Cambridge’te, biri çok uzun boylu olmak üzere 10 savaşçının elleri ve ayakları bağlı olarak atıldığı Viking toplu mezarı bulundu.

Arkeologlar ve öğrenciler, Cambridge Üniversitesi’nin arkeoloji lisans programı kapsamında yürütülen bir eğitim kazısında, yaklaşık MS 9. yüzyıla tarihlenen bir çatışma ya da infazın izlerini keşfetti.
Cambridge’in dış kesimlerinde bulunan mezar çukuru, bölgenin Saksonlar yönetimindeki Mercia Krallığı ile, yaklaşık MS 870’te Vikingler tarafından fethedilen East Anglia Krallığı arasındaki çatışmada bir “sınır bölgesi” olduğu döneme ait olabilir.
Geçen yılın ilkbahar ve yaz aylarında gün yüzüne çıkarılan çukur, kafatası sayısına göre on bireye ait kalıntılar içeriyor. Bunlar arasında en az bir baş kesme vakası ve boyu 190 cm’nin oldukça üzerinde olan (o dönem için son derece uzun), kafatasına trepanasyon uygulanmış bir erkek de vardı.
(İlgili: Bu Viking Kadını Ağzında Deniz Tarağı Kabuklarıyla Gömülmüş)
Olağandışı biçimde, toplu mezarda hem bütün halde hem de parçalanmış kalıntılar bir aradaydı: Belirgin biçimde eşleşen gövdeleri olmadan bir arada duran bir kafatası kümesi ve bir “bacak yığını”nın yanı sıra, bazıları bağlanmış olduklarını düşündüren pozisyonlarda bulunan dört tam iskelet de yer alıyordu.
Hepsinin nispeten genç erkekler olduğu ve özen gösterilmeden çukura atıldığı görülüyor. Bu da arkeologların, küçük bir çatışmanın ya da bir savaşın ardından oluşan tabloyla veya belki de toplu bir infazla ya da ikisinin bir birleşimiyle karşı karşıya olduklarına inanmalarına yol açtı.

Dr Oscar Aldred’in liderliğinde yürütülen eğitim kazısı Wandlebury Country Park’ta gerçekleşti.
Arkeologlar, Cambridge’in yaklaşık 5 kilometre güneyinde yer alan ve okul gezileri ile aile etkinlikleri için popüler bir nokta olan Wandlebury’deki Demir Çağı unsurlarının, erken Ortaçağ döneminde de tıpkı bugün olduğu gibi, bölgeyi ünlü bir buluşma yeri haline getirmiş olacağını söylüyor.
Bunlar, 1976’dan beri Wandlebury’de bulunan ilk insan kalıntıları. O yıl, yakın zamanda kazının yapıldığı alana yakın bir yerde fırtınanın bir ağacı kökünden sökmesiyle, aynı döneme tarihlenen beş iskeletten oluşan bir toplu buluntu da ortaya çıkarılmıştı.
Son keşfin en dikkat çekici yanlarından biri, 17 ile 24 yaşları arasında olan bir erkeğin tam kalıntıları: Yüzüstü çukura atılmış bu kişinin boyu yaklaşık 196 cm olmalıydı. Arkeologlara göre bu uzunluk bir büyüme rahatsızlığından kaynaklanmış olabilir. Zira erkeklerde ortalama boyun yaklaşık 167 cm olduğu bir dönemde bu kişi gerçekten çok uzundu.
Ayrıca adamın kafatasında 3 cm çapında, büyük, oval bir delik var. Bu da trepanasyon geçirdiğine işaret ediyor. Trepanasyon, yaşayan bir insanın kafatasına delik açılarak uygulanan bir cerrahi işlemdi. Kafatasının arka sol tarafındaki delikte iyileşme izleri görülüyor.
Trepanasyonlu kafatasları, antik Yunan ve Roma kalıntıları da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında bulundu. Trepanasyonun, migren ve nöbetler gibi durumların belirtilerini ve bugün psikolojik olarak tanımladığımız bazı rahatsızlıkları hafifletmek için yapıldığı düşünülüyor.

Bu kalıntıların ileri analiz için götürüldüğü Cambridge Üniversitesi’ndeki Duckworth Koleksiyonları’nın küratörü Dr Trish Biers, “Bu bireyde, hipofiz bezini etkileyen ve büyüme hormonlarında artışa neden olan bir tümör bulunmuş olabilir” diyor.
Biers, “Bunu, uzuv kemiklerinin uzun gövdelerindeki ve iskeletin başka yerlerindeki kendine özgü özelliklerde görebiliyoruz. Beyindeki böyle bir durum kafatası içinde basıncı artırarak baş ağrılarına yol açmış olabilir. Trepanasyon bu ağrıyı hafifletme girişimi olabilir” diyor.
Parçalanmış kalıntıların, anatomik bütünlüğü korunmuş bedenlerle birlikte bulunması, toplu mezarlar için bile oldukça sıra dışı ve arkeologları kafasını kurcalıyor.
Çenede görülen kesik izlerinden anlaşıldığı üzere bir erkeğin açıkça başının kesildiği ve birkaç kişide çatışmayla uyumlu travma izleri bulunduğu halde, arkeologlar Wandlebury’ye gömülenlerin bir savaşın kurbanı olduğunu söylemek için yeterli kanıt olmadığını belirtiyor.
Buna karşılık, kesilmiş başların, uzuvların ve kaburgalardan leğen kemiklerine kadar çeşitli diğer parçaların bir çukura atılmış olması; bazı durumlarda aynı türden vücut parçalarının bir arada yığılması; bunların dört ölü erkeğin üzerine istiflenmesi ve en az birinin bağlanmış gibi görünmesi, Dr Oscar Aldred’e göre korkunç bir şiddete ve muhtemelen bir infaza işaret ediyor.

Aldred, “Gömülenler bedensel cezaya maruz kalan kişiler olmuş olabilir ve bu da Wandlebury’nin kutsal ya da iyi bilinen bir buluşma yeri oluşuyla bağlantılı olabilir. Eklem bağlantıları kesilmiş bazı vücut parçalarının daha önce ganimet olarak sergilenmiş olması ve daha sonra toplanıp infaz edilen ya da başka şekilde katledilen bireylerle birlikte gömülmüş olması da mümkün” diyor.
“Bu vücut parçalarının bazılarının bilinçli biçimde doğrandığına dair çok fazla kanıt görmüyoruz; dolayısıyla çukura atıldıklarında parçalanma sürecinde olup kelimenin tam anlamıyla dağılmaya başlamış olabilirler.”
Cambridge, MS 8. yüzyılın sonlarında Mercia kralı Offa’nın kontrolü altındaydı. Ancak MS 9. yüzyılın sonlarında (yaklaşık MS 874–875), Büyük Viking Ordusu’nun yarısı Cambridge yakınlarında kamp kurdu ve kenti yağmaladı.
Ardından Cambridgeshire, Vikinglerin Doğu Anglia Krallığı’na dahil edildi ve Danelaw anlaşmasının bir parçası olarak MS 10. yüzyılın başlarına kadar Viking kontrolünde kaldı.
İlk radyokarbon çalışmaları bazı kemikleri yaklaşık bu döneme tarihlendiriyor. Ancak mezara eşlik eden herhangi bir mezar eşyası bulunmadığından, bunların Sakson mu yoksa Viking mi olduğunu belirlemek için daha fazla araştırma gerekiyor.
Aldred, “Cambridgeshire, Mercia ile Doğu Anglia arasında bir sınır bölgesiydi ve Saksonlarla Vikinglerin onlarca yıl boyunca toprak için çarpıştığı sürekli savaşların sahnesiydi. Çukurun bu çatışmalarla ilişkili olabileceğini düşünüyoruz” diyor.
Cambridge ekibinin gelecekteki çalışmaları; sağlık durumunu, akrabalık ilişkilerini ve soy bağlarını araştırmak için antik DNA ve izotop analizleri de dahil olmak üzere kemik analizlerini kapsayacak. Bu da bunların Viking kalıntıları olup olmadığını belirlemeye yardımcı olacak.
Arkeologlar ayrıca, çukura atılan kişi sayısını saptamak için parçalanmış kalıntıların herhangi birinin yeniden birleştirilip birleştirilemeyeceğini görmek amacıyla “yeniden eşleştirme” denemeleri de yapacak.
University of Cambridge. 4 Şubat 2026.
You must be logged in to post a comment Login