevrelere uyum sağlamış olabileceği dinamik bir evrimsel kavşak olarak görünüyor.”

Bu tamamlanmamış destanın sonraki bölümlerine bakarak da şunu öne sürüyorlar: “Fosil kayıtları genişledikçe, sapiens türüyle bağlantılı daha fazla homininin Avrasya genelinde ortaya çıkmış olması muhtemel.”


IFL Science. 26 Şubat 2026.

Makale: Yang, SX., Martinón-Torres, M. & Petraglia, M.  (2026). Palaeoanthropological evidence from China is changing the picture of hominin evolutionary history. Nat Ecol Evol.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora adayı. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login